Tüm Sözlükler
46 record(s) found.

  • yağmurpluie

    Turkish - French Dictionary
  • yağmur r Regen.

    Turkish - German Dictionary
  • yağmurlluvia

    Turkish - Spanish dictionary
  • yağmurbaran, şilî.

    Turkish - Kurdish Dictionary
  • YAĞMUR is. 1. Havadaki su buharının yüksek tabakalarda soğuyarak yoğunlaşması sonucu su damlacıkları halinde yere düşmesi. 2. Çok ve sık gelen şey: Kurşun yağmuru.

    Turkish - Turkish dictionary
  • YAĞMUR Kız ismi.Havadaki buharın su damlaları halinde yere düşmesi

    Names Dictionary
  • YAĞMUR(RAIN) [i]0.5 mm.den daha büyük sıvı su damlaları şeklindeki yağışa verilen isim. Eğer havada dağılırsa damlalar daha da küçülebilir. METAR ve gözlemlerde 'R' ile rapor edilir. Yağmurun yoğunluğu düşme oranına bağlıdır. 'Çok hafif' (R--) yağmurun anlamı, yağmur damlalarının yeri tam olarak ıslatmamasıdır. 'Hafif' (R-) yağmurun anlamı, bir saat içinde 1 inçten daha fazla yağış bırakması, 'orta kuvvetli' (R) yağmurun anlamı saatte 0.11 ile 0.30 inç arası yağış bırakması, 'kuvvetli yağmur'un (R+) anlamı ise saatte 0.3 inçten daha fazla yağmur düşmesidir ( 1 inç, 2.54 santimetreye eşittir.).

    Meteorological Glossary
  • YAĞMURİnsana vaad edilen şeyin yerine gelmesine, hayra ve rızka, bolluk ve berekete, insanlara eza veren, onların hoşlanmadığı şeylerin geride kalmasına, İnsanlara ve ekili araziye zarar veren yağmur üzüntü ve kedere, Yağmurun her tarafa yağdığını görmek, ümiddini kestiği şir şeyin gerçekleşmesine, Yağmur, güzel ve geniş rızka, üzüntüden, keder ve borçtan kurtulmaya, Yağmurun seller oluşturması ve ağaçları kökünden sökmesi yenetim tarafından o bölgeye gelecek fitne ve zulme, Yağmurun sadece kendi evine yağdığını görmek, o ev halkının ulaşacağı hayra, şehrin tamamına yağarsa, oşehir halkının hepsini sevindirecek olumlu gelişmelere, Yağmur altında ıslanmak rahmete, sığınacak bir çatı vs. bulumadığı için ıslanmak üzüntü ve keder; Yağmur, duaların kabul edilmesine de delalet eder.

    Dream Dictionary of Phrase
  • yağmurrain. boşanmak for rain suddenly to come bucketing down. duası ritual prayer for rain (said during a drought). dan kaçarken doluya tutulmak to jump out of the frying pan into the fire. mevsimi rainy season. olsa kimsenin tarlasına düşmez/yağmaz. colloq. He won´t lift a finger to help anybody. suyu rainwater. yağarken küpünü doldurmak to make hay while the sun shines. yağmak to rain. yemek to get wet in the rain.

    Turkish - English dictionary
  • YAĞMUR BULUTU(RAIN CLOUD) [i]Yağmur şeklindeki yağışa neden olan her türlü bulut için kullanılan bir terim. Eski tür sınıflamaya göre yağmur ve kar yağışına neden olan her türlü buluta nimbus adı verilmekteydi. Yağış bulutu ile eş anlamlı olarak kullanılır.

    Meteorological Glossary
  • YAĞMUR DAMLALARI(RAINDROPS) [i]Bulut kümeleri içindeki yoğunlaşma sonucunda oluşan sıvı su parçacıkları için kullanılan terim. Gerçek olan şudur ki yağmur damlaları buharlaşmadan yeryüzüne ulaşır. Çapları çisenti için 0.2, yağmur damlaları için ise 0.5 mm.dir. A.C. Best'e göre yerde 0.5 mm. yağış kaydedilmesi durumunda, 1 metreküp havada çapları ortalama 1 mm. olan 250 damla bulunurken, 25 mm.lik bir yağış miktarında 1 metreküpte çapları 2 mm.den oluşan yaklaşık 1200 yağmur damlası vardır.

