"KIYÂM
" Kelimesi için arama sonuçları
kıyamet (İsim)
(Türkçe - Almanca Sözlük) :
e Auferstehung; s Durcheinander.
kıyamet (İsim)
(Türkçe - Kürtçe Sözlük) :
heşir, qiyamet.
KIYAMET (İsim)
(Türkçe - Türkçe Sözlük) :
is. 1. Dünyanın sonu olan ve bütün ölülerin dirilip hesaba çekilmek üzere mahşerde toplanacağı zaman. 2. mec. Çok gürültülü karışıklık: Dışarda bir kıyamet koptu.
KIYAMET (İsim)
(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Dünyanın yıkılıp harab olması. Her şeyin mahvolması. Dünyanın sonu ve mahşer meydanına bütün insanların dirilip toplanacağı zaman. * Mc: Büyük belâ. * Fazla sıkıntı. (Bak: Haşr)(Yevm ve sene vesâire gibi her nevde bir kıyamet-i mükerrere vardır. Ve keza beşerdeki istidad kıyamete bir remizdir. İ.İ.)(Mevt-i dünyanın vuku bulmasıdır. Şu mes'eleye delil: Bütün Edyan-ı Semâviyyenin icmâıdır ve bütün fıtrat-ı selimenin şehadetidir ve şu kâinatın bütün tahavvülât ve tebeddülât ve tagayyürâtının işaretidir. Hem asırlar, seneler adedince zihayat dünyaların ve seyyar âlemlerin, şu dünya misafirhanesinde mevtleriyle, asıl dünyanın da onlar gibi ölmesine şehadetleridir.Şu dünyanın sekeratını, âyât-ı Kur'aniyyenin işaret ettiği surette tahayyül etmek istersen, bak, şu kâinatın eczaları, dakik, ulvi bir nizam ile birbirine bağlanmış. Hafi, nâzik, lâtif bir rabıta ile tutunmuş ve o derece bir intizam içindedir ki; eğer ecram-ı ulviyyeden tek bir cirm, "Kün" emrine veya "Mihverinden çık" hitabına mazhar olunca, şu dünya sekerata başlar. Yıldızlar çarpışacak, ecramlar dalgalanacak, nihayetsiz feza-yı âlemde milyonlar gülleleri küreler gibi büyük topların müthiş sadaları gibi vâveylâya başlar. Birbirine çarpışarak kıvılcımlar saçarak, dağlar uçarak, denizler yanarak, yeryüzü düzlenecek. İşte, şu mevt ve sekerat ile Kadir-i Ezeli, kâinatı çalkalar; kâinatı tasfiye edip, cehennem ve cehennemin maddeleri bir tarafa, cennet ve cennetin mevadd-ı münasibeleri başka tarafa çekilir, âlem-i âhiret tezâhür eder. S.)(Kıyametin hâdisatından ervâh-ı bâkiye müteesir olacaklar mı?Elcevab: Derecatlarına göre müteessir olacaklar. Melâikelerin tecelliyat-ı kahriyede kendilerine göre müteessir oldukları gibi müteessir olurlar. Nasılki bir insan, sıcak bir yerde iken, hariçte kar ve tipi içinde titriyenleri görse akıl ve vicdan itibariyle müteessir olur. Öyle de; zişuur olan ervâh-ı bâkiye, kâinatla alâkadar oldukları için, kâinatın hâdisat-ı azîmesinden derecelerine göre müteessir olmalarını; ehl-i azâb ise, elemkârâne, ehl-i saadet ise, hayretkârane, istiğrabkârane belki bir cihette istibşarkârâne teessüratları bulunmasını, işarat-ı Kur'aniye gösteriyor. Zira Kur'an-ı Hakim, her zaman kıyametin acâibini tehdit suretinde zikrediyor. "Göreceksiniz..." diyor. Halbuki cism-i insani ile onu görenler, kıyamete yetişenlerdir. Demek, kabirde cesetleri çürüyen ervahların da o tehdid-i Kur'aniyeden hisseleri var. M.)
