Tüm Sözlükler
reklam sol

10 record(s) found.

  • LİKİDİTEBir işletmenin borçlarını ödeyebilme yeteneğine sahip olması. İki türlü likidite söz konusudur; Gerçek Likidite ve Teknik Likidite. Gerçek Likidite, işletmenin tasfiyesi halinde varlıklarından bütün borçlarını ödeyebilme yeteneğini gösterir. Teknik Likidite ise, işletmenin süresi gelen borçlarını ödeyebilmek için gerekli paraya sahip olmasıdır. Likidite kullanabilecek durumda olan satınalma gücünü ifade eder. Buna göre fertlerin ve firmaların kasa ve bankalarındaki paralar, derhal tahsil edilebilecek alacaklar birinci derecede likit değerlerdir. Vadeli mevduatlar ve Hazine bonoları ikinci derece likit sayılır ve para benzeri ya da likidite benzeri olarak adlandırılır ve yarı mamul stokları ile borsada kota edilmiş değerleri üçüncü derece likit değerlerdir. Makine, büro, arazi ve uzun süreli alacaklar dördüncü derece likit kabul edilir.

    Dictionary of Economics
  • LİKİDİTEKişilerin ve firmaların ellerinde veya hesaplarında mevcut bulunan , kullanılmaya hazır satın alam gücüne likidite denilmektedir.

    Dictionary of Economics
  • likiditecom. liquidity.

    Turkish - English dictionary
  • LİKİDİTE BENZERİ(Bk. Likidite)

    Dictionary of Economics
  • LİKİDİTE ORANIİşletmenin likiditesini ölçen oranlardan biri. Asit test oranı olarak da bilinir. İşletmenin kasa mevcudu, pazarlaanbilir hisse senedi ve tahvillerle alacakları toplamının kısa süreli borçlara oranlanmasıyla bulunur. Bu oranın 1in üzerinde olması işletmenin kısa süreli borç ödeyebilme yeteneğinin artırdığını gösterir.

    Dictionary of Economics
  • LİKİDİTE ORANIBir işletmenin kısa süreli borçlarını ödeyebilme kabiliyetidir.Likidite oranı birin üzerinde ise kısa süreli borç ödeyebilme kabiliyetinin arttığını ; bire eşit ve altında ise , bu yetinin azaldığını göstermektedir.

    Dictionary of Economics
  • LİKİDİTE TERCİHİBireylerin ve firmaların işlem ve ithiyat güdüleri dışında, piyasa hareketlerinden ve fırsatlardan çıkar sağlamak üzere ellerine hazır satınalma gücü bekletirler. Bu spekülasyon güdüsü ile talep edilen paradır ve bu para talebi piyasa faiz oranlarındaki değişimlere son derece duyarladır. Faiz oranı yükseldikçe likidite tercihi azalırken, faiz oranı düştükçe artar. Bu durum elde tutulan paranın alternatif maliyeti ile açıklanır. Faiz oranı yüksekken elde para tutmanın alternatif maliyeti de yüksektir. Böyle bir durumda ellerindeki parayı sadece faiz gelirlerinden yararlanmak için değil, ileride faiz oranı düştüğünde daha önce ihraç edilmiş tahvil ve bono fiyatlarında kaydedilecek yükseklikten yararlanmak amacı ile plasman yapanlar çoğalmaktadır. Faiz haddi düşerken, yeni tahvil fiyatları yükseldikeç, servetin tahvil yerine para olarak tutulma arzusu da kuvvetlenmektedir. Ancak faiz oranının düşebileceği öyle bir düzey vardır ki, yani tahvil fiyatları o kadar yükselmiştir ki, artık spekülatif (atıl) para talebi tam esneklik kazanmıştır. Bu duruma Keynes Likidite Tuzağı adı verilir. (Ayrıca bk. Likidite Tuzağı)

    Dictionary of Economics
  • LİKİDİTE TERCİHİKişilerin ve firmaların kaynakları istedikleri anda kullanılmak için hazır para halinde tutma eğilimidir.

    Dictionary of Economics
  • LİKİDİTE TUZAĞIEkonomide faiz oranlarının inebileceği en düşük seviyeye inmiş olduğu ve para arzını arttırarak faiz oranlarını daha fazla düşürmenin mümkün olmadığı durum. Böyle bir durumda para arzındaki artışlar doğrudan doğruya atıl birikim şeklinde elde tutulmakta ve faiz oranı değişmemektedir. Likidite tuzağı keynes tarafından geliştirilen spekülatif para talebi kavramını açıklar. Spekülatif para talebi faiz oranlarıyla ters yönlü ilişkilidir. Keynes bu ilişkiyi tahvil fiyatları aracılığı ile açıklar. Tahvil üzerinde yazılı faiz sabit olduğuna göre, tahvil fiyatları arttığında faiz haddi fiilen düşüyor demektir. Tahvil fiyatları ne kadar yüksekse faiz oranı ne kadar düşükse halk spekülasyon güdüsüyle elinde o kadar çok para tutmak isteyecektir. Keynes faiz oranının düşebileceğine inanılan en düşük bir alt sınırın olacağını belirtir. Bu sınıra indiğinde artık daha fazla düşmesi beklenemez. Bu durumda kişiler faiz oranının tekrar yükseleceği tahvil fiyatlarının ise düşeceği beklentisi içinde olacaklarından, bütün varlıklarını likit olarak tutacaklardır. Likidite tuzağı bir ölü noktadır. Bu noktada para arzının genişlemesine, faizin en düşük seviyeye inmesine rağmen, tahvil ve bono alımları felce uğramaktadır. Ekonomi ilikidite tuzağına düşünce parasal tedbirlerle iş hayatını canlandırabilmek ve tekrar tam istihdam düzeyine yaklaşabilmek imkanı ortadan kalkmaktadır.

    Dictionary of Economics
  • LİKİDİTE TUZAĞIEkonomide faiz oranlarının en düşük olduğuna inanılan düzeyinde spekülasyon güdüsüyle para talebinin tam esnek olduğu durumdur.Faiz oranı yüksekken yani tahvil fiyatları düşükken ,spekülasyon güdüsüyle para talebi azalmaktadır.Faiz oranı düştükçe yani tahvil fiyatları arttıkça para olarak tutulmak istenir.Faiz oranının öyle bir seviyesi vardır ki bu seviyede artık atıl para talebi tam esneklik kazanır ve likidite tuzağına dütülmüt olur.

    Dictionary of Economics
reklam sol
reklam sol

Last Searched Words

Keyword Searches

reklam sol