"

MUSA

" Kelimesi için arama sonuçları
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

MÜSAVAT VE MÜVAZENE-İ ETVAR (İsim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Bir kimsenin tavır ve hareketlerinin ölçülü ve dengeli olması.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

MÜSAVATEN (Özel isim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Müsavi ve eşit olarak.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

MUSAVELