Tüm Sözlükler
114 record(s) found.

  • HÂDİ s. ve is. Doğru yol gösteren kimse, kılavuz.

    Turkish - Turkish dictionary
  • HÂDÎ Hidayete ermiş. Mürşid. Rehber, delil. Hidayet yolunu gösteren. Hidayete, doğruluğa eriştiren. Önde giden.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • hadi1. Come on! (used to spur someone on): Hadi Betül! Come on, Betül! 2. All right .../OK ...: Hadi senin olsun. OK, it´s yours. 3. OK, let´s say .../So ...: Tavuklar günde hadi iki kez yumurtlasın. Let´s say the hens lay twice a day. Hadi Hamide gelmesin. Ne olur? Let´s say Hamide doesn´t come. So what? 4. Come off it!/Nonsense!: Hadi be, beni aptal mı sandın? Come off it man, do you take me for a fool? 5. I can understand that ..., but .../ OK ..., but ...: Hadi hediye için parası yoktu, bari bir kart yollasaydı! I can understand that he didn´t have the money for a present, but he could at least have sent a card! 6. straight for, right for (a place): Seller basınca biz hadi dama. When it floods we make straight for the roof. Yaz geldi mi, biz hadi Kalamış´a. When summer came we´d make straight for Kalamış. bakalım! Come on then!/Hurry up! canım sen de! Who do you think you´re kidding?/Don´t feed me that bull! hadi! 1. Who do you think you´re fooling? 2. Cut it short!/Don´t prolong things!/Don´t drag it out! oradan! 1. Get moving!/Move it! 2. Just who do you think you´re kidding?/Just who do you think you´re fooling?

    Turkish - English dictionary
  • HÂDÎ (El-Hâdî) Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Kullarından dilediğine doğru yolugösteren, kullarının havâssına (seçilmişlerine) doğrudan insanların avâmına (havâsstan aşağıderecede olanlara) yarattıkları varlıkları vâsıtasıyla kendini tan ıtan yüce Allah.Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki:Rabbin, Hâdîdir, (düşmana karşı) yardımcı olarak yeter. (Furkan sûresi: 31)Allahü teâlânın isimleri vardır. İsimleri aynı zamanda sıfatlarıdır. Allahü teâlânın Hâdî veMudıl (dalâlete götürücü) sıfatları vardır. İnsanlardan bâzılarına Hâdî, bâzılarına Mudıl sıfatı iletecellî eder. Biz, niye böyle olduğunu anlayamayız. (Abdülhakîm Arvâsî)

    Islamic Glossary
  • HADÎ AŞER Onbirinci.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • HADI' Alçaltıcı. * Gönül alçaklığı ve huzu ile muttasıf.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • HADİ' Hileci, aldatıcı. * Bozuk, fena.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • HADÎA Davarın karnından gelen ses.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • HADİÂNE f. Hile ile, hile yaparak.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • HADÎB Kınalı, kına yapılmış. * Boyalı, boyanmış.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • HADİC(E) Vaktinden evvel doğan erkek veya kız çocuğu.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • HADÎD Dağ eteği. * İçinde yağmur suyu biriken alçak çukur. * Arz, yer, dünya.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • HADİD Demir, çelik. Sert, kavi olan. * Çabuk kavrayışlı, keskin, öfkeli, hiddetli, titiz. * Hudut ve sınır komşusu.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • HADİD SURESİ Kur'an-ı Kerim'in 57. suresi.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • HADÎD SÛRESİ Kur'ân-ı kerîmin elli yedinci sûresi.Hadîd sûresi Medîne-i münevverede nâzil olmuştur (inmiştir). Yirmi beşinci âyet-ikerîmede demir mânâsına olan hadîdin ehemmiyetinden (öneminden) ve fâidelerindenbahsedildiği için, sûreye Hadîd ismi verilmiştir. Bütün varlıkların Allahü teâlâyı tesb îhettiklerini bildirmekle başlayan sûrenin başlıca konuları şunlardır: Allahü teâlânın mübârekisimleri, sıfatları, mallarını Allah için harcayanların pek büyük mükâfatlara kavuşacakları, bâzıpeygamberler aleyhimüsselâm ve ümmetlerinin durumları, Peygamber efendimize îmânedenlere (inananlara) verilen müjdeler. (Fahreddîn Râzî)Hadîd sûresinde buyruldu ki:Her nerede olursanız olunuz, Allahü teâlâ sizinle berâberdir. (Âyet: 4)Dünyâ hayâtı elbette la'b, yâni oyun ve lehv (eğlence) ve zînet (süslenmek) ve tefâhür(öğünme) ve malı, parayı, evlâdı çoğaltmaktır. (Âyet: 20)Dünyâda olacak her şey dünyâ yaratılmadan önce levh-i mahfûzda yazılmış, taktiredilmiştir. Bunu size bildiriyoruz ki, hayâtta kaçırdığınız fırsatlar için üzülmeyesiniz vekavuştuğunuz kazançlardan, Allah'ın gönderdiği nîmetlerden dolayı mağrûr olmayasınız.Allah kibirlileri sevmez. (Âyet: 22)

    Islamic Glossary
  • HADİD-ÜL BASAR Gözü keskin.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • HADİD-ÜL MİZÂCÖfkeli, çabuk kızan.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • HADİD-ÜN NAZAR Görüşü keskin olan.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • HÂDİFE Halktan bir kısım.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • HADİKA is. Ağaçlı, sulu bahçe.

    Turkish - Turkish dictionary
  • HADÎKA Etrafı duvarla çevrilmiş bahçe. Sulu, ağaçlı bahçe.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • HADÎKA-YI FERAHFEZAİç açan bahçe. Gönüle ferahlık veren bahçe.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • HADIL Yumuşak taze ot. * Islanmış, nemlenmiş.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • HÂDİL (Hadl. den) Aşağıya sarkıtılmış. * Gözlerinde ve ağzında çıban olan deve yavrusu.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • HADÎLEÇayır, çimen.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • hadım r Eunuch, r KTMstrat.

    Turkish - German Dictionary
  • hadımxesandî.

    Turkish - Kurdish Dictionary
  • HADIM is. Erkekliği giderilmiş kimse.

    Turkish - Turkish dictionary
  • HADİM is. Hizmetçi, hademe.

    Turkish - Turkish dictionary
  • HÂDİM Yıkıcı olan, yıkan, tahrib eden.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • HADIMMüjdeye, günahları terk etmeye, nefsin olumsuz telkinlerine itibar etmemeye delalet eder.

    Dream Dictionary of Phrase
  • hadımeunuch. etmek /ı/ to make (someone) a eunuch, castrate.

    Turkish - English dictionary
  • HADIM AĞASI (Bak: Hâdim ağası)

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • HADİM AĞASI Erkekliği yok edilmiş olan. Böyle kimselere "Tavaşi" de denilirdi. Bu gibiler, yabancı erkekler için mahrem sayılan harem dairesine girip çıktıkları ve muhafaza ile beraber harem hizmetini de gördükleri için kendilerine "Hâdim Ağası" adı verilirdi. (O.T.D.S.)

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • hadım etmek kastieren.

    Turkish - German Dictionary
  • hadım etmekxesandin.

    Turkish - Kurdish Dictionary
  • HÂDİM-ÜL FUKARA Fakirlere hizmet eden.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • HÂDİM-ÜL HAREMEYN-İŞ ŞERİFEYN Hilâfeti haiz olmaları hasebiyle Osmanlı Padişahlarına verilen ünvandır. Haremeyn; Mekke ile Medine'ye denilir. İslâm âleminin bu iki şehre hürmet-i mahsusaları sebebiyle ve daha fazla tâzim kasdiyle şerif sıfatını da ilâve ederek "Haremeyn-iş şerifeyn" denilmiştir. Haremeyn'in Hâdimi mânasına gelen bu tâbir ise ilk evvel Yavuz Sultan Selim hakkında kullanılmış, daha sonra bütün padişahlar hakkında istimal olunmuştur. Yavuz Sultan Selim Han Halep'i fethettiği haftanın ilk cum'a namazını Melik Zâhir camiinde eda ederken, hatib hutbede "Malik-ül Haremeyn-iş Şerifeyn" şeklinde adını anar anmaz, Yavuz Selim derhal yerinden kalkarak: "Haremeyn'in maliki olmak ne haddimdir. Ben Haremeyn'in hizmetkârı olmakla iftihar ederim." demek suretiyle tevazu göstermiş ve bu tabir ondan sonra, hutbelerde o suretle söylenmiştir.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • HÂDİM-ÜL LEZZAT Lezzetleri mahveden, yıkan. (Ölüm)

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • hadımağası,-nı chief eunuch in the sultan´s palace.

    Turkish - English dictionary
  • HADÎME Su içinde eriyince pişmiş olan buğday.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • HADİME (Hâdim. den) Kadın hizmetçi.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • hadımlaştırmak/ı/ to eunuchize, castrate.

    Turkish - English dictionary
  • HADÎN (C.: Hudenâ) Sâdık dost, vefadar arkadaş.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • HADİN Bir kuş cinsidir. (Hiç doymak bilmez, yediğini hemen hazmedip yine yemek ister, yüksek yerleri sever, değme yer üstüne konmaz, ağaç başlarına konup bütün yemişini yer, yemişleri kalmazsa başka yerlere gider.)

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • HADÎN-İ KADÎM Eski dost.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • HADINE Süt nine.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • HADIR Tembel, uyuşuk, uyumuş.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • HADİR Gevşek, tembel, uyuşuk.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • HADÎRE Hurması gök iken dökülen hurma ağacı.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • HÂDİS s. 1. Sonradan ortaya çıkan. 2. Sonradan var olan.

    Turkish - Turkish dictionary
  • HADÎS Her söylenişinde yeni haber gibi dinlenmeğe lâyık. Peygamberimizin (A.S.M.) sözü, emri ve hareketi. Sünnet-i Nebeviyye. Hadisten bahseden ilim. (Bak: Tevâtür)

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • HÂDİS Yeni. Sonradan olan şey. Değişen. Hudus eden.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • HADÎS Peygamber efendimizin mübârek sözleri, işleri ve görüp de mani olmadıkları şeyler.Uydurduğu bir süzü, hadîs olarak söyleyen kimse, Cehennem'de azâb görecektir.(Hadîs-i şerîf-Buhârî)Hadîs-i şerîfleri, sahîh (doğru) veya bozuk olduğunu bilmeden söylemek, sahîh olsa bile,günâh olur. Böyle kimsenin hadîs-i şerîf okuması câiz olmaz. Hadîs kitablarından hadîsnakletmek için hadîs âlimlerinden icâzet (diploma) almış olmak lâzımdır. (Muhammed Hâdimî)İmâm-ı Buhârî'nin rivâyet ettiği (naklettiği, bildirdiği) bir hadîs-i şerîfte şöyle buyruldu:İçinizde en sevdiğim kimse, huyu en güzel olandır.Bir kimse ki, Kur'ândan, hadîsten anlamaz,Cevâb vermemek gibi, ona cevâb bulunmaz.(Şeyh Sa'dî)

    Islamic Glossary
  • HÂDİS Yaratılmış. Yok iken var, var iken yok olabilir. Sonradan olan.Âlemin hâdis olduğunu gösteren ikinci bir delil de âlemin her zaman bozularakdeğişmesidir. (Kemahlı Feyzullah)

    Islamic Glossary
  • hadis1. hadith. 2. the study of hadiths.

    Turkish - English dictionary
  • Hadîs Âlimi Hadîs-i şerîf sahasında mütehassıs kimse.

    Islamic Glossary
  • Hadîs İmâmıÜç yüz binden çok hadîs-i şerîfi, râvîleri (rivâyet edenleri, nakledenleri) ile birlikte bilenbüyük hadis âlimi. Buna, hadîs müctehidi de denir.Hadîs imâmlarının en büyüklerinden olan İmâm-ı Buhârî'nin rivâyet ettiği (naklettiği) birhadîs-i şerîf şöyledir:Müslüman, müslümanın (din) kardeşidir. Müslüman, kardeşine zulmetmez ve onudüşman eline vermez (himâye eder, korur). Her kim müslüman kardeşinin yardımındabulunur ve onun ihtiyâcını te'min ederse, Allah da ona yardım eder. Her kim, birmüslümanın sıkıntılarından birini giderirse, cenâb-ı Hak buna mukâbil (karşılık), ondankıyâmet sıkıntılarından birini giderir. Her kim, bir müslümanın aybını (kusûrunu) örterseAllahü teâlâ âhirette onun (kusur) ve kabâhatlerini örter.Hadîs imâmlarından İmâm-ı Müslim'in rivâyet ettiği bir hadîs-i şerîf ise şöyledir:Herhangi bir müslümanın başına; yorgunluk, hastalık, düşünce, keder, acı, diken batmasınakadar, her ne gelirse, Allahü teâlâ bunları; o müslümanın hatâlarına keffâret kılar.

