Tüm Sözlükler
174 record(s) found.

  • İNDÎ s. Kendince.

    Turkish - Turkish dictionary
  • İNDÎŞahsi. Keyfi. Zati. Kendine göre. * Bana göre. Bence.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • indisubjective, based on personal opinion (as opposed to thorough and objective study).

    Turkish - English dictionary
  • IndiaHindistan

    Spanish - Turkish Dictionary
  • Indiai. Hindistan.

    English - Turkish Dictionary
  • India inkçini mürekkebi.

    English - Turkish Dictionary
  • Indiani. 1. Hintli. 2. Kızılderili. s. 1. Hint; Hindistan; Hindistan´a özgü. 2. Hintli. 3. Kızılderili, Kızılderililere özgü. 4. Kızılderili.

    English - Turkish Dictionary
  • Indian cornİng. mısır.

    English - Turkish Dictionary
  • Indian file tek sıra (yürüyüş).

    English - Turkish Dictionary
  • Indian hemphintkeneviri.

    English - Turkish Dictionary
  • Indian lotus hintfulü.

    English - Turkish Dictionary
  • Indian mealİng. mıısır unu.

    English - Turkish Dictionary
  • Indian ricehintpirinci.

    English - Turkish Dictionary
  • Indian summer pastırma yazı.

    English - Turkish Dictionary
  • Indian yellowhintsarısı.

    English - Turkish Dictionary
  • Indianer - {indi'a:nır} r Kızılderili.

    German - Turkish Dictionary
  • İNDİBAG Deri tabaklama.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • indicadorgösterge

    Spanish - Turkish Dictionary
  • indicargöstermek

    Spanish - Turkish Dictionary
  • indicarişaret etmek

    Spanish - Turkish Dictionary
  • indicate(Türk Bilişim Terimlerinden) göstermek

    Computer, Internet Glossary
  • indicatef. işaret etmek, göstermek, imlemek.

    English - Turkish Dictionary
  • indicate, togöstermek

    Computer, Internet Glossary
  • indicateurgösterge

    French - Turkish dictionary
  • indicatifalan kodu

    French - Turkish dictionary
  • indicating (measuring) instrumentgösterici alet

    Computer, Internet Glossary
  • indicating circuitgösterge devresi

    Computer, Internet Glossary
  • indicating devicegösterge elemanı

    Computer, Internet Glossary
  • indicating measuring instrumentgöstergeli ölçme aygıtı

    Computer, Internet Glossary
  • indicationi. 1. bildirme, anlatma, gösterme. 2. belirti, delil, gösterge, işaret.

    English - Turkish Dictionary
  • indication of a measuring instrumentölçme aygıtının gösterge değeri

    Computer, Internet Glossary
  • indicatives.

    English - Turkish Dictionary
  • indicativoalan kodu

    Spanish - Turkish Dictionary
  • indicato ag gösterilmiş; uygun.

    Italian - Turkish dictionary
  • indicatorindikatör

    Medicine and Hematology Glossary
  • indicator(Türk Bilişim Terimlerinden) gösterge

    Computer, Internet Glossary
  • indicatori. gösterge, ibre.

    English - Turkish Dictionary
  • indicator travelgösterge yolalımı

    Computer, Internet Glossary
  • indiceipucu

    French - Turkish dictionary
  • indicedizin

    Spanish - Turkish Dictionary
  • indiceindeks

    Spanish - Turkish Dictionary
  • indice m işaret parmağı.

    Italian - Turkish dictionary
  • indicioipucu

    Spanish - Turkish Dictionary
  • indictf. for ile suçlamak.

    English - Turkish Dictionary
  • indictmenti. 1. iddianame, savca. 2. suçlama. 3. dava açma.

    English - Turkish Dictionary
  • IndienHintli

    French - Turkish dictionary
  • IndienKızılderili

    French - Turkish dictionary
  • Indien{'indiın} Hindistan.

    German - Turkish Dictionary
  • indietro pr geri, geriye, arkada.

    Italian - Turkish dictionary
  • İNDİFA is. (Yanardağlar hk.) Püskürme.

