"

HAM

" Kelimesi için arama sonuçları
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

HAMS(E) (Özel isim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Açlık. * Yaradaki şişin inmesi.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

HAMSE (İsim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Mesnevi şekliyle yazılmış beş kitabdan ibaret bir takım demektir ki, böyle eser meydana getirmiş olanlara "Hamsenüvîs", yâhut "Hamseci" denilir. XII. yüzyıla kadar hamse-nüvîslik mutâd değildi. 1195'de vefat etmiş olan Genceli Şeyh Nizamî, manzum olarak beş kitab yazmış ve hepsine birden "penc genç", yâni "beş hazine" "ünvanını vermişti. Ondan sonra o yolda mesnevîler vücuda getirmek İran şâirlerince moda oldu. İran'ın Hüsrev-i Dehlevî, Mevlânâ Câmi gibi şâirleri hamse yazdılar. Çağatay şâiri Ali Şir Nevaî de Çağatay lehçesinde hamse tanzim etmiştir. Bizim lehçede ilk hamse yazan, daha doğrusu Şeyh Nizamî'nin hamsesini terceme eden Behiştî'dir. Bu Behiştî, İkinci Bayezid'in adamlarındandı. Yine bizim lehçemizle yazılmış birçok hamseler vardır. Ak Şemseddin'in oğlu Hamdullah Çelebi (Vefatı: M: 1508) Yusuf ve Züleyha, Leylâ ve Mecnun, Muhammediye, Mevlid-ün Nebi adlı hamseleri yazmıştır. (Edb. L.)
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

HAMSE-İ ÂL-İ ABÂ (İsim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
(Bak: Âl-i Abâ)
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

HAMŞEK (İsim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Mestin üstüne vurulan parça.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

HAMSENÜVIS (İsim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
f. Hamseci, hamse yazan. Mesnevi tarzıyla beş kitabdan ibâret bir takım yazan kimse.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

HAMSÎN (Özel isim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Elli. * Erbaîn denen kırk günlük kara kıştan sonra gelen elli günlük kış.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

HAMŞÜDE (Özel isim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
f. Bükülmüş, eğrilmiş.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

HAMSUN (İsim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Elli sayısı.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

HAMT (İsim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Şiddetli ve zahmetli olmak. * Çürümek. * Mütegayyer olmak, değişmek.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

HAMTA (İsim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Üzüm çiçeğinin kokusu.