    Islamic Glossary
  • Hadîs-i Âhâd Hep bir kimse tarafından rivâyet edilen, bildirilen, müsned-i muttasıl (Resûlullah efendimizevarıncaya kadar, rivâyet edenlerden yâni nakledenlerden hiçbiri noksan olmayan) hadîs-işerîfler.

    Islamic Glossary
  • Hadîs-i Âmm Herkes için söylenmiş hadîs-i şerîfler.

    Islamic Glossary
  • HADÎS-İ Bİ-L MA'NA Kelâm itibarı ile değil de mânaca doğru olan hadis.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • Hadîs-i Cibrîl Peygamber efendimiz Eshâbı (arkadaşları) ile otururlarken, Cebrâil aleyhisselâmın insansûretinde gelip; İslâm'ı, îmânı ve ihsânı sorduğunda Resûlullah efendimizin verdiği cevablarıbildiren hadîs-i şerîf.Cibrîl hadîsinde o zât-ı şerîf (Cebrâil aleyhisselâm) ellerini Resûl-i ekremin mübârek dizleriüzerine koydu ve Resûlullah'a; "Yâ Resûlallah! Bana İslâmiyet'i, müslümanlığı anlat" dedi.Resûl-i ekrem buyurdu ki: " İslâm'ın şartları; kelime-i şehâdet getirmek, vakti gelincenamaz kılmak, malının zekâtını vermek, Ramazân-ı şerîf ayında her gün oruç tutmak vegücü yetenin, ömründe bir kerre hac etmesidir."Îmânın şartlarını sorduğunda; "Allahü teâlâya inanmak, O'nun meleklerine inanmak,indirdiği kitablarına inanmak, peygamberlerine inanmak, âhiret gününe inanmak, kadere,hayr ve şerrin Allahü teâlâdan olduğuna inanmaktır" buyurdu."İhsân nedir? diye sorduğunda da; "Allahü teâlâyı görür gibi ibâdet etmendir. Sen O'nugörmüyorsan da, O seni görür" buyurdu. (Hadîs-i şerîf-Müslim)

    Islamic Glossary
  • Hadîs-i Garîb Yalnız bir kişinin bildirdiği sahîh hadîs. Yahut, aradaki râvîlerden (nakledenlerden) birine,bir hadîs âliminin muhâlefet ettiği hadîs.Saûd, ateşten bir dağdır. Bu dağda ebedî (sonsuz) olarak, kâfire yetmiş sene çıkış ve okadar sene de iniş yaptırılacaktır. Bu hadîs, hadîs-i garîbdir. (Tirmizî)

    Islamic Glossary
  • Hadîs-i Hâs Bir kimse için söylenmiş hadîs-i şerîfler.Her ümmetin bir emîni vardır. Ey ümmetim! Bizim emînimiz de Ebû Ubeyde binCerrâh'tır. Bu hadîs, hadîs-i hâstır. (Sahîh-i Müslim)

    Islamic Glossary
  • Hadîs-i Hasen Bildirenler (râvîler) sâdık (doğru) ve emîn (güvenilir) olmakla beraber hâfızası, anlayışısahîh hadîsleri bildirenler kadar kuvvetli olmayan kimselerin bildirdiği hadîs-i şerîfler.YüceAllah, can boğaza gelmedikçe, (îmânlı) kulunun tövbesini kabûl eder. Bu hadîsiTirmîzî rivâyet etmiş ve; "Bu hadîs, hadîs-i hasendir" demiştir. (Hadîs-i şerîf-Riyâzü's-Sâlihîn)

    Islamic Glossary
  • Hadîs-i Kavî Resûlullah efendimizin, söyledikten sonra, peşinden bir âyet-i kerîme okuduğu hadîs-işerîfler.