KIYAMET (İsim)
(Rüya Tabirleri Sözlüğü) :
Kişinin korkup sakınması gereken şeylere, adaletin tam tecilli etmesine, insaf ve merhamete, mazlumların zalimlerden öc almasına, insanın alacasının dışa vurup, nasıl biri olduğunun ortaya çıkmasına; Arasat meydanında bulunmak yolculuğa, Yalnız kendinin ve eşinin diriltildiğini görmek kişinin zalim olduğuna, Haşir ( öldükten sonra diriltilip toplanılan yer)i görmek şerefli ve hamiyetli kadın ve erkeğe, Surun üfürülmesi salih ve iyi kimselerin kurtulmasına, Bir beldede kıyametin koptuğunu görmek iyi amel işleyenlerin gayrete getirilmesine, kötü amel işleyenlerin korkutulmasına delalet eder. ( Ayrıca Bakınız; Mahşer.)
KIYÂMET (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
1. Allahü teâlânın emri ile İsrâfil aleyhisselâmın sûr denilen ve nasıl olduğunu bilmediğimizbir âlete üfürmesi, (nefha-i ûlâ: Birinci üfürme) ile bütün canlıların ölüp, her şeyin yok olması,kâinâttaki (varlık âlemindeki) nizâmın, düzenin bozulması , kıyâmetin kopması. (Bkz. Sâat)Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki:Kıyâmet muhakkak gelecektir. Bunda hiç şüphe yoktur. (Hac sûresi: 7)Ey insanlar! Rabbinizin azâbından korkun. Muhakkak kıyâmetin zelzelesi (sarsıntısı)pek büyük bir şeydir. Onu gördüğünüz gün, analar, emzirdikleri çocuklarını bırakıpunutur, hâmile kadınlar çocuklarını düşürür. O günün dehşetinden sen insanları sarhoşbir hâlde görürsün, hâlbuki onlar sarhoş değillerdir. Fakat Allahü teâlânın azâbı çokşiddetlidir. (Hac sûresi: 1,2)Kıyâmet kötü insanlar üzerine kopar (iyi insanlar bulundukça, Allahü teâlâ kıyâmetikoparmaz). (Hadîs-i şerîf-Sahîh-i Müslim)Yeryüzünde Allah diyen bir kimse kalıncaya kadar kıyâmet kopmaz. (Hadîs-işerîf-Şir'at-ül-İslâm)Allahü teâlâ, sûr üfürüldükten sonra, kıyâmetin kopmasını murâd buyurduğu vakit, dağlaruçar, bulutlar gibi yürümeye başlar. Denizlerin bâzısı bâzısına taşar. Güneşin nûru gidereksimsiyâh olur. Dağlar toz hâline gelir. Âlemler birbirine girer. Yıldı zlar, dizili incinin kopupdağıldığı gibi olur. Gökler gülyağı gibi erir ve değirmen döner gibi döner ki, şiddetli bir şekildehareket eder. Bâzan toplanır, bâzan da dümdüz olur. Allahü teâlâ, göklerin parça parçaolmasını emr eder. Yedi kat yerde ve yedi kat gökte ve kürsîde diri olarak kimse kalmaz. Hercanlı vefât etmiş olur ve eğer rûhânî ise, rûhu gitmiş olur. Yerde taş üstünde taş kalmaz.Göklerde hiç canlı kalmaz. (İmâm-ı Gazâlî, Kurtubî, Kâb-ül-Ahbâr)2. Her canlının ölüp, âlemin nizâmının düzeninin bozulmasından bir müddet sonra, yineAllahü teâlânın emri ile İsrâfil aleyhisselâmın ikinci defâ sûra üfürmesi ile bütün ölülerinyeniden dirilip, hayat bulmasından, yeni bir hayâtın başlamasından sonr a herkesin bulunduklarıyerden, kabirlerinden kalkıp, mahşer (Arasât meydanı) denilen yerde toplanıp, dünyâdayaptıklarından hesâba çekilecekleri ve herkesin Cennet'e veya Cehennem'e gidinceye kadardevâm edecek olan zaman. Bu zamâna kıyâmet günü de denir....O (Allahü teâlâ) elbette sizi kıyâmet günü mahşerde (Arasât meydanında)kabirlerinizden toplayacaktır. Bunda aslâ şüphe yoktur... (Nisâ sûresi: 87)Kıyâmet günü, herkes dört suâle cevâb vermedikçe hesâbdan kurtulamayacaktır.Ömrünü nasıl geçirdi? İlmi ile nasıl amel etti? Malını nereden kazandı ve nerelereharcadı? Cismini bedenini nerede yordu, hırpaladı? (Hadîs-i şerîf-Tirmizî)
kıyamet (İsim)
(Türkçe - İngilizce Sözlük) :
,-ti 1. doomsday, the end of the world (when the dead will be resurrected). 2. tumult, uproar, disturbance. alameti sign portending the approach of doomsday. gibi/kadar lots of, umpteen, ... galore. günü doomsday. e kadar till hell freezes over. i/leri koparmak to raise hell about it, make a hell of a fuss, blow one´s stack. kopmak 1. for all hell to break loose. 2. for the end of the world to come.