    Turkish - Turkish dictionary
  • İNDİFA Def olma. * Meydana çıkma. Yerden fışkırma. * Söze girişme. * Geri çekilme. * Başlama. * Teveccüh eyleme. * Yer yer baş gösterme.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • indifa,-aı (volcanic) eruption. etmek to erupt.

    Turkish - English dictionary
  • İNDİFA-İ BÜRKANÎ Volkan püskürüğü, yanardağdan çıkan lâvlar.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • İNDİFAÎ Püskürme ile alâkalı. * Püskürük.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • İNDİFAK (Su) birdenbire ve şiddetle dökülme.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • İNDİFAK-I NEHR Nehrin şiddetle dökülmesi.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • indifferencei. ilgisizlik; aldırmazlık.

    English - Turkish Dictionary
  • INDIFFERENCE CURVE ANALYSISKAYITSIZLIK ANALİZİKayıtsızlık Analizi , tüketicinin gereksinimleri ile onları karşılayabilecek faydalı mal ve hizmetler arasındaki ilişkiyi açıklayan tüketici dengesidir.Bu analizde ordinal yani sırasal bir fayda söz konusudur.

    Dictionary of Economics
  • INDIFFERENCE CURVESKAYITSIZLIK EĞRİLERİKayıtsızlık Eğrileri , sınırlı kaynaklara sahip tüketiciye aynı tatmin seviyesini sağlayan farklı iki malın sonsuz sayıdaki bileşimlerinin geometrik yerine verilen addır.A ve B gibi iki farklı malı satın alarak bileşimlerinin aynı tatmini sağladığını varsayarsak , A malının yatay B malının ise dikey bir eksende bulunduğu bir diyagramda tüketicinin bu mallardan satın alarak oluşturduğu bileşimler kayıtsızlık eğrisini meydana getirmektedir.Kayıtsızlık Eğrileri'nin eğimi, malların marjinal ikame oranına eşittir.

    Dictionary of Economics
  • INDIFFERENCE MAPKAYITSIZLIK PAFTASIKayıtsızlık Paftası ,tüketicinin A ve B gibi iki farklı maldan yaptığı farklı bileşimler sonucu farklı seviyeleri gösteren kayıtsızlık eğrilerinin tümüdür.Aynı eğri üzerinde bulunan her noktanın sağladığı mal bileşimi farklı olsa da tüketiciye sağlayacağı tatmin aynıdır.Kayıtsızlık Eğrileri orijinalden uzaklaştıkça daha yüksek bir tatmine ulaşıldığını göstermektedir.Fakat burada iki eğri arasındaki uzaklık "ne kadar" daha fazla tatmin seviyesi sağlanabileceğini belirtmez.

    Dictionary of Economics
  • indifferents. 1. ilgisiz; aldırmaz, umursamayan. 2. vasat, sıradan.

    English - Turkish Dictionary
  • indígenayerli

    Spanish - Turkish Dictionary
  • indigèneyerli

    French - Turkish dictionary
  • indigenouss. 1. yerli. 2. to (bir yere) özgü, (bir yerde) doğal olarak bulunan/yetişen.

    English - Turkish Dictionary
  • indigents. yoksul, fakir.

    English - Turkish Dictionary
  • indigentemeteliksiz

    Spanish - Turkish Dictionary
  • indigestibles. hazmedilemez.

    English - Turkish Dictionary
  • indigestioni. sindirim güçlüğü, hazımsızlık, mide fesadı.

    English - Turkish Dictionary
  • indignants. (haksızlıktan dolayı) kızgın, öfkeli.

    English - Turkish Dictionary
  • indignationi. (haksızlıktan dolayı) kızgınlık, öfke.

    English - Turkish Dictionary
  • indignityi. küçük düşürücü hareket, hakaret; onur kırıcı durum.

    English - Turkish Dictionary
  • indigoi. 1. çivit rengi, çivit mavisi. 2. bot. çivitotu, indigo, Indigofera tinctoria. s. çivit rengi, çivit mavisi, çividi.

    English - Turkish Dictionary
  • indigo plantbot. çivitotu, indigo, Indigofera tinctoria.

    English - Turkish Dictionary
  • indigo blueçivit rengi, çivit mavisi.