    Meteorological Glossary
  • YAĞMUR DUÂSI Yağmur yağdırması için Allahü teâlâya yapılan duâ. (Bkz. İstiskâ)Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem efendimiz ve Eshâb-ı kirâm ve İslâm âlimleri yağmurduâsı yaptılar. Yağmur duâsı için çıkılan yerde imâm, evvelâ yalnızca veya cemâatle iki rek'atnamaz kılar ve kalkmayıp, yerde asâya dayanıp bir hutbe okur. So nra kıbleye dönüp, avuçlarısemâya karşı açık olarak omuzları hizâsına kaldırıp, ayakta duâ eder. Hazır olanlar, arkasındaoturarak dinleyip âmin der. Yalnız yağmur duâsında kollar omuzdan yukarı kaldırılır. Bir şeyistemek için yapılan duâlarda avuçları semâya karşı açmak sünnettir. Hadîs-i şerîfte; "Kulellerini kaldırıp, duâ edince, Allahü teâlâ onun duâsını kabûl etmemekten hayâ eder"buyruldu. Hastalık, kaht (kıtlık) ve düşmandan kurtulmak için yapılan duâlarda avuç içleri yereçevrilir. Kollarını kaldıramayan, sağ elinin şehâdet parmağını uzatarak işâret eder. Yağmurduâsına ara vermeden, üç gün çıkmak, eski ve yamalı elbise giymek, çıkmadan sadaka vermek,üç gün oruç tutmak, çok tövbe ve istiğfâr etmek, kul haklarını ödemek, hayvanla rı da çıkarıp,yavrularından ayrı bulundurmak, ihtiyarları ve çocukları da çıkarmak sünnettir. Elbiseler tersçevrilmez. Kâfirler getirilmez. Onların müslüman cemâatine karışmaları mekrûhtur. Kadınlarerkeklerden uzak, sabîler (küçük çocuklar) analarından ayrı bulunur. (Süleymân bin Cezâ)Yağmur duâsı kabûl olduğunda ânında yağmur yağar. Peygamber efendimiz yağmur duâsıyaptığında duâ biter bitmez derhal yağmur yağmış, Medîne sokaklarından seller akmış vePeygamber efendimiz; "Yâ Rabbî! Rahmetini başka beldelere de gönder" diye duâbuyurmuştur. (S. Abdülhakîm Arvâsî)

    Islamic Glossary
  • YAĞMUR FAKTÖRÜ(RAIN FACTOR) [i]Yağış etkinliğinde kullanılan bir ölçü. Bu faktör toplam yağış miktarının (mm. olarak) ortalama sıcaklığa (santigrat derece olarak) bölünmesiyle elde edilir. Bu faktör klimatolojik olarak geniş alanlara uygulanır ve ortalama sıcaklık ile buharlaşma arasındaki ilişki vurgulanır. Bu hesaplamada lokal küçük değişkenler yok sayılır.

    Meteorological Glossary
  • YAĞMUR GÖLGESİ(RAIN SHADOW) [i]Dağın rüzgara bakan, yağış alan tarafının tam tersi, kuytu tarafında daha az yağış alan yerleri için kullanılan terim. Orografik yağışlar bu tür yağışları açıklamak için iyi bir örnektir.

    Meteorological Glossary
  • YAĞMUR GÜN(RAIN DAY) [i]Sabah 09:00'dan başlayan 24 saatlik periyotta 0.01 inç veya 0.02 mm. veya daha fazla yağışın kaydedildiği gün için kullanılan terim.

