Tüm Sözlükler
reklam sol

26 record(s) found.

  • teklifproposition

    Turkish - French Dictionary
  • teklif r Vorschlag; s Angebot; r Antrag.

    Turkish - German Dictionary
  • teklifpropuesta

    Turkish - Spanish dictionary
  • teklifpêşniyarî.

    Turkish - Kurdish Dictionary
  • TEKLİF is. 1. İleri sürme, önerme, öneri. 2. İçten olmayan, resmi davranış.

    Turkish - Turkish dictionary
  • TEKLİF Zor birşey istemek. Bir vazife ileri sürmek. * Sıkılgan ve resmi davranış. İçli dışlı olmayan çekingen muâmele. * Vergi yüklemek. * Vazife vermek. * Cenab-ı Hakk'ın, insanları, emir ve nehiyleri üzerine hareket etmeğe vazifelendirmesi. * Fık: Şeriat-ı İslâmiyenin, ehliyet ve salâhiyet sahibi olan insanlara bir takım vazifeler yapmalarını ve bir kısım şeyleri de terketmelerini emir ve ilzam buyurmasıdır. Bunlar ile öylece dinen me'mur ve vazifeli olan bir insana mükellef denir. Çoğulu: Mükellefîn'dir. (Bak: Ahlâk-ı hasene)(Teklif-i İlâhî bir tecrübedir. Tâ ervah-i âliye ile ervah-ı sâfile müsabaka meydanında birbirinden ayrılsın. S.)(S - Diyorsun ki: "Teklif, saadet içindir. Halbuki ekser-i nâsın şekavetine sebeb, teklifdir. Teklif olmasaydı, bu kadar tefavüt-ü şekavet de olmazdı?"C - Cenab-ı Hak, verdiği cüz'-i ihtiyarî ile ef'al-i ihtiyariye âlemini kesbiyle teşkil etmeye insanı mükellef kıldığı gibi, ruh-u beşerde vedia olarak ekilen gayr-i mütenahi tohumları sulamak ve neşv ü nemalandırmak için de beşeri teklif ile mükellef kılmıştır. Eğer teklif olmasaydı, ruhlardaki o tohumlar neşv ü nema bulamazdı. Evet, nev'-i beşerin ahvaline dikkatle bakılırsa görülür ki; ruhun manen terakkisini, vicdanın tekâmülünü, akıl ve fikrin inkişaf ve eterakkisini telkih eden, yani aşılayan, şeriatlardır; vücud veren, tekliftir; hayat veren, Peygamberlerin gönderilmesidir; ilham eden dinlerdir. Eğer bu noktalar olmasaydı, insan hayvan olarak kalacaktı ve insandaki bu kadar kemalât-ı vicdaniye ve ahlâk-ı hasene tamamen yok olurlardı. Fakat insanların bir kısmı, arzu ve ihtiyariyle teklifi kabul etmiştir. Bu kısım, saadet-i şahsiyeyi elde ettiği gibi nev'in saadetine de sebeb olmuştur. Amma insanların büyük bir kısmı, ihtiyarı ile küfrü kabul ve tekâlif-i İlâhiyyeyi reddetmişlerse de, teklifin bazı nevi'lerinden süzülen terbiyevî, ahlâkî vesaire güzel şeyleri aldıklarından, teklifin o nevi'lerini zımnen ve ıztıraren kabul etmiş bulunurlar. İşte bu itibarla, kâfirin her sıfatı ve her hali kâfir değildir. İ.İ.)

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • teklif1. proposal; offer; suggestion. 2. motion, proposal (before an assembly). 3. formality, formal behavior, ceremony. etmek /ı, a/ to propose, offer, or suggest (something) to (someone). kutusu suggestion box. tekellüf formality, formal behavior. (Aramızda) yok. There´s no need for ceremony between us.

    Turkish - English dictionary
  • TEKLİF EĞRİSİUluslararası ticarette belirli miktarda ithal mala karşılık ne miktarda ihraç mal teklif edildiğini gösteren eğridir. Teklif eğrisi üzerindeki bir nokta, ülkenin belirli bir miktar mal karşılığında teklife hazır olduğu ihraç mal miktarını gösterir.

    Dictionary of Economics
  • teklif etmekproposer

    Turkish - French Dictionary
  • teklif etmek vorschlagen; anbieten; beantragen.

    Turkish - German Dictionary
  • teklif etmekproponer

    Turkish - Spanish dictionary
  • teklif etmekpêşniyar kirin.

    Turkish - Kurdish Dictionary
  • TEKLİF-İ İLÂHÎ Allah'ın teklifi, yani emirleri.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • TEKLİF-İ MÂLÂ-YUTAK Ağır ve güç yetmez olan teklif. Dayanılmaz teklif.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • TEKLİFÂT Teklifler.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • teklifli förmlich, konventionell.

    Turkish - German Dictionary
  • teklifliformal, ceremonious, stiff.

    Turkish - English dictionary
  • teklifsizfamilier

    Turkish - French Dictionary
  • teklifsiz ungezwungen; ungeniert.

    Turkish - German Dictionary
  • teklifsizfamiliar

    Turkish - Spanish dictionary
  • teklifsizbêpêşniyar.

    Turkish - Kurdish Dictionary
  • TEKLİFSİZ is. Sıkı fıkı.

    Turkish - Turkish dictionary
  • teklifsizinformal, unceremonious, relaxed, easy, unconstrained, casual.

    Turkish - English dictionary
  • teklifsizceunceremoniously, familiarly, unconstrainedly, casually.

    Turkish - English dictionary
  • teklifsizlikbêpêşniyarî.

    Turkish - Kurdish Dictionary
  • teklifsizlik1. informality, lack of ceremony or constraint, casualness. 2. unconstrained or casual action.

    Turkish - English dictionary
reklam sol
reklam sol

Last Searched Words

  • Hamming distance

    2021-11-30 21:31:29
    Computer, Internet Glossary
  • teklif

    2021-11-30 21:31:29
    Turkish - French Dictionary
  • TEMPOMAT

    2021-11-30 21:31:28
    Automotive Industry Glossary
  • toplantı

    2021-11-30 21:31:27
    Turkish - Kurdish Dictionary
  • parentage

    2021-11-30 21:31:25
    English - Turkish Dictionary
  • EFSANE

    2021-11-30 21:31:25
    Turkish - Turkish dictionary
  • polar plot

    2021-11-30 21:31:22
    Computer, Internet Glossary
  • semanek

    2021-11-30 21:31:21
    Kurdish - Turkish dictionary
  • TEHEYYÜM

    2021-11-30 21:31:20
    Ottoman - Turkish Dictionary
  • TAGLİB

    2021-11-30 21:31:19
    Ottoman - Turkish Dictionary

Keyword Searches

reklam sol