"MÜŞTE
" Kelimesi için arama sonuçları
MÜSTE'DİB (Özel isim)
(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
(Edeb. den) Bilgi ve edeb öğrenen.
MÜSTE'HİL (İsim)
(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
(Ehl. den) Lâyık ve ehil olan.
MÜSTE'HİR(E) (İsim)
(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Teehhür eden, geciken, geri kalan.
MÜSTE'MEN (Özel isim)
(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
(Emn. den). Ecnebi tebaasından olan, yabancı. * Kendisine aman verilmiş olan..
MÜSTE'MİN (İsim)
(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Eman dileyen. Emane, emniyete erişen, nâil olan. (Gerek müslim, gerek zimmî veya harbî olsun.) İstiman eden. Emin edilmiş. * Canının bağışlanması şartiyle teslim olan. * Tar: Osmanlı ülkesinde oturmalarına müsaade olunan yabancı devlet tebaası. Osmanlı devleti ile sulh halinde bulunan ecnebiler. Ecnebi memleketlerde seyahat ve ikamet eden müslümanlar da bu sıfatla anılırlardı. * Kendisine aman verilmiş olan.
MÜSTE'MİN (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Eman dileyen, sığınan.Kendi memleketinden başka bir devletin topraklarına izinle giren kimse.
MÜSTE'MİN
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Eman dileyen, sığınan.
Kendi memleketinden başka bir devletin topraklarına izinle giren kimse.
Müste'min Kâfir:
Müslüman bir memlekete onların izni ile giren müslüman olmayan kimse.
Dâr-ül-İslâm'a (İslâm ülkesine) müste'min olarak gelen bir kâfir, burada yaşamakta olan bir
zımmî gibi, yâni gayr-i müslim vatandaş gibi korkusuz yaşar. Onun haklarına mâlik olur.
Müste'mine veya zımmîye olan borcunu ödemeyen müslüman hapsolunur. (İbn-i Âbidîn)
Dâr-ül-İslâm'da bulunan müste'min kâfirin yalnız muâmelâttaki (İslâm hukûkunun alış-veriş,
kirâ, şirketler, fâiz, mîrâs gibi hususlardaki) hükümlere uyması lâzımdır. İslâm memleketinde,
müste'min ile de, müslümanlar ile yapılması câiz olan sözleşmeler yapılır. Alınması dînimizde
lâzım olmayan malları alınamaz. Âdet olsa da, alınması yine câiz olmaz. Meselâ Meryem anayı
ziyâret için Kudüs'e gelenlerden ve turistlerden ayakbastı parası veya başka isimlerle bir şey
almak câiz olmaz. (İbn-i Âbidîn)
Müste'min Müslüman:
Dâr-ül-harbe (müslüman olmayanların ülkesine) onların izni ile giren müslüman.
Dâr-ül-harbde bulunan bir müste'min müslümanın, kâfirlerin mallarını, onların rızâsı ile
alması câizdir. Fakat, gadr, yâni sözünde durmamak, hıyânet etmek, her yerde haramdır. Gönül
rızâsı ile malını almak, gadr değildir. Malına, canına, kadınına, kızına saldırmak gadr olur.
Haram olur. Fakat, müslüman memleketinde bulunan müste'min kâfirin malını, gönül rızâsı ile
olsa bile, câiz olmayacak yol ile almak gadr olur. Çünkü, İslâm memleketinde, şerîatin emirlerine
uygun hareket edilir. (İbn-i Âbidîn)
Müste'min Kâfir (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Müslüman bir memlekete onların izni ile giren müslüman olmayan kimse.Dâr-ül-İslâm'a (İslâm ülkesine) müste'min olarak gelen bir kâfir, burada yaşamakta olan birzımmî gibi, yâni gayr-i müslim vatandaş gibi korkusuz yaşar. Onun haklarına mâlik olur.Müste'mine veya zımmîye olan borcunu ödemeyen müslüman hapsolunur. (İbn-i Âbidîn)Dâr-ül-İslâm'da bulunan müste'min kâfirin yalnız muâmelâttaki (İslâm hukûkunun alış-veriş,kirâ, şirketler, fâiz, mîrâs gibi hususlardaki) hükümlere uyması lâzımdır. İslâm memleketinde,müste'min ile de, müslümanlar ile yapılması câiz olan sözleşmele r yapılır. Alınması dînimizdelâzım olmayan malları alınamaz. Âdet olsa da, alınması yine câiz olmaz. Meselâ Meryem anayıziyâret için Kudüs'e gelenlerden ve turistlerden ayakbastı parası veya başka isimlerle bir şeyalmak câiz olmaz. (İbn-i Âbidîn)
Müste'min Müslüman (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Dâr-ül-harbe (müslüman olmayanların ülkesine) onların izni ile giren müslüman.Dâr-ül-harbde bulunan bir müste'min müslümanın, kâfirlerin mallarını, onların rızâsı ilealması câizdir. Fakat, gadr, yâni sözünde durmamak, hıyânet etmek, her yerde haramdır. Gönülrızâsı ile malını almak, gadr değildir. Malına, canına, kadınına, kı zına saldırmak gadr olur.Haram olur. Fakat, müslüman memleketinde bulunan müste'min kâfirin malını, gönül rızâsı ileolsa bile, câiz olmayacak yol ile almak gadr olur. Çünkü, İslâm memleketinde, şerîatinemirlerine uygun hareket edilir. (İbn-i Âbidîn)
MÜSTE'NİF (Özel isim)
(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Yeniden başlayan. * Daha üst mahkemeye baş vuran, davasını istinaf eden.