    Islamic Glossary
  • HADÎS-İ KUDSÎ Mânası Peygamberimiz'e (A.S.M.) vahy veya ilham edilen, kelimesi kendisinden sudur eden kudsî kelâm.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • Hadîs-i Kudsî Mânâsı, Allahü teâlâ tarafından, kelimeleri ise, Resûl-i ekrem sallallâhü aleyhi ve sellemtarafından olan hadîs-i şerîfler. Hadîs-i kudsîleri söylerken, Peygamber efendimizi bir nûrkaplardı ve bu, hâlinden belli olurdu. (Abdülhak Dehlevî)Hak teâlâ, hadîs-i kudsîde buyurdu ki:Kulum bana, farz namazda olduğu kadar, hiçbir amel ile yakın olamaz. (Buhârî)Lâ ilâhe illallah kal'amdır. Bunu okuyan kal'ama girmiş olur.Kal'ama giren deazâbımdan emin olur, kurtulur. (Seâdet-i Ebediyye)

    Islamic Glossary
  • Hadîs-i Maktû' Söyleyenleri (râvîleri), Tâbiîn-i kirâmakadar bilinip, Tâbiîn'den rivâyet olunan hadîs-işerîfler.Tâbiîn'den rivâyet edilen, bildirilen maktû' hadîslerin sonraki râvîleri (nakledenleri) Ehl-isünnet âlimlerinden iseler, bunlar hakîkaten hadîs-i maktû'dur. Mevdû sanmamalıdır. (İbn-iKudâme-Buhârî)

    Islamic Glossary
  • Hadîs-i Mensûh Peygamber efendimiz tarafından ilk zamanda söylenip, sonra değiştirilen hadîsler.

    Islamic Glossary
  • Hadîs-i Merdûd Mânâsı olmayan ve rivâyet şartlarını taşımayan söz.

    Islamic Glossary
  • HADÎS-İ MEŞHUR (Bak: Meşhur)

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • Hadîs-i Meşhûrİlk zamanda bir kişi bildirmişken, ikinci asırda şöhret bulan, yâni bir kimsenin Resûl-iekremden, o kimseden de, çok kimselerin ve bunlardan dahî, başka kimselerin işittiği hadîs-işerîfler.Hadîs-i meşhûra inanmayan kâfir olur. (İbn-i Âbidîn)

    Islamic Glossary
  • Hadîs-i Mevdû Bir hadîs imâmının şartlarına uymayan hadîs-i şerîfler.Bir müctehid (âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîflerden hüküm çıkaran âlim), bir hadîsin sahîh(doğru) olması için, lüzûm gördüğü şartları taşımıyan bir hadîs için; "Benim mezhebiminusûlünün kâidelerine göre mevdûdur" der. Yoksa; "Resûlullah'ın sallallah ü aleyhi ve sellemsözü değildir" demez. (Dâvûd-ül-Karsî)

    Islamic Glossary
  • Hadîs-i Mevkûf Eshâb-ı kirâma kadar râvîleri (nakledenleri) hep bildirilip, sahâbî olan râvînin, Resûl-iekremden işittim demeyip, böyle buyurmuş dediği hadîs-i şerîfler.

    Islamic Glossary
  • Hadîs-i Mevsûl Sahâbînin (Resûlullah efendimizin arkadaşları); "Resûlullah'tan işittim, böyle buyurdu"diyerek haber verdiği hadîs-i şerîfler. Bunda, Resûl-i ekreme kadar rivâyet edenlerin hiç birindekesinti olmaz.

    Islamic Glossary
  • HADÎS-İ MEVZU' Başkası tarafından söylendiği hâlde Peygamberimize (A.S.M.) isnad edilen hadis. Muan'an veya senedlerle tesbit edilmemiş hadistir. Manası yanlış demek değildir.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • Hadîs-i Mu'allakNull

    Islamic Glossary
  • HADÎS-İ MUALLAK Senedinin yalnız ibtidasından bir veya birkaç ravisi hazf edilmiş olan hadistir. Meselâ: Bir zat kendi şeyhini ve şeyhinin şeyhini zikr etmeksizin onların fevkindeki râvilerden itibaren senedi zikr etse ta'likte bulunmuş olur. (Ist. Fık.K.)

