Tüm Sözlükler
reklam sol

60 record(s) found.

  • publichalka ait

    French - Turkish dictionary
  • publicizleyiciler

    French - Turkish dictionary
  • publicseyirciler

    French - Turkish dictionary
  • publicumumi

    French - Turkish dictionary
  • public(Türk Bilişim Terimlerinden) kamu

    Computer, Internet Glossary
  • publics. 1. umumi, halka ait. 2. halka/herkese açık. 3. açık, aleni. i. 1. halk, ahali, kamu, umum. 2. seyirciler. public-address system (havaalanı, alışveriş merkezi v.b.´nde) hoparlör sistemi.

    English - Turkish Dictionary
  • PUBLIC CONSUMPTIONKAMU TÜKETİMİKamu Tüketimi , kamu hizmetlerini karşılamak amacıyla gerekli olan mal ve hizmetlerin alımıyla ilgili olarak yapılan cari harcamaların tümüdür.Bir harcamanın kamu tüketimi sayılabilmesi için gerekli olan bir mal veya hizmeti kapsayan harcama niteliği taşıması gerekmektedir.

    Dictionary of Economics
  • public convenienceİng. umumi tuvalet/hela.

    English - Turkish Dictionary
  • public data networkkamusal veri ağı

    Computer, Internet Glossary
  • public debt devlet borçları.

    English - Turkish Dictionary
  • PUBLIC DEPOSITRESMİ MEVDUATGenel bütçeli kurumlara, katma bütçeli kurumlara, yerel yönetimlere, yasayla kurulmuş döner sermayeli kurumlara, sosyal sigorta kurumları gibi kurumlara ait hesaplardır.

    Dictionary of Economics
  • public domain 1. kamu arazisi. 2. halkın malı.

    English - Turkish Dictionary
  • public domain software; freewarekamuya açık yazılım

    Computer, Internet Glossary
  • PUBLIC ECONOMIC ENTERPRISE; STATE ECONOMIC ENTERPRISEKAMU İKTİSADİ TEŞEBBÜSLERİDevletin ekonomik alanda mal ve hizmet üreten kuruluşlarının tümüne verilen addır.Bunların sermayelerinin tümü devlet tarafından karşılanır ve bu kuruluşlar özel hükümlere bağlı olarak yönetilirler.Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT),Kamu İktisadi Kuruluşları (KİK) ve İktisadi Devlet Teşebbüsleri (İDT) olarak ikiye ayrılır.Sermayesi devlete ait olan ve ekonomik alanda faaliyet gösteren İDT'lerden bazıları şunlardır:TEKEL,THY,TCDD,TEK,...

    Dictionary of Economics
  • public enemy halk düşmanı.

    English - Turkish Dictionary
  • PUBLIC ENTERPRISESKAMU İŞLETMELERİ Sermayelerinin tümü veya büyük bir kısmı devlete ait olan kuruluşlardır.Bu kuruluşlar devlete gelir sağlamak,ekonomik kalkınmayı hızlandırmak gibi kar amaçla kuruldukları gibi ; sosyal ve kültürel bakımdan gelişmemiş bölgelerin gelişmesini sağlamak gibi sosyal amaçla da kurulabilirler.

    Dictionary of Economics
  • PUBLIC EXPENDITUREKAMU HARCAMALARIDevlatin, belirli bir dönemde ekonomik ,sosyal,siyasi ve idari faaliyetlerini gerçekleştirmek için yapmış olduğu mal ve hizmet satınalma yönündeki harcamaların tümüdür.

    Dictionary of Economics
  • PUBLIC FINANCEKAMU MALİYESİKamu maliyesi , devlet faaliyetlerini iktisadi ve mali yönden ele alan ve bu faaliyetlerin neden olduğu sorunlara çözüm yolu arayan bir bilim dalıdır.Bu bilim dalının başlıca konusunu , kamu gelirleri ve harcamaları oluşturmaktadır.Kamu maliyesi , yapılacak harcamaları ve bunlar için gerekli gelirlerin sağlanmasına yönelik sorunları iktisadi , mali , hukuki yönden ele alarak incelemektedir.

    Dictionary of Economics
  • PUBLIC GOODS AND SERVICESKAMUSAL MAL VE HİZMETLERBir ülkede devlet tarafından üretilrn mal ve hizmetlerin tümü kamusal ve hizmetler olarak adlandırılmaktadır. Bu mal ve hizmetler tam kamusal ve yarı kamusal mal ve hizmetler olarak ikiye ayrılmaktadır.

    Dictionary of Economics
  • public health halk sağlığı.

    English - Turkish Dictionary
  • public holiday resmi tatil günü.

