Results for "İNTİKA
"
İNTİKAL
(Turkish - Turkish dictionary) :
is. 1. Geçme, yer değiştirme: Bu servet babasından intikal etti. 2. Anlama: Meseleye intikal edemiyor.
İNTİKAL
(Ottoman - Turkish Dictionary) :
Bir yerden bir yere nakletmek. Tebdil-i mekân etmek. * Göçmek, geçmek. * Sirâyet. Bulaşmak. * Bir şeyin miras olarak kalması. * Bir mes'eleden diğer bir hususu veya neticeyi anlamak.
intikal
(Turkish - English dictionary) :
,-li 1. change of place. 2. passing, passage, transition. 3. grasp, understanding, comprehension. 4. inferring, inference. 5. transfer (by inheritance or sale). devresi transition period. etmek 1. to pass to another place. 2. /ı/ to perceive, understand, grasp. 3. /a/ to pass (to someone) by inheritance, be inherited (by).
intikal etmek
(Turkish - German Dictionary) :
verstehen.
İNTİKAL SAFHASI
(Dictionary of Economics) :
Toplumların ekonomik gelişimini tarihsel bir yaklaşımla açıklamaya çalışan W. Rostowun tarihsel büyüme aşamalarından ikincisidir. Bu aşamada harekete geçmek için gerekli olan hazırlıklar yapılır. Bu aşamada ulusal onur, özel çıkar, genel refah, yeni kuşaklara daha iyi bir yaşam tarzı hazırlamak iktisadi gelişmeden beklenen amaçlar olarak bilinir. Doğayı değiştirme çabası vardır. Siyasal entegrasyon başlamıştır. Merkeziyetçi ve ulusal devlet kurulmuştur. Buna geçciş aşaması da denir.