Results for "insan
"
İNSAN
(Ottoman - Turkish Dictionary) :
(Bu kelimenin aslı, lugat âlimlerince "ins" den geldiği söylenir. Kamusta da kûfiun'a göre "Nisyan" kelimesinden geldiği zikredilmektedir.)Akıl, şuur ve imân ile diğer canlılardan ayrı, Cenab-ı Hakk'ın en mükerrem yarattığı mahluku olup, Rabbanî ni'metleri unutkanlığı dolayısıyla insan denilmiş. * Huy ve ahlâkı yüksek. Terbiyeli.(İnsan binler çeşit elemler ile müteellim ve binler nev'i lezzetler ile mütelezziz olacak bir zihayat makine ve gayet derece acziyle beraber hadsiz maddi, mânevi düşmanları ve nihayetsiz fakriyle beraber hadsiz zâhirî ve bâtınî ihtiyaçları bulunan ve mütemadiyen zeval ve firak tokatlarını yiyen bir biçare mahluk iken, birden iman ve ubudiyetle böyle bir Padişah-ı Zülcelâle intisap edip bütün düşmanlarına karşı bir nokta-i istinad ve bütün hâcâtına medar bir nokta-i istimdad bularak, herkes mensup olduğu efendisinin şerefiyle, makamiyle iftihar ettiği gibi, o da böyle nihayetsiz Kadir ve Rahim bir Padişaha iman ile intisap etse ve ubudiyetle hizmetine girse ve ecelin idam ilânını kendi hakkında terhis tezkeresine çevirse ne kadar memnun ve minnettar ve ne kadar müteşekkirane iftihar edebilir, kıyas ediniz. S.)(İnsanın bu ehemmiyetli câmiiyetidir ki: Zât-ı Hayy-ı Kayyum, insana, bütün Esmâsını ihsas etmek ve bütün envâ-ı ihsanatını tattırmak için öyle iştihalı bir mide vermiş ki o midenin geniş sofrasını hadsiz envâ-i mat'umatiyle kerimane doldurmuş. Hem bu maddi mide gibi hayatı da bir mide yapmış. O hayat midesine duygular, eller hükmünde gayet geniş bir sofra-i nimet açmış. O hayat ise duyguları vasıtasiyle o sofra-i nimetten her çeşid istifadeler ile teşekküratın her nev'ini yapar. Ve bu hayat midesinden sonra bir insaniyet midesini vermiş ki, o mide, hayattan daha geniş bir dairede rızk ve nimet ister. Akıl ve fikir ve hayal, o midenin elleri hükmünde, semavat ve zemin genişliğinde, o sofra-i rahmetten istifade edip şükreder. Ve insaniyet midesinden sonra hadsiz geniş diğer bir sofra-i nimet açmak için, İslâmiyet ve iman akidelerini, çok rızk ister bir mânevi mide hükmüne getirip, onun rızk sofrasının dairesini mümkinat dairesinin hâricinde genişletip, Esmâ-i İlâhiyyeyi de içine alır kılmıştır ki, o mide ile İsm-i Rahmânı ve İsm-i Hakimi en büyük bir zevk-i rızkî ile hisseder. "Elhamdülillahi alâRahmaniyetihi ve alâ Hakîmiyetihi" der ve hâkeza.. Bu mânevi mide-i kübra ile hadsiz nimet-i İlâhiyyeden istifade edebilir; ve bilhassa o midedeki muhabbet-i İlâhiyye zevkinin daha başka bir dairesi var...L.)(S - İnsan, Arza nisbeten bir zerredir; Arz da, kâinata nazaran bir zerredir; ve keza insanın bir ferdi, nev'ine nisbeten bir zerredir; nev'i de, sâir ortakları bulunan enva' içinde bir zerre gibidir. Ve keza, aklın düşünebildiği gayeler, faideler hikmet-i ezeliye ve ilm-i İlâhideki faidelere nisbeten bir zerreden daha aşağıdır. Binaenaleyh, böyle bir âlemin insanın istifadesi için yaratılmış olduğu akla giremez?C - Evet, zâhire bakılırsa insan bir zerre hükmündedir. Fakat, insanın taşıdığı ruha, kafasına taktığı akla, kalbinde beslediği istidatlara nazaran bu âlem-i şehadet dardır, istiab edemez. Ancak o ruhun arzularını ve o aklın fikirlerini ve o istidatların meyillerini tatmin ve te'min edecek âlem-i âhirettir. Ve keza, istifade hususunda müzahame, mümanea ve tecezzi yoktur; bir küllînin cüz'iyatına nisbeti gibidir. Nasıl ki bir küllî bütün cüz'iyatında mevcud olduğu halde, ne o küllîde tecezzi ve inkısam olur ve ne de cüz'iyatında müzahame ve müdafaa olur. Küre-i Arzdan da binlerce müstefid olsa, ne aralarında bir müzahame olur ve ne Küre-i Arzda bir noksaniyet peyda olur. Yalnız insanın indallah kerameti olduğu için, âlem-i şehadetin yaratılışında insan, ille-i gaiye menzilesinde gösterilmiştir. Ve insanın hatırı için, bütün envâa bir umumi ziyafet verilmiştir. Bu ise, bütün âlemin fâideleri insana münhasır olup başkalara hiçbir faidesi yoktur demek değildir. İ.İ.)