KIYÂMET
(İslami Terimler Sözlüğü) :
1. Allahü teâlânın emri ile İsrâfil aleyhisselâmın sûr denilen ve nasıl olduğunu bilmediğimiz
bir âlete üfürmesi, (nefha-i ûlâ: Birinci üfürme) ile bütün canlıların ölüp, her şeyin yok olması,
kâinâttaki (varlık âlemindeki) nizâmın, düzenin bozulması, kıyâmetin kopması. (Bkz. Sâat)
Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki:
Kıyâmet muhakkak gelecektir. Bunda hiç şüphe yoktur. (Hac sûresi: 7)
Ey insanlar! Rabbinizin azâbından korkun. Muhakkak kıyâmetin zelzelesi (sarsıntısı) pek
büyük bir şeydir. Onu gördüğünüz gün, analar, emzirdikleri çocuklarını bırakıp unutur,
hâmile kadınlar çocuklarını düşürür. O günün dehşetinden sen insanları sarhoş bir hâlde
görürsün, hâlbuki onlar sarhoş değillerdir. Fakat Allahü teâlânın azâbı çok şiddetlidir. (Hac
sûresi: 1,2)
Kıyâmet kötü insanlar üzerine kopar (iyi insanlar bulundukça, Allahü teâlâ kıyâmeti
koparmaz). (Hadîs-i şerîf-Sahîh-i Müslim)
Yeryüzünde Allah diyen bir kimse kalıncaya kadar kıyâmet kopmaz. (Hadîs-i şerîf-Şir'at-ül-
İslâm)
Allahü teâlâ, sûr üfürüldükten sonra, kıyâmetin kopmasını murâd buyurduğu vakit, dağlar
uçar, bulutlar gibi yürümeye başlar. Denizlerin bâzısı bâzısına taşar. Güneşin nûru giderek
simsiyâh olur. Dağlar toz hâline gelir. Âlemler birbirine girer. Yıldızlar, dizili incinin kopup
dağıldığı gibi olur. Gökler gülyağı gibi erir ve değirmen döner gibi döner ki, şiddetli bir şekilde
hareket eder. Bâzan toplanır, bâzan da dümdüz olur. Allahü teâlâ, göklerin parça parça olmasını
emr eder. Yedi kat yerde ve yedi kat gökte ve kürsîde diri olarak kimse kalmaz. Her canlı vefât
etmiş olur ve eğer rûhânî ise, rûhu gitmiş olur. Yerde taş üstünde taş kalmaz. Göklerde hiç canlı
kalmaz. (İmâm-ı Gazâlî, Kurtubî, Kâb-ül-Ahbâr)
2. Her canlının ölüp, âlemin nizâmının düzeninin bozulmasından bir müddet sonra, yine
Allahü teâlânın emri ile İsrâfil aleyhisselâmın ikinci defâ sûra üfürmesi ile bütün ölülerin yeniden
dirilip, hayat bulmasından, yeni bir hayâtın başlamasından sonra herkesin bulundukları yerden,
kabirlerinden kalkıp, mahşer (Arasât meydanı) denilen yerde toplanıp, dünyâda yaptıklarından
hesâba çekilecekleri ve herkesin Cennet'e veya Cehennem'e gidinceye kadar devâm edecek olan
zaman. Bu zamâna kıyâmet günü de denir.