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • Hadîs-i Muddarib Kitab yazanlara, çeşitli yollardan, birbirine uymayan şekilde bildirilen hadîs-i şerîfler.

    Islamic Glossary
  • Hadîs-i Müfterâ Müseylemet-ül-Kezzâb'ın ve ondan sonra gelen münâfıkların (kalbiyle inanmayıp, sözleriyleinandık diyenlerin), zındıkların (kâfirlerin), müslüman görünen dinsizlerin uydurma sözleri.Ehl-i sünnet âlimleri (Resûlullah efendimiz, dört halîfesinin ve ashâbının arkadaşlarınınyolunda olan âlimler), müfterâ hadîsleri aramış, bulmuş ve ayırmışlardır. Din büyüklerininkitablarında böyle sözlerden hiçbiri yoktur.

    Islamic Glossary
  • Hadîs-i Muhkem Te'vîle (yoruma, açıklamağa) muhtaç olmayan hadîs-i şerîfler.

    Islamic Glossary
  • Hadîs-i Munfasıl Aradaki râvîlerden (nakledenlerden), birden ziyâdesi (fazlası) unutulmuş olan hadîs-işerîfler.

    Islamic Glossary
  • HADÎS-İ MÜRSEL Peygamberimiz'den (A.S.M.) işitildiği bildirilen hadis-i şerif.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • Hadîs-i Mürsel Sahâbe-i kirâmın ismi söylenmeyip, Tâbiîn'den (Sahâbeyi görenlerden) birinin, doğrucaResûl-i ekrem buyurdu ki dediği hadîs-i şerîfler.

    Islamic Glossary
  • Hadîs-i Müsned-i Münkatı' Sahâbîden başka bir veya birkaç râvîsi (nakledeni) bildirilmeyen hadîs-i şerîfler.

    Islamic Glossary
  • Hadîs-i Müsned-i Muttasıl Peygamber efendimize kadar râvîlerden (nakledenlerden) hiçbiri noksan olmayan hadîs-işerîfler.

    Islamic Glossary
  • Hadîs-i Müstefîz (Müstefî Söyleyenleri üçten çok olan hadîs-i şerîfler.

    Islamic Glossary
  • Hadîs-i Müteşâbîh Te'vîle (açıklamaya, yorumlamaya) muhtâç olan hadîs-i şerîfler.

    Islamic Glossary
  • HADÎS-İ MÜTEVATİR Kizb üzerine ittifakları aklen tecviz olunmayan cemaatlerin birbirinden ve ilk cemaatin de bizzat Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâmdan rivâyet ettiği Hadis-i şeriftir. (İlm-i yakîni ifade eder. "Bu hadis-i şerif Peygamber'den (A.S.M.) sâdır olmuş mu?" demeğe imkân kalmaz).

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • Hadîs-i Mütevâtir Bir çok Sahâbînin Peygamber efendimizden ve başka bir çok kimsenin de bunlardan işittiğive kitâba yazılıncaya kadar, böyle pek çok kimsenin haber verdiği hadîs-i şerîfler. Mütevâtirhadîsleri rivâyet edenlerin yalan üzerinde sözbirliği yapmaları müm kün değildir. Hadîs-imütevâtire muhakkak inanmak ve bildirilenleri yapmak lâzımdır. İnanmayan kâfir olur, îmânıgider. (İbn-i Âbidîn)

    Islamic Glossary
  • Hadîs-i Nâsih Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem efendimizin, son zamanlarında söyleyip, öncekihükümleri değiştiren hadîs-i şerîfleri.