İNSAN
(Dream Dictionary of Phrase) :
Rüyada görülen ve tanınmayan kimse, insanın kendi nefsidir: Bu bilinmeyen fakat insanın kendi nefsini temsil eden kimse iyi ise insanın kendisi iyi, kötü ise kendisi de kötüdür. Bazen bu rüya, ömrünün son günlerini yaşadığına, tövbe ederek, vasiyet yazarrak hazırlık yapmasına delalet eder. Tanınınmayan iki kişi korkudan emin olmaya, üç kişi günahlardan kaçınmaya, Tanıdığı kimseyi görmek, ondan yahut ona benzeyen birinden bir şey almaya, Tanıdığı birinden bir şey almak, o kimseden ümit ettiği şeye nail olmasına, Tanıdığı birine bir iyilik isabet ettiğini görmek, bunun aynen gerçekleşmesine, tersi olursa, o kimse için bir ikaz ve uyarıya delalet eder. (Bu konuyla ilgili olarak 'Kadın', 'Erkek', 'Kız', 'Delikanlı', Çocuk' gibi, daha özel anlamlı maddelere bakılmalıdır.)
İNSAN
(Islamic Glossary) :
Rûh ve bedenden meydana gelen akıl sâhibi varlık.Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyurdu ki:Biz insanı muhakkak ki çamurun özünden yarattık. Sonra Âdem'in neslini sağlam biryerde (rahimde) döllenmiş yumurta yaptık. Sonra o nutfeyi kan pıhtısı hâline getirdik.Ondan sonra kan pıhtısını bir parça et yaptık; o et parçasını da kemikler hâline çevirdik.Sonra ona başka bir yaratılış (rûh) verdik. Bak ki, şekil verenlerin en güzeli olan Allahüteâlânın şânı ne kadar yücedir. (Mü'minûn sûresi: 12-14)Cinleri ve insanları yalnız beni tanımaları, bana ibâdet etmeleri için yarattım. (Zâriyâtsûresi: 56)İnsanın hayırlısı haramlardan sakınan, akrabâyı ziyâret eden ve emr-i ma'rûf ve nehy-imünker edendir. (Allahü teâlânın emir ve yasaklarını yayandır.) (Hadîs-i şerif-Mektûbât-ıMa'sûmiyye)İnsanın sevmesi ve buğz etmesi, vermesi ve vermemesi Allah için olursa, îmânı kâmil(tam, olgun) olmuştur. (Hadîs-i şerîf-Mektûbât-ı Ma'sûmiyye)İnsanın yaratılmasından maksat, yağlı ve lezzetli yiyecekler, güzel ve nefis elbiseler, mal vemülk toplamak, nîmetlenmek, oyun ve eğlence değildir. Onun yaratılmasından maksât, Allahüteâlâya kulluk etmek, O'na karşı gönlü kırık, boynu bükük olmak v e yalvarmak içindir.(İmâm-ı Rabbânî)Şu insan dedikleri el ayakla baş değilİnsan rûha denilir, surat ile kaş değil.(M. Sıddîk bin Saîd)
insan
(Turkish - English dictionary) :
1. person, someone, human being, man. 2. the human race, man, mankind: Allah insanı yarattı. God created man. 3. decent person, upright person: İnsan gibi yaşamadı. He didn´t live as a decent person should. İnsan gibi çalış! Do your work as it should be done! 4. one, you: İnsan büyüğüyle öyle konuşmaz. One doesn´t speak that way to one´s superior. İnsana güven veren bir sesi var. He has a voice that inspires trust. 5. decent, upright, good (person): Yümni insan bir adam. Yümni´s a decent fellow. ın adı çıkacağına canı çıksın./ın/adamın/bir kimsenin adı çıkmadansa canı çıkması yeğdir/hayırlıdır. proverb It is better to die than to get a bad reputation. beşer, kuldur (bazen) şaşar. proverb Nobody is perfect./Everybody makes mistakes. eti yemek colloq. to backbite, slander a person. evladı good person, decent person, person of integrity. gibi decently, properly, in an acceptable way, like a human being. hakları human rights. İ Hakları Beyannamesi hist. the Declaration of the Rights of Man. İ Hakları Evrensel Beyannamesi the Universal Declaration of Human Rights (made by the U. N.). hali human nature. hali. colloq. Human nature is just that way. içine çıkmak to go out in public; to mix with people. kıtlığı scarcity of capable people. kıtlığında As there is no one better at this time, .... konuşa konuşa/söyleşe söyleşe, hayvan koklaşa koklaşa. proverb Animals communicate by sniffing; people by talking. kurusu 1. very thin person, bag of bones, scarecrow 2. very thin, (someone) who is nothing but skin and bones. müsveddesi 1. sorry apology for a human being, sorry excuse for a human being (said of a morally contemptible person). 2. (someone) who is a sorry apology for a human being. sarrafı 1. a good judge of people. 2. (someone) who is a good judge of people. türü Homo sapiens. yedisinde ne ise yetmişinde de odur. proverb A person´s character does not change with time.
İNSAN AZASI
(Dream Dictionary of Phrase) :
Bakınız; Organ.