"HİYAN
" Kelimesi için arama sonuçları
HİYAN (Özel isim)
(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Zaman, devre.
HIYANAT (İsim)
(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
(Hıyanet. C.) Hıyanetler, hâinlikler, kahpelikler.
hıyanet (İsim)
(Türkçe - Almanca Sözlük) :
r Verrat.
hıyanet (İsim)
(Türkçe - Kürtçe Sözlük) :
xiyanet.
HIYANET (İsim)
(Türkçe - Türkçe Sözlük) :
is. Kendine gösterilen güvenç kargılık kötülük etme, kutsal sayılan şeylere el uzatma.
HIYANET (İsim)
(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Hâinlik. Vefasızlık. İtimadı kötüye kullanmak. Sözünde durmayıp oyun etmek.
HİYANET (Özel isim)
(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
(Bak: Hıyânet)
HIYÂNET (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Hâinlik. Birine kendini emîn tanıttıktan sonra, o emniyeti bozacak iş yapmak; vefâsızlık,îtimâdı kötüye kullanmak, sözünde durmamak.Kibirden, hıyânetten ve borçtan temiz olarak ölen kimsenin gideceği yer Cennet'tir.( Hadîs-i şerîf-Mişkât)Allah'ım! Açlıktan sana sığınırım. Açlık ne kadar acıdır. Hıyânetten sana sığınırım.Hâinlik ne kötü şeydir. (Hadîs-i şerîf-Sünen-i Ebû Dâvûd)Ticârete hıyânet karışırsa bereket gider. (Hadîs-i şerîf-Kimyây-ı Seâdet)Hıyânet haramdır. Münâfıklık (iki yüzlülük) alâmetidir. Hıyânetin zıddı emânettir, eminolmaktır. Mü'min, herkesin malını, canını emniyet ettiği kimsedir. Emânet ve hıyânet, maldaolduğu gibi, sözde de olur. (Muhammed Hâdimî)
hıyanet (İsim)
(Türkçe - İngilizce Sözlük) :
,-ti 1. treachery, perfidy. 2. treason. 3. betrayal, infidelity. 4. colloq. faithless, disloyal. etmek /a/ 1. to betray. 2. to be unfaithful to.
HIYÂNET
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Hâinlik. Birine kendini emîn tanıttıktan sonra, o emniyeti bozacak iş yapmak; vefâsızlık,
îtimâdı kötüye kullanmak, sözünde durmamak.
Kibirden, hıyânetten ve borçtan temiz olarak ölen kimsenin gideceği yer Cennet'tir. (Hadîs-
i şerîf-Mişkât)
Allah'ım! Açlıktan sana sığınırım. Açlık ne kadar acıdır. Hıyânetten sana sığınırım.
Hâinlik ne kötü şeydir. (Hadîs-i şerîf-Sünen-i Ebû Dâvûd)
Ticârete hıyânet karışırsa bereket gider. (Hadîs-i şerîf-Kimyây-ı Seâdet)
Hıyânet haramdır. Münâfıklık (iki yüzlülük) alâmetidir. Hıyânetin zıddı emânettir, emin
olmaktır. Mü'min, herkesin malını, canını emniyet ettiği kimsedir. Emânet ve hıyânet, malda
olduğu gibi, sözde de olur. (Muhammed Hâdimî)