Tüm Sözlükler
14 record(s) found.

  • VAHDET is. Birlik.

    Turkish - Turkish dictionary
  • VAHDET Birlik. Yalnızlık. Teklik. (Kesretin zıddıdır.) * Edb: İfade esnasında mevzuun haricine çıkılmaması, maksad ne ise yalnız ondan bahsedilmesi, sözün dallandırılıp budaklandırılmaması. * Tas: Allah'a yakınlık. Gönlünü, kalbini tamamen Allah ile meşgul etme hali.(Yüsr-ü vahdet; yâni birlik usulüyle bir merkezde, bir elden, bir kanunla olan işler; gayet derecede kolaylık veriyor. Müteaddit merkezlerde, müteaddit kanuna, müteaddit ellere dağılsa müşkilât peyda eder. M.)

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • VAHDETKendini her konuda 'bir numara' olarak, seçilmiş ve sivrilmiş olarak görmek ilgi alanına giren konularda zamanının teki olmaya delalet eder.

    Dream Dictionary of Phrase
  • vahdet,-ti oneness, unity.

    Turkish - English dictionary
  • VAHDET-ÂRÂM f. Dinlendirici, rahat yer.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • VAHDET-GÂH f. Yalnız kalınacak yer.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • VAHDET-GÜZİN f. Yalnızlığa çekilen.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • Vahdet-i Kusut.İslâm gizemciliğinde tanrı ve insan iradelerinin birleşmesine vahdet-i kusut adı verilir. Vahdet-i kusut, gizemcilik (tasavvuf) yolunda ilerleyenlerin ulaştığı ikinci aşamadır. Gizemsel bir eğitimle ulaşalın bu ikinci aşamada tinsel tanrı'yla özdeksel evren ikiliği devam etmektedir ama insan'ın dileği tanrı'nın dileği olmuştur. İnsan, yükselme çabasıyle, kendi iradesin tanrı iradesiyle aynılaştırabilmiştir. Bu aşama, ilk adım olan vahdet-i şuhuda göre pek yetkin bir aşamadır ama son aşama değildir. Son aşama, bütün varlıkları birleştiren ve tek varlıkta eriten vahdet-i vücut aşamasıdır. bkz. Gizemcilik, Vahdet-i şühut, Vahdet-i Vücut.

    Philosophical Dictionary
  • Vahdet-i Şühut.İslâm gizemciliğinde, gizemcilik yolunda atılan ilk adım olan vahdet-i şühut tanrısal bir ruh durumu içine girmek anlamındadır. İlk gizemciler bu durumdaydılar. Özdeksel varlıkların birbirinden ve tanrının da bu özdeksel evrenden ayrılığını ileri sürüyorlar, bütün bunların bir birlik içinde eriyebileceğini düşünmüyorlardı. Örneğin, gizemciliğe yönelen ilk İslâm düşünürü Farabî (870-950) böylesine bir ruhsal durum içindeydi. Özdeksel evrene tümüyle tanrrısal bir açıdan bakıyor ve her olayı tanrılık düşünceyle açıklamaya çalışıyordu ama, değil vahdet-i vücuda, vahdet-i kusuda bile erişememişti; özdeği ruhtan ayırıyordu. Vahdet-i şühuttaki birlik (vahdet), her şeyi tek şeyle aıklamkta belirmektedir. Bu tek şey de tanrıdır. Bunun dışında, her şey birbirinden ayrı bir durumda bulunmaktadır. bkz. Gizemcilik, Vahdet-i Kusut, Vahdet-i Vücut.