    Meteorological Glossary
  • YAĞMUR ÖLÇER(RAIN GAUGE) [i]Yağmurun dikey derinliğini ölçmek için dizayn edilmiş alet. Düşen yağışın buharlaşmamasını sağlamak için kenarları keskin bir leğen ile yağışı toplayıp ölçmek sağlıklı olmadığından yağış ölçümü için de özel dizayn edilmiş aletler kullanılmaktadır. Yağışın en küçük miktara kadar ölçülmesi önemli ve buharlaşmayı engellemek gerekli olduğundan bu aletlerde gerekli işlemler yapılmıştır. Yağış ölçeğinde yağışı toplamak için genellikle çapı 8 inç (20.3 cm) çapında bir huni kullanılır. Buharlaşmayı en aza indirmek için huninin altında bulunan küçük bir delik ve ince bakır boruyla hunide toplanan su ölçeğin altında bulunan bir haznede birikir. Haznede biriken yağmur suyu ölçekli bir kap yardımıyla ölçülür. Yağış ölçerde en önemli parça hunidir. Huninin ağzı yağışı tam olarak toplamak için oldukça keskin aynı zamanda da içine giren karın tekrar savrulmaması için derindir. Yağış ölçerlere diyagram, saat ve terazi eklenmek suretiyle da yazıcı, kaydedici hale getirmek mümkündür.

    Meteorological Glossary
  • YAĞMUR ORMANLARI(RAIN FOREST) [i]Yıllık yağışın en yüksek olduğu alanlarda gelişen orman. İki tür yağmur ormanı vardır: Tropikal ve ılıman yağmur ormanları.

    Meteorological Glossary
  • YAĞMUR SAHASI(RAIN FIELD) [i]Belirlenen bir zaman içerisinde yağış düşen alanı belirtmek için kullanılan bir terim.

    Meteorological Glossary
  • YAGMUR SENSORUOptik sensörler, ön camın ıslandığını belirtir ve cam silecekleri çalışmaya başlar.Bu sırada varsa açılır tavan da kapanır.

    Automotive Industry Glossary
  • yağmur yağıyor es regnet.

    Turkish - German Dictionary
  • yağmur yağmakpleuvoir

    Turkish - French Dictionary
  • yağmur yağmak regnen.

    Turkish - German Dictionary
  • yağmur yağmakllover

    Turkish - Spanish dictionary
  • YAĞMURA İLİŞKİN/YAĞIŞLI DÖNEM(PLUVIAL) [s]Yağmura ilişkin olarak kullanılmasına rağmen genellikle klimatolojide bir bölgede yaşanan uzun süreli yağışlı dönem için bu kavram kullanılır.

    Meteorological Glossary
  • yağmurcachamois.

    Turkish - English dictionary
  • yağmurkuşağı,-nı rainbow.

    Turkish - English dictionary
  • yağmurkuşu,-nu 1. plover. 2. water rail.

    Turkish - English dictionary
  • yağmurlamawatering (plants) by sprinkling them with water. sistemi sprinkling system.

    Turkish - English dictionary
  • yağmurlamak1. to turn into rain; to get rainy. 2. /ı/ to water (plants) by sprinkling them with water, sprinkle.

    Turkish - English dictionary
  • yağmurlupluvieux

    Turkish - French Dictionary
  • yağmurlu regnerisch.

    Turkish - German Dictionary
  • yağmurlulluvioso

    Turkish - Spanish dictionary
  • YAĞMURLU(RAININESS) [s]Yağış şiddeti ile eş anlamlıdır. Yalnız bir günün yağışlı gün sayılabilmesi için yağmurdan veya eriyen kardan meydana gelen su birikintisinin 0.01 inç veya daha fazla olması gerekir. Aynı periyot içinde, verilen dönemdeki toplam yağış miktarının verilen dönemdeki yağışlı güne bölünmesiyle elde edilen her bir yağışlı gün için ortalama yağış miktarı için kullanılan terim. Örneğin bir yerde temmuz ayı içinde düşen yağış miktarı 2.40 inç olsun. Temmuz ayı içinde 12 yağışlı gün olduğunu varsayarsak yağış yoğunluğu 0.20 inç (2.40/12=0.2 inç) olur.

    Meteorological Glossary
  • yağmurlurainy.

    Turkish - English dictionary
  • YAĞMURLU DÖNEM(RAIN SPELL) [i]Günlerin her birinde 0.01 inç yada daha fazla yağış kaydedilen en aşağı peş peşe 15 günlük dönem için kullanılan terim. Tersi, yani yağışsız olması durumunda ise kurak dönem adı verilir.

    Meteorological Glossary
  • YAĞMURLU GÜN(RAINY DAY) [i]Sabah 09:00'dan başlayan 24 saatlik periyotta 0.01 inç veya 0.02 mm. veya daha fazla yağışın kaydedildiği gün için kullanılan terim.

