"ÂMİL
" Kelimesi için arama sonuçları
amil (Sıfat)
(Türkçe - Almanca Sözlük) :
r Faktor, e Ursache.
AMİL (İsim)
(Türkçe - Türkçe Sözlük) :
is. ve s. Asıl sebep, etken.
ÂMİL (İsim)
(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Yapan. İşleyen. *Sebep. * Vergi tahsiline memur kimse. * Mütevelli. * Vâli. *Gr: İraba te'sir eden yüz şeyden altmışı. (Yalnız ismi mecrur yapanlar yirmi adettir).
AMİL (İsim)
(İsimler Sözlüğü) :
Erkek ismi.Etken , etmen
ÂMİL (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
İş yapan.1. İslâmiyet'in emirlerini yapıp, yasaklarından sakınan.Allahü teâlâ sizden ilmi almak için, ilmiyle âmil olan âlimleri kaldırır, câhiller kalır.(Bunlar) dinden suâl edenlere, kendi akılları ile cevâp verip insanları doğru yoldanayırırlar. (Hadîs-i şerîf-Buhârî)Kıyâmet gününde, Resûller minberler üzerindedirler. Her bir Resûlün minberi kendimertebesi miktârıncadır. Ulemâ-i âmilîn, yâni Ehl-i sünnet îtikâdında olan ve bildikleri ile ameleden âlimler dahi nûrdan kürsîler üzerinde olurlar. (İmâm-ı Gazâlî)2. Herhangi bir bölgenin zekât, harac, öşr ve ganîmetlerinin tahsîli (toplanması) için, halîfe,sultan, melik veya emir tarafından vazîfelendirilen ve yerine göre dînin emirlerini öğretenme'mur.Allahü teâlâ, Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki:Sadakalar (zekâtlar), Allahü teâlâdan bir farz olarak, ancak fakirlere, miskinlere,âmillere kalbleri müslümanlığa ısındırılmak istenilenlere, (efendisinden kendisini satın alıp,borcunu ödeyince âzâd olacak) kölelere, borçlulara, cihâd ve hac yolunda olup, muhtaçkalanlara, (kendi memleketinde zengin ise de, bulunduğu yerde yanında mal kalmamış ve çokalacağı varsa da alamayıp muhtaç düşen) yolda kalmışlara mahsûstur. (Tevbe sûresi: 60)Halka zulmeden âmiller Cennet'e giremez. (Hadîs-i şerîf-Kitâb-ül-Emvâl)Hazret-i Ömer, bir gün cemâate şöyle hitâb etti: "Ey mü'minler! Allahü teâlâya yemînederim ki, âmilleri sâdece zekâtlarınızı toplamaları için göndermiyorum. Onları size; dîniniziöğretmeleri, rehberlik etmeleri için gönderiyorum. Allahü teâlâ şâhid, kime bunun hâricindemuâmele yapılırsa bana haber versin. Onun hakkını alıp, gerekeni yaparım. Nefsim yed-ikudretinde olan Allahü teâlâya yemîn ederim ki, bir âmil halktan birisini dövse, ondan dövdüğükimsenin hakkını alırım..." (Ebû Ubeyd bin Sellâm)
amil (Sıfat)
(Türkçe - İngilizce Sözlük) :
factor, agent, motive, reason, cause.
ÂMİL
(İslami Terimler Sözlüğü) :
İş yapan.
1. İslâmiyet'in emirlerini yapıp, yasaklarından sakınan.
Allahü teâlâ sizden ilmi almak için, ilmiyle âmil olan âlimleri kaldırır, câhiller kalır.
(Bunlar) dinden suâl edenlere, kendi akılları ile cevâp verip insanları doğru yoldan ayırırlar.
(Hadîs-i şerîf-Buhârî)
Kıyâmet gününde, Resûller minberler üzerindedirler. Her bir Resûlün minberi kendi
mertebesi miktârıncadır. Ulemâ-i âmilîn, yâni Ehl-i sünnet îtikâdında olan ve bildikleri ile amel
eden âlimler dahi nûrdan kürsîler üzerinde olurlar. (İmâm-ı Gazâlî)
2. Herhangi bir bölgenin zekât, harac, öşr ve ganîmetlerinin tahsîli (toplanması) için, halîfe,
sultan, melik veya emir tarafından vazîfelendirilen ve yerine göre dînin emirlerini öğreten
me'mur.
Allahü teâlâ, Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki:
Sadakalar (zekâtlar), Allahü teâlâdan bir farz olarak, ancak fakirlere, miskinlere, âmillere
kalbleri müslümanlığa ısındırılmak istenilenlere, (efendisinden kendisini satın alıp, borcunu
ödeyince âzâd olacak) kölelere, borçlulara, cihâd ve hac yolunda olup, muhtaç kalanlara,
(kendi memleketinde zengin ise de, bulunduğu yerde yanında mal kalmamış ve çok alacağı varsa
da alamayıp muhtaç düşen) yolda kalmışlara mahsûstur. (Tevbe sûresi: 60)
Halka zulmeden âmiller Cennet'e giremez. (Hadîs-i şerîf-Kitâb-ül-Emvâl)
Hazret-i Ömer, bir gün cemâate şöyle hitâb etti: "Ey mü'minler! Allahü teâlâya yemîn ederim
ki, âmilleri sâdece zekâtlarınızı toplamaları için göndermiyorum. Onları size; dîninizi
öğretmeleri, rehberlik etmeleri için gönderiyorum. Allahü teâlâ şâhid, kime bunun hâricinde
muâmele yapılırsa bana haber versin. Onun hakkını alıp, gerekeni yaparım. Nefsim yed-i
kudretinde olan Allahü teâlâya yemîn ederim ki, bir âmil halktan birisini dövse, ondan dövdüğü
kimsenin hakkını alırım..." (Ebû Ubeyd bin Sellâm)
ÂMİLE (İsim)
(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
(C.: Avâmil) (Amel. den) Bacak, ayak.
ÂMİLETÂN (İsim)
(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
İki ayak, çift bacak.