    English - Turkish Dictionary
  • public house 1. İng. bar, pub. 2. han, otel.

    English - Turkish Dictionary
  • public keykamusal anahtar

    Computer, Internet Glossary
  • Public Key Data Encryption Systemkamusal anahtarlı veri şifreleme

    Computer, Internet Glossary
  • public land mobile networkkamusal kara gezgin ağı

    Computer, Internet Glossary
  • public law kamu hukuku, amme hukuku.

    English - Turkish Dictionary
  • public library halk kütüphanesi.

    English - Turkish Dictionary
  • public nuisance kamu için zararlı olan davranış.

    English - Turkish Dictionary
  • public opinion kamuoyu.

    English - Turkish Dictionary
  • public prosecutor savcı.

    English - Turkish Dictionary
  • public relations halkla ilişkiler.

    English - Turkish Dictionary
  • PUBLIC RELIEFSOSYAL YARDIMLAREkonomik ve sosyal açıdan korunmaya muhtaç kişilere karşılık beklemeksizin insani, dini, sosyal ve ailevi gerekçelerle yapılan maddi desteklerdir.

    Dictionary of Economics
  • public revenue devlet geliri.

    English - Turkish Dictionary
  • public revenues devlet geliri.

    English - Turkish Dictionary
  • public school 1. devlet okulu. 2. İng. özel okul.

    English - Turkish Dictionary
  • public school 1. devlet okulu. 2. İng. özel okul.

    English - Turkish Dictionary
  • PUBLIC SECTORKAMU SEKTÖRÜSemayesinin tümü veya yarısından çoğu devlete ait olan , dolayısıyla devlet kontrolü altında işlevlerini sürdüren ekonomik birimlerin tümüne verilen addır.Ülkede gerekli olan altyapıyı sağlamak , yatırımlar gerçekleştirmek , gelir dağılımının iyileştirilmesi kamu sektörünün başlıca görevlerindendir.

    Dictionary of Economics
  • public sector kamu kesimi/sektörü.

    English - Turkish Dictionary
  • PUBLIC SECTOR DEFICITKAMU SEKTÖRÜ AÇIĞIKamu sektöründe meydana gelen ve kamu gelirlerinin kamu giderlerini karşılayamaması durumuna "Kamu Sektörü Açığı" denmektedir.Bunu gidermek için , devlet finansman sağlamak amacıyla iç ve dış borçlanma yoluna gider.Bu açığı gidermenin bir başka yolu ise emisyon yoluyla kamu giderlerini finanse etmektir.

    Dictionary of Economics
  • public servant devlet memuru.

    English - Turkish Dictionary
  • public servant memur, devlet memuru.

    English - Turkish Dictionary
  • public service kamu hizmeti.

    English - Turkish Dictionary
  • public service kamu hizmeti.

    English - Turkish Dictionary
  • public switched networkkamusal anahtarlamalı ağ

    Computer, Internet Glossary
  • public utilities (elektrik, su idaresi gibi) kamu hizmeti kuruluşları.

    English - Turkish Dictionary
  • PUBLIC WAREHOUSESUMUMİ MAĞAZALARMalları emanet veren kişilere, karşılığında makbuz senedi ve varant vermek suretiyle malları satma ve rehin etme hakkını veren kuruluşlardır.

    Dictionary of Economics
  • public works bayındırlık işleri.

    English - Turkish Dictionary
  • public-spiriteds. yardımsever.

    English - Turkish Dictionary
  • publicaciónyayım

    Spanish - Turkish Dictionary
  • publicaryayımlamak

    Spanish - Turkish Dictionary
  • publicationyayım

    French - Turkish dictionary
  • publication(Türk Bilişim Terimlerinden) yayın

    Computer, Internet Glossary
  • publicationi. 1. yayımlama, yayım. 2. yayın.

    English - Turkish Dictionary
  • publicisef., İng., bak. publicize.

    English - Turkish Dictionary
  • publicityi. 1. umuma açık olma. 2. açıklık, alenilik. 3. şöhret. 4. tanıtım, reklam; ilan.

    English - Turkish Dictionary
  • publicizef. 1. tanıtımını yapmak. 2. ilan etmek.

    English - Turkish Dictionary
  • publiclyz. alenen, açıkça, herkesin önünde.

    English - Turkish Dictionary
  • públicohalka ait

    Spanish - Turkish Dictionary
  • públicoumumi

    Spanish - Turkish Dictionary
  • PUBLICY HELD COMPANYHALKA AÇIK ŞİRKETHalka açık şirketler, hisse senetlerinin bir kısmını veya tamamını halka sunmuş şirketlerdir.

    Dictionary of Economics
reklam sol
reklam sol

Last Searched Words

Keyword Searches

reklam sol