    Philosophical Dictionary
  • VAHDET-İ VÜCÛD Sâlikin (tasavvuf yolunda bulunan kimsenin) muhabbetle zikir yapması esnâsında, Allahüteâlâdan başka her şeyi unutup, yalnız O'nu bilmesi hâli."Vahdet-i vücûd vardır. Her şeyde Allahü teâlâyı görüyoruz ve her şey O'dur" diyentasavvuf büyükleri; her şey Allahü teâlâ ile birleşmiş, O, her şeyden ayrı değil, her şeye benzer,bu âlem ile berâber ve birlikte var oldu, işte O görünüyor gibi şeyl eri demek istemiyorlar.Böyle söylemek îmânı giderir. Allahü teâlâ mahlûkları (yarattıkları) ile birleşik değildir. Onlarınaynı değildir. Onlara benzer değildir. O, hep var idi, hep öyledir. O, hiçbir bakımdanmahlûklarına, yarattıklarına benzemez, O'nun varlığı lâzımdır. O'ndan başkası olsa da olur,olmasa da. O büyüklerin her şey O'dur demeleri, hiçbir şey yoktur. Yalnız O vardır. Her şeyAllahü teâlânın yaratması ile meydana gelmiştir demektir. Tasavvuf büyükleri hâricde, eşyânınvarlığını vehmî, hayâl olarak biliyor. Böyle vücûd devamlıdır.Yâni bizim vehmimizin yokolması ile yok olmaz. Âhiretin sonsuz hayâtını bu vücûda (varlığa) bağlı bilirler. Âlimler eşyâyıhâricde mevcud bilir, âhiretin sonsuz hayâtı, bu eşyâya göre olacaktır der. Bununla berâbereşyânın hâricde varlığını Hak teâlânın varlığı yanında zaif, kuvvetsiz, hattâ yok bilir. Görülüyorki, her iki taraf da, eşyâya hâricde var diyor. Dünyâ ve âhiret işlerini, bu varlık üzerinekuruyor. Vehmin, hayâlin yok olması ile yok olmaz, diyor. Yalnız, sofiyye, bu varlığa vehmîdiyor. Çünkü, bunlar, tasavvuf yolunda yükselirken, hiçbir şey görmüyor. Hak teâlânınvarlığından başka, bir şey gözlerine görünmüyor. Âlimler ise, bunların varlığına vehmîdemekten kaçınıyor, câhillerin, yanlış anlayıp, hayâlin yok olması ile, yok olur sanacaklarındanve ebedî sonsuz azâbı ve sevâbı inkâr etmelerinden korkuyorlar. (İmâm-ı Rabbânî)Vahdet-i vücûd, tasavvufun ince mes'elelerindendir. Felsefecilerin akıllarına görebahsettikleri vahdet-i vücûddan tamâmen başkadır. Çünkü, tasavvuftaki vahdet-i vücûdtatmakla anlaşılan bir hâldir.Bunu o yüksek makâma yükselenler bilir. Felsefeciler inbahsettiklerine gelince, o akl ile anlaşılan bir şeydir. (Abdülhakîm Arvâsî)

    Islamic Glossary
  • Vahdet-i Vücut.İslâm gizemcilinde vahdet-i şühut ve vahdet-i kusuttan sonra erişilen üçüncü ve son aşamadır. Bu en yetkin aşamada bütün varlıklar, görünüşteki ayrılıklarından sıyrılarak, tek varlık içinde birleşir ve kaynaşırlar. Önce bütün varlıkları ayrı ayrı gören (vahdet-i şühut) gizemci, sonra kendi iradesini tanrılık iradeyle birleştirmiş (vahdet-i kusut) ve daha sonra kendi varlığını tek varlığa katarak vahdet-i vücut aşamasına ulaşmıştır. Bu yetkin aşama, kendinden önceki bütün aşamaları kapsar. Bu aşamada gizemci, artık kendisinin tek varlığın insan biçimindeki belirtisi olduğunu bilmektedir. Örneğin Muhiddin Arabî, Feridüddin Attar, Mevlânâ Celâleddin gibi son büyük gizemciler bu aşamaya ulaşmışlardır. İslâm gizemciliğinin bu aşaması, Batının kamutanrıcılığına (panteizm) benzer. Kamutanrıcılık ya da doğatanrıcılık, özellikle Hollandalı düşünür Spinoza'nın (1632-1677) ileri sürdüğü bir evren anlayışıdır. Spinoza'ya göre tanrı ve evren bir ve aynı şeydir. Kamutanrıcılık görüşü, deney ve gözlemlere dayanmayan, sadece düşünsel bir çabanın ürünü olan eski felsefede ileri bir aşamadır. bkz. Gizemcilik, Kamutanrıcılık, Sudur ve Uruç, Vahdet-i Kusut, Vahdet-i Şühut, İslâm Felsefesi.

