Results for "İNSANİYET
"
insaniyet (Noun)
(Turkish - German Dictionary) :
e Menschlichkeit.
insaniyet (Noun)
(Turkish - Kurdish Dictionary) :
mirovanî.
İNSANİYET (Noun)
(Turkish - Turkish dictionary) :
is. 1. İnsanlık alemi. 2. İnsanca davranış: İnsaniyetinize sığınıyorum.
İNSANİYET (Noun)
(Ottoman - Turkish Dictionary) :
İnsanlık, vicdanlılık. İnsana yakışır hâl ve durum.
insaniyet (Noun)
(Turkish - English dictionary) :
,-ti 1. humaneness, humanity, compassion, benevolence. 2. humankind, humanity, mankind. 3. being human, humanness.
İNSANİYET-İ KÜBRA (Noun)
(Ottoman - Turkish Dictionary) :
Büyük ve en makbul olan insânlık, yâni, İslâmiyet.(Ey Nefis! Hayr-ı mahz olan vücudu sana giydiren Hâlik-ı Zülcelâl, sana iştihalı bir mide verdiğinden Rezzak ismi ile bütün mat'umatı bir sofra-i nimet içinde senin önüne koymuştur. Sonra sana hassasiyetli bir hayat verdiğinden, o hayat dahi bir mide gibi rızık ister. Göz, kulak gibi bütün duyguların, eller gibidir ki, ruy-u zemin kadar geniş bir sofra-i ni'meti o ellerin önüne koymuştur. Sonra mânevi çok rızık ve ni'metler isteyen insâniyeti sana verdiğinden âlem-i mülk ve melekut gibi geniş bir sofra-i ni'met, o mide-i insâniyetin önüne ve aklın eli yetişecek nisbette sana açmıştır. Sonra nihâyetsiz ni'metleri isteyen ve hadsiz rahmetin meyveleri ile tegaddi eden ve insâniyet-i kübrâ olan İslâmiyeti ve imânı sana verdiğinden dâire-i mümkinat ile beraber Esmâ-i Hüsnâ ve sıfât-ı mukaddesenin dâiresine şâmil bir sofra-i ni'met ve saadet ve lezzet sana fethetmiş. Sonra imanın bir nuru olan muhabbeti sana vermekle gayr-ı mütenâhi bir sofra-i nimet ve saadet ve lezzet sana ihsan etmiştir. S.)
İNSANİYETKÂR (Noun)
(Ottoman - Turkish Dictionary) :
f. Vicdanlı ve iyi adam, insaniyetli.
İNSANİYETKÂRÎ (Noun)
(Ottoman - Turkish Dictionary) :
Vicdanlılık, insaniyetlilik.
insaniyetli (Adjective)
(Turkish - English dictionary) :
humane, decent, good (person).
İNSANİYETPERVER (Noun)
(Ottoman - Turkish Dictionary) :
İnsanlığı seven, iyi insan.