...O (Allahü teâlâ) elbette sizi kıyâmet günü mahşerde (Arasât meydanında) kabirlerinizden
toplayacaktır. Bunda aslâ şüphe yoktur... (Nisâ sûresi: 87)
Kıyâmet günü, herkes dört suâle cevâb vermedikçe hesâbdan kurtulamayacaktır. Ömrünü
nasıl geçirdi? İlmi ile nasıl amel etti? Malını nereden kazandı ve nerelere harcadı? Cismini
bedenini nerede yordu, hırpaladı? (Hadîs-i şerîf-Tirmizî)
Kıyâmet Alâmetleri:
Kıyâmetin kopmasının yaklaştığına dâir Resûlullah efendimizin haber verdiği büyük ve
küçük alâmetler, işâretler.
On büyük alâmet görülmeyince kıyâmet kopmaz. Bunlar: Duhan (duman), Deccâl, Dâbbet-
ül-erd, güneşin batıdan doğması, Îsâ aleyhisselâmın gökten inmesi, Ye'cüc ve me'cüc'ün
çıkması, doğuda, batıda ve Arabistan'da yer batması, bunlardan sonra Yemen'den bir ateş
çıkıp, insanları bir araya getirmesidir. (Hadîs-i şerîf-Müslim)
Kıyâmet alâmetleri, büyük ve küçük olmak üzere iki kısımdır. Küçük alâmetlerin sayıları
pekçok olup, bir kısmı ortaya çıkmış ve çıkmaya devâm etmektedir. Bâzıları şunlardır:
İnsanlardan ilim, emânet kalkar, câhillik artar. Emîn kimse bulunmaz. Oyun ve çalgı âletleri çok
kullanılır. Adam öldürmek ve fitne çok olur. İnsanlarda, birbirine karşı sevgi kalmaz. İslâmiyet'e
uygun işler ayıp sayılıp, terk olunur. (İbn-i Hacer-i Mekkî, İmâm-ı Süyûtî)
Kıyâmet-i Kübrâ:
Büyük kıyâmet. Canlıların öldükten sonra tekrâr diriltildikleri gün, zaman. Kıyâmet günü.
Kıyâmet-i Suğrâ:
Küçük kıyâmet, herkesin kendi ölümü.
Kıyâmet Alâmetleri (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kıyâmetin kopmasının yaklaştığına dâir Resûlullah efendimizin haber verdiği büyük veküçük alâmetler, işâretler.On büyük alâmet görülmeyince kıyâmet kopmaz. Bunlar: Duhan (duman), Deccâl,Dâbbet-ül-erd, güneşin batıdan doğması, Îsâ aleyhisselâmın gökten inmesi, Ye'cüc veme'cüc'ün çıkması, doğuda, batıda ve Arabistan'da yer batması, bunlardan sonraYemen'den bir ateş çıkıp, insanları bir araya getirmesidir. (Hadîs-i şerîf-Müslim)Kıyâmet alâmetleri, büyük ve küçük olmak üzere iki kısımdır. Küçük alâmetlerin sayılarıpekçok olup, bir kısmı ortaya çıkmış ve çıkmaya devâm etmektedir. Bâzıları şunlardır:İnsanlardan ilim, emânet kalkar, câhillik artar. Emîn kimse bulunmaz. Oyun v e çalgı âletleriçok kullanılır. Adam öldürmek ve fitne çok olur. İnsanlarda, birbirine karşı sevgi kalmaz.İslâmiyet'e uygun işler ayıp sayılıp, terk olunur. (İbn-i Hacer-i Mekkî, İmâm-ı Süyûtî)
KIYAMET SURESİ (İsim)
(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Kur'an-ı Kerim'in 75. Suresi olup "Lâ Uksimu" Suresi de denir. Mekkidir.