"

ÂD

" Kelimesi için arama sonuçları
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ÂDEM (İsim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
İnsan. İlk insan ve ilk peygamber (A.S.)Allah ilk insan olarak Âdem'i, sonra eşi Havva'yı yaratmıştır. Bugünkü insanlar onlardan türeyip çoğalmıştır. Bazı dine tâbi olmıyanlar, insanın maymun soyundan bir hayvandan türediğini iddia ederler. Bu iddia kasıtlıdır, çünki ilmî isbatı yapılamamıştır. Lâboratuarlarda küçük canlılar üzerinde yapılan çalışmalar göstermiştir ki, canlının genetik yapısında meydana gelen değişiklik sonucu türeyen yeni canlı, ana-babasından daha mükemmel değil; dejenere olmuş, soysuzlaşmış, bozuk bir şekil almıştır. İnsan ise en mükemmel mahluktur. Kaldı ki bu güne kadar bir canlının değişip başka bir canlı haline geldiğini kimse görmemiştir. Bugünkü maymunlar da hâlâ insan olmamışlardır. Bugünün psikoloji ve felsefi antropolojisi insanın mahiyetçe, özce hayvandan farklı olduğunu kabul etmiştir. $ Yani: Cenâb-ı Hak, Âdem'i (A.S.) bütün kemalâtın mebadisini tazammun eden âli bir fıtratla tasvir etmiştir ve bütün maâlinin tohumlarına mezraa olarak yüksek bir istidat ile halketmiştir ve mevcudatı ihata eden ulvi bir vicdan ve ihatalı on duygu ile teçhiz etmiştir; ve bu üç meziyet sayesinde, bütün hakaik-ı eşyayı öğretmeye hazırlamıştır, sonra bütün esmayı kendisine öğretmiştir. Âdem'i halketti, tesviye etti, cesedine nefh-i ruh etti, terbiye etti, sonra esmâyı tâlim etti ve hilâfete namzed kıldı. Sonra vakta ki Âdem'i melâikeye tercih etmekle rüchan mes'elesinde ve hilâfet istihkakında ilm-i esmâ ile mümtaz kıldı. İ.İ.)(Hz. Âdem'in (A.S.) Cennet'ten ihracı ve bir kısım beni-âdemin Cehennem'e idhali ne hikmete mebnidir?Elcevap: Hikmeti, tavziftir... Öyle bir vazife ile me'mur edilerek gönderilmiştir ki, bütün terakkkiyat-ı mâneviye-i beşeriyenin ve bütün istidâdât-ı beşeriyenin inkişaf ve inbisatları ve mâhiyet-i insaniyenin bütün Esmâ-i İlâhiyeye bir âyine-i câmia olması, o vazifenin netayicindendir. Eğer Hz. Adem Cennette kalsaydı; melek gibi makamı sâbit kalırdı, istidâdât-ı beşeriye inkişaf etmezdi. Halbuki yeknesak makam sâhibi olan melâikeler çoktur, o tarz ubudiyet için insana ihtiyaç yok. Belki hikmet-i İlâhiye, nihayetsiz makamatı kat' edecek olan insanın istidadına muvafık bir dâr-ı teklifi iktiza ettiği için, melâikelerin aksine olarak mukteza-yı fıtratları olan mâlum günahla Cennet'ten ihraç edildi. Demek Hazret-i Adem'in Cennet'ten ihracı, ayn-ı hikmet ve mahz-ı rahmet olduğu gibi; küffarın da Cehennem'e idhalleri haktır ve adâlettir. M.) (Bak: Terakkiyat)
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ADEM-ÂBÂD (Özel isim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
f. Yokluk. Yokluk alemi.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ADEM-İ ABESİYYET (Özel isim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Abes olmayış. Faydasız ve boş olmamak.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ADEM-İ BASİRET (Özel isim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Basiretsizlik, görüşsüzlük.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ADEM-İ DİKKAT (Özel isim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Dikkatsizlik.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ADEM-İ EMNİYET (Özel isim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Emniyetsizlik. Güvensizlik.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ADEM-İ HÂRİCÎ (Özel isim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
İlm-i İlâhide mevcud olup, maddi vücudu olmayan.(Adem-i mutlak zaten yoktur; çünkü bir ilm-i muhit var. Hem daire-i ilm-i İlâhînin harici yok ki, bir şey ona atılsın. Dâire-i ilim içinde bulunan adem ise, adem-i hâricidir ve vücud-u ilmiye perde olmuş bir ünvandır. Hatta bu mevcudat-ı ilmiyeye bazı ehl-i tahkik "A'yan-ı sâbite" tabir etmişler. Öyle ise, fenaya gitmek, muvakkaten haricî libasını çıkarıp, vücud-u mâneviye ve ilmîye girmektir. Yani, hâlik ve fani olanlar, vücud-u hâricîyi bırakıp; mâhiyetleri bir vücud-u mânevi giyer, dâire-i kudretten çıkıp dâire-i ilme girer. M.)
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ADEM-İ İHTİLÂF (Özel isim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Birlik. Beraberlik. Uyuşma. Anlaşma.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ADEM-İ İKTİDAR (Özel isim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
İktidarsızlık. Güçsüzlük. Kuvvetsizlikten gelen hastalık.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ADEM-İ İMKÂN (Özel isim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
İmkânsızlık. Mümkün olmayış.