    Meteorological Glossary
  • YAĞMURLU MEVSİM(RAINY SEASON) [i]Belli bir bölgede, genellikle tropikal veya subtropikal, bölge için oldukça fazla yağış miktarı ile karakterize edilen ve her yıl tekrarlanan bir ay veya daha fazla süreli dönem için kullanılan terim. Örneğin, Güney-Doğu Asya'nın çoğu bölgeleri güney batılı musonların etkisinde kaldığından yağmurlu mevsimi her yıl yaşar. Akdeniz ikliminin etkili olduğu yerlerde ise yağışlı mevsim kış mevsimidir.

    Meteorological Glossary
  • YAĞMURLU/ISLAK GÜN(WET DAY) [i]İstatistiksel amaçlı olarak kullanılmak üzere, 09 00 GMT' den başlayan 24 saat içerisinde 0.1 mm. veya daha fazla yağış kaydedilen dönem (1 gün) için kullanılan terim.

    Meteorological Glossary
  • yağmurlukimperméable

    Turkish - French Dictionary
  • yağmurluk r Regenmantel.

    Turkish - German Dictionary
  • yağmurlukimpermeable

    Turkish - Spanish dictionary
  • YAĞMURLUK is. Yağmurdan korunmak için giyilen elbise.

    Turkish - Turkish dictionary
  • YAĞMURLUKYağmurluk giymek iyi bir isim yapmaya, kuvvet ve kudrete, hayırlı yardımcıya delalet eder.

    Dream Dictionary of Phrase
  • yağmurlukraincoat; slicker; oilskin.

    Turkish - English dictionary
  • yağmurölçersee yağışölçer.

    Turkish - English dictionary
  • YAĞMURSUZ(RAINLESS) [s]Yağışsız veya bazen basitçe yağmursuz anlamında kullanılan kelime. Kayıtlara göre dünya üzerinde yağış almayan hiçbir yer yoktur, ama uzun yıllar yağış almayan bölgeler vardır. Şili'nin Arica Bölgesinde 17 yıl boyunca sadece ölçülebilir nitelikte üç sağanak yağış gözlenmiştir ve bunların toplam yağış miktarı da yalnızca 0.02 inçtir. Yukarı Mısır'da da yıllarca kayda değer yağış olmadığı kayıtlar arasındadır. Antarktika'nın bir çok kesiminde tüm nem, buz veya kar şekline dönüştüğü için hemen hemen hiç yağış düşmez .

    Meteorological Glossary

Last Searched Words

  • yağmur

    2022-05-23 02:10:58
    Turkish - French Dictionary
  • eldiven

    2022-05-23 02:10:57
    Turkish - Spanish dictionary
  • yaramaz

    2022-05-23 02:10:57
    Turkish - German Dictionary
  • ılık

    2022-05-23 02:10:57
    Turkish - French Dictionary
  • vüsal

    2022-05-23 02:10:56
    Azerbaijani - Turkish Dictionary
  • LÜHAZA

    2022-05-23 02:10:56
    Ottoman - Turkish Dictionary
  • MİHMAN

    2022-05-23 02:10:56
    Turkish - Turkish dictionary
  • Speerwerfen

    2022-05-23 02:10:56
    German - Turkish Dictionary
  • esempio

    2022-05-23 02:10:55
    Italian - Turkish dictionary
  • İÇTİMAİ

    2022-05-23 02:10:54
    Turkish - Turkish dictionary

Keyword Searches

  • English - Turkish Dictionary
  • ılık

    2022-05-23 02:10:57
    Turkish - French Dictionary
  • necesen

    2022-05-23 00:35:47
    Azerbaijani - Turkish Dictionary
  • hercai

    2022-05-23 01:36:20
    Turkish - German Dictionary
  • PÜRYAN

    2022-05-23 01:07:11
    Ottoman - Turkish Dictionary
  • açık

    2022-05-23 02:04:23
    Turkish - French Dictionary
  • vuslat

    2022-05-23 01:00:17
    Turkish - Kurdish Dictionary
  • çüş

    2022-05-23 01:08:07
    Turkish - German Dictionary
  • Rh NULL HASTALIĞI

    2022-05-23 01:07:22
    Medicine and Hematology Glossary
  • kûnek

    2022-05-23 01:07:55
    Kurdish - Turkish dictionary