    English - Turkish Dictionary
  • indigo-blues. çivit rengi, çivit mavisi, çividi.

    English - Turkish Dictionary
  • İNDİHAŞÇok korkma, dehşete düşme.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • indikativ e {'indikati:f} r dilb. bildirme kipi.

    German - Turkish Dictionary
  • indikatörindicator (instrument which makes a diagram showing how well a machine is performing).

    Turkish - English dictionary
  • İNDİMAC Kenetlenme. Dürülüp birbirine geçme.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • İNDİMAL Yara iyi olma, kapanma.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • İNDİMAM Pişman olma.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • İNDİMİZDE t. Bize göre, bizce, yanımızda.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • indinde/ın/ obs. 1. in (one´s) opinion, according to. 2. in the presence of, before. 3. in comparison to.

    Turkish - English dictionary
  • indioHintli

    Spanish - Turkish Dictionary
  • indioKızılderili

    Spanish - Turkish Dictionary
  • indiquergöstermek

    French - Turkish dictionary
  • indiquerişaret etmek

    French - Turkish dictionary
  • İNDİRA' Bir işe girişme, bir şeye teşebbüs etme. * Öne geçme. * Buluttan kurtulma.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • İNDİRA-İI MÂ' Suyun dağılıp yayılması.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • İNDİRAC Dahil olma. İçeri girme, katılma. * Nesil tamamen tükenip halefi kalmama.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • İNDİRAS Zail olma, eseri kalmama, mahvolma. Bozulma.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • indirectdolaylı

    French - Turkish dictionary
  • indirect(Türk Bilişim Terimlerinden) dolaylı

    Computer, Internet Glossary
  • indirects. 1. dolaylı. 2. dolaşık, dolambaçlı.

    English - Turkish Dictionary
  • indirect acting elementdolaylı eylemli alet

    Computer, Internet Glossary
  • indirect addressingdolaylı adresleme

    Computer, Internet Glossary
  • indirect bilirubinindirekt bilirubin

    Medicine and Hematology Glossary
  • indirect cost dolaylı masraf.

    English - Turkish Dictionary
  • indirect ddress(Türk Bilişim Terimlerinden) dolaylı adres

    Computer, Internet Glossary
  • indirect instructiondolaylı komut

    Computer, Internet Glossary

Last Searched Words

  • YARANE

    2022-05-23 02:55:55
    Ottoman - Turkish Dictionary
  • İNDÎ

    2022-05-23 02:55:55
    Turkish - Turkish dictionary
  • elâlem

    2022-05-23 02:55:54
    Turkish - German Dictionary
  • CALİZ

    2022-05-23 02:55:53
    Ottoman - Turkish Dictionary
  • ENCAISSE

    2022-05-23 02:55:52
    Dictionary of Economics
  • RAHİYE

    2022-05-23 02:55:52
    Ottoman - Turkish Dictionary
  • çivi çakmak

    2022-05-23 02:55:51
    Turkish - German Dictionary
  • örnek

    2022-05-23 02:55:51
    Turkish - French Dictionary
  • TERCÎH EHLİ

    2022-05-23 02:55:50
    Islamic Glossary
  • quretî

    2022-05-23 02:55:50
    Kurdish - Turkish dictionary

Keyword Searches

  • English - Turkish Dictionary
  • ılık

    2022-05-23 02:10:57
    Turkish - French Dictionary
  • necesen

    2022-05-23 00:35:47
    Azerbaijani - Turkish Dictionary
  • hercai

    2022-05-23 02:47:02
    Turkish - German Dictionary
  • PÜRYAN

    2022-05-23 01:07:11
    Ottoman - Turkish Dictionary
  • açık

    2022-05-23 02:13:51
    Turkish - French Dictionary
  • vuslat

    2022-05-23 01:00:17
    Turkish - Kurdish Dictionary
  • çüş

    2022-05-23 01:08:07
    Turkish - German Dictionary
  • Rh NULL HASTALIĞI

    2022-05-23 01:07:22
    Medicine and Hematology Glossary
  • kûnek

    2022-05-23 01:07:55
    Kurdish - Turkish dictionary