    Philosophical Dictionary
  • VAHDET-NÜMÂ Vahdet gösteren, birlik ifade eden.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • VAHDET-ÜL VÜCUD (Vahdet-üş şuhud) Her yerde ve herşeyde kalbini yalnız Allah ile meşgul etme hali ve yaşayışıdır. (Bu mesele hakiki olarak ancak veraset-i nübüvvet muhakkikleri olan müceddid ve asfiyaların tarifleriyle anlaşılabilir.)(Aziz kardeşim;Vahdet-ül vücuda dair bir parça izahat istiyorsunuz. Bu mes'eleye dair Otuz Birinci Mektubun bir Lem'asında, Hazret-i Muhyiddin'in bu mes'eledeki fikrine karşı gayet kuvvetli ve izahlı bir cevab vardır. Şimdilik bu kadar deriz ki:Bu mes'ele-i vahdet-ül vücudu şimdiki insanlara telkin etmek, ciddi zarar verir. Nasıl ki teşbihat ve temsiller, havassın elinden avamın eline ve ilmin elinden cehlin eline girse, hakikat telâkki edilir. (Hâşiye) Öyle de: Vahdet-ül vücud mes'elesi gibi hakaik-ı ulviye, ehl-i gaflet ve esbab içine dalan avamlara girse, tabiat telâkki edilir ve üç mühim zarar verir:Birincisi: Vahdet-ül vücudun meşrebi, Cenab-ı Hak hesabına kâinatı âdeta inkâr etmek iken; avama girdikçe, gafil avamlara, hususan maddiyyun fikirleriyle âlude olan fikirlere girdikçe, kâinat ve maddiyat hesabına uluhiyeti inkâr yoluna gider.İkincisi: Vahdet-ül vücud meşrebi, mâsivâ-yı İlâhînin rububiyetini o derece şiddetle reddeder ki, mâsivâyı inkâr ve ikiliği ref'ediyor. Değil nüfus-u emmarenin, belki herbir şeyin müstakil vücudunu görmemek iken, bu zamanda fikr-i tabiatın istilâsiyle ve gurur ve enaniyetin nefs-i emmareyi şişirmesiyle ve âhireti ve Hâlik'ı bir derece unutmak cihetiyle; bazı nüfus-u emmare küçük birer firavun, âdeta nefsini mabud ittihaz etmek istidadında bulunan insanlara vahdet-ül vücudu telkin etmek, nefs-i emmareyi el-iyazübillâh öyle şımartır ki, ele avuca sığmaz.Üçüncüsü: Tegayyür, tebeddül, tecezzi, tahayyüzden mukaddes, münezzeh, müberra, muallâ olan Zât-ı Zülcelâl'in vücub-u vücuduna ve tekaddüs ve tenezzühüne muvafık düşmeyen tasavvurata sebebiyet verir ve telkinat-ı bâtılaya medar olur. Evet vahdet-ül vücuddan bahseden; fikren serâdan Süreyya'ya çıkarak, kâinatı arkasında bırakıp nazarını Arş-ı Alâ'ya diken, istigrakî bir surette kâinatı ma'dum sayıp herşeyi doğrudan doğruya kuvvet-i iman ile Vâhid-i Ehad'den görebilir. Yoksa kâinatın arkasında durup kâinata bakan ve önünde esbabı gören ve ferşten nazar eden, elbette esbab içinde boğulup, tabiat bataklığına düşmek ihtimali var. Fikren Arş'a çıkan, Celâleddin-i Rumî gibi, diyebilir: "Kulağını aç! Herkesten işittiğin sözleri, fıtrî fonoğraflar gibi Cenab-ı Hak'tan işitebilirsin." Yoksa, Celâleddin gibi bu derece yükseğe çıkamayan ve ferşten Arş'a kadar mevcudatı âyine şeklinde görmeyen adama, "Kulak ver, herkesten Kelâmullah'ı işitirsin." desen, mânen Arş'tan ferşe sukut eder gibi, hilaf-ı hakikat tasavvurat-ı bâtılaya giriftar olur! L.)(Haşiye): Nasıl ki iki melâike, teşbihin sırr-ı münasebetiyle Sevr ve Hut tesmiye edilen, avamca koca bir öküz ve koca bir balık telâkki edilmiştir.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • Vahdet. bkz. Birlik.

    Philosophical Dictionary

Last Searched Words

  • VAHDET

    2022-05-20 16:59:05
    Turkish - Turkish dictionary
  • ızgara

    2022-05-20 16:59:04
    Turkish - Spanish dictionary
  • mürver

    2022-05-20 16:59:03
    Turkish - English dictionary
  • bilindik

    2022-05-20 16:59:03
    Turkish - English dictionary
  • BİLGÜN

    2022-05-20 16:58:59
    Names Dictionary
  • MÜSTEMLEK

    2022-05-20 16:58:58
    Ottoman - Turkish Dictionary
  • DABRAK

    2022-05-20 16:58:56
    Ottoman - Turkish Dictionary
  • nîşgeh

    2022-05-20 16:58:55
    Kurdish - Turkish dictionary
  • oksijen

    2022-05-20 16:58:54
    Turkish - Kurdish Dictionary
  • mütayit

    2022-05-20 16:58:47
    Turkish - English dictionary

Keyword Searches

  • English - Turkish Dictionary
  • ılık

    2022-05-20 13:59:15
    Turkish - French Dictionary
  • necesen

    2022-05-20 16:38:40
    Azerbaijani - Turkish Dictionary
  • hercai

    2022-05-20 16:29:10
    Turkish - German Dictionary
  • PÜRYAN

    2022-05-20 16:36:26
    Ottoman - Turkish Dictionary
  • açık

    2022-05-20 15:18:46
    Turkish - French Dictionary
  • vuslat

    2022-05-20 09:31:14
    Turkish - Kurdish Dictionary
  • çüş

    2022-05-20 13:32:49
    Turkish - German Dictionary
  • Rh NULL HASTALIĞI

    2022-05-20 11:01:35
    Medicine and Hematology Glossary
  • kûnek

    2022-05-20 14:04:13
    Kurdish - Turkish dictionary