    Islamic Glossary
  • Hadîs-i Nefs Kalbe gelip de, yapmakla yapmamak arasında tereddüde sebeb olan düşünce.Kalbe gelen düşünce beş derecedir: Birincisi, kalbde durmaz, uzaklaştırılır. Buna hâcisdenir. İkincisi kalbde bir zaman kalır. Buna hâtır denir. Üçüncüsü, hadîs-i nefstir. Dördüncüsü,yapılması tercîh edilir. Buna hemm denir. Beşinci derecede bu ter cîh kuvvetlenip, karar verilir.Buna azm ve cezm denir. İlk üç dereceyi melekler yazmaz. Hemm, hasene (iyilik) ise yazılır.Seyyie yâni kötülük ve günah ise, terk edilince, sevâb yazılır. Azm olursa, bir günah yazılır.İşlenmezse bu da affolur. (Abdülganî Nablüsî)

    Islamic Glossary
  • HADÎS-İ SAHÎH Hakkında şüphe edilemiyen ve doğru senetlere ve râvilere isnad edilerek müsbet olarak kat'i bilinen hadis-i nebevidir.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • Hadîs-i SahîhÂdil ve hadîs ilmini bilen kimselerden işitilen, müsned-i muttasıl (Resûl-i ekreme kadar,rivâyet edenlerin hepsi tam olup noksan bulunmayan), mütevâtir (bir çok sahâbînin rivâyetettiği) ve meşhûr (önceleri bir kişi bildirmişken, sonraları şöhret bu lan) hadîsler.

    Islamic Glossary
  • Hadîs-i Şâz Bir kimsenin, bir hadîs âliminden işittim dediği hadîs-i şerîfler.Hadîs-i şâzlar kabûl edilir, fakat sened (vesîka) olamazlar. Âlim denilen kimse meşhûr birzât değilse, kabûl olunmazlar.

    Islamic Glossary
  • HADÎS-İ ŞEYHEYN En muteber ve büyük hadis âlimlerinden İmam-ı Buharî ve İmam-ı Müslim'den rivayet edilen hadis-i şerif.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • Hadîs-i Zaîf Sahîh ve hasen olmayan hadîs-i şerîfler.Zaîf hadîsi bildirenlerden birinin hâfızası, adâleti gevşek olur veya îtikâdında (inancında)şübhe bulunur. Zaîf hadîslere göre fazla ibâdet yapılır; fakat ictihâdda bunlara dayanılmaz.

    Islamic Glossary
  • HÂDİS-ÜS SİNN Yaşı taze. Genç delikanlı.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • HÂDİSAT (Hâdise. C.) Yeni olan şeyler. Hâdiseler.

    Ottoman - Turkish Dictionary

Last Searched Words

  • yanıkçı

    2022-05-23 01:48:20
    Turkish - English dictionary
  • HÂDİ

    2022-05-23 01:48:20
    Turkish - Turkish dictionary
  • einschlagen

    2022-05-23 01:48:19
    German - Turkish Dictionary
  • baskül

    2022-05-23 01:48:19
    Turkish - German Dictionary
  • waiting list

    2022-05-23 01:48:18
    English - Turkish Dictionary
  • unrestrained

    2022-05-23 01:48:18
    English - Turkish Dictionary
  • Bratpfanne

    2022-05-23 01:48:18
    German - Turkish Dictionary
  • MÜLAZEME

    2022-05-23 01:48:17
    Ottoman - Turkish Dictionary
  • BAĞIMSIZ

    2022-05-23 01:48:17
    Turkish - Turkish dictionary
  • RÜZGAR DALGASI

    2022-05-23 01:48:16
    Meteorological Glossary

Keyword Searches

  • English - Turkish Dictionary
  • ılık

    2022-05-23 01:34:51
    Turkish - French Dictionary
  • necesen

    2022-05-23 00:35:47
    Azerbaijani - Turkish Dictionary
  • hercai

    2022-05-23 01:36:20
    Turkish - German Dictionary
  • PÜRYAN

    2022-05-23 01:07:11
    Ottoman - Turkish Dictionary
  • açık

    2022-05-23 01:10:05
    Turkish - French Dictionary
  • vuslat

    2022-05-23 01:00:17
    Turkish - Kurdish Dictionary
  • çüş

    2022-05-23 01:08:07
    Turkish - German Dictionary
  • Rh NULL HASTALIĞI

    2022-05-23 01:07:22
    Medicine and Hematology Glossary
  • kûnek

    2022-05-23 01:07:55
    Kurdish - Turkish dictionary