Results for "HÂSİR
"
hasır (Noun)
(Turkish - German Dictionary) :
e Strohmatte.
hasır (Noun)
(Turkish - Kurdish Dictionary) :
xesîl.
HASIR (Noun)
(Turkish - Turkish dictionary) :
is. 1. Sazla veya yaprakla örülmüş taban örtüşü. 2. Bununla yapılmış olan: Hasır şapka.
HAŞİR (Noun)
(Turkish - Turkish dictionary) :
is. Kıyamet günü dirilip toplanma.
HASIR (Noun)
(Ottoman - Turkish Dictionary) :
(Hasr. dan) Muhâsara eden, etrafını çeviren, hasreden.
HASÎR (Proper noun)
(Ottoman - Turkish Dictionary) :
Hüsranda olan. Sapıtan, dalâlete giden. Azgın. * Eli boş. Müdafaasız. Çaresiz.
HÂSİR (Noun)
(Ottoman - Turkish Dictionary) :
Hasarete uğrayan. Zarara, ziyana uğrayan.
HAŞIR (Proper noun)
(Ottoman - Turkish Dictionary) :
Toplayan, cem'eden, haşreden.
HÂŞİR (Noun)
(Ottoman - Turkish Dictionary) :
Haşreden, toplayan. Cem'eden. * Hz. Peygamber'in (A.S.M.) bir ismi. Haşir meydanında bütün insanlar mübarek izlerinde haşr olup toplanacaklarından Delâil-i Hayrat'ta bu isimle mezkurdur. (Bak: Haşr)
HASIR (Noun)
(Dream Dictionary of Phrase) :
Dost ve arkadaş meclisine; Hasırın üzerine oturmak bir işten dolayı pişmanlık duymaya, Sade ve mütevazi bir hayat sürmeye ve alın teri ve el emeği ile geçinmeye, Hasırcı, mühendise, ressama, döşemeci yahut dokumacıya, nikah kıyan kimseye delalet eder. Haasır, döşek gibidir; Bakınız; Döşek.