"KÂLÎ
" Kelimesi için arama sonuçları
kalıntı (İsim)
(Kaynakçı Sözlüğü Tr - Eng) :
inclusion
KALINTI KLOR (İsim)
(Çevre Sözlüğü) :
[ Residual chlorine ] Klorlama işlemi sonrası suda kalan klor miktarı.
kalınyağ (İsim)
(Türkçe - İngilizce Sözlük) :
lubricating oil.
kalıp (İsim)
(Türkçe - Almanca Sözlük) :
e Matrize, e Pressform; s Muster, s Modell.
kalıp (İsim)
(Türkçe - Kürtçe Sözlük) :
qalib, qeware.
KALIP (Sıfat)
(Türkçe - Türkçe Sözlük) :
is. 1. Herhangi bir şeye belirli bir biçim vermek için kullanılan ve o biçimi taşıyan araç: Pasta kalıbı. 2. Parça: İki kalıp sabun. 3. mec. Biçim, durum: Bin bir türlü kalıba girer o.
KALIP (Sıfat)
(Rüya Tabirleri Sözlüğü) :
Cismin yahut sıvının aldığı şekle göre tabir edilir sanayide kullanılan kalıplar kazanç ve ticarete, Kişinin bir kalıp içine girdiğini ve kalıba göre şekillendiğini görmek, belli düşünce kalıpları içinde kalmaya, dünyayı kendi dar görüşüyle yorumlamaya,, dar görüşlülüğe delalet eder.
kalıp (İsim)
(Türkçe - İngilizce Sözlük) :
1. mold, matrix. 2. form; hat block; shoe last. 3. template; pattern, model. 4. bar, cake, piece (of something). 5. imposing appearance. 6. shape. ının adamı olmamak not to be the man one seems to be. ını almak /ın/ to take a mold (of). ını basmak /a/ colloq. 1. to affirm (something) with conviction. 2. to support (something) enthusiastically. a çekmek /ı/ 1. to give proper form or shape (to), shape, mold. 2. slang to have intercourse with, *fuck. ını çıkarmak /ın/ to take a mold of. ı değiştirmek/dinlendirmek slang to die, croak, kick the bucket, give up the ghost. a dökmek /ı/ to cast, pour (something) into a mold. a geçirmek /ı/ to block (a hat or fez); to put (a shoe) on a last. gibi serilmek (for a very tired person) to lie stretched out like a log. gibi uyumak to sleep like a log. gibi yatmak to lie still, lie without moving a muscle. tan kalıba girmek colloq. 1. to change one´s ideas whenever one finds it expedient. 2. to change jobs often. 3. (for the nature of a job) to be changing constantly. kesilmek to be petrified. kıyafet yerinde/ı kıyafeti yerinde imposing and well-dressed (man). a koymak /ı/ to put (a shoe) on a last or tree. a vurmak /ı/ to put (a hat or fez) on a block.
kalıpçı (Sıfat)
(Türkçe - İngilizce Sözlük) :
1. maker or seller of molds. 2. one who makes castings. 3. blocker, molder.
kalıplama (Fiil)
(Türkçe - İngilizce Sözlük) :
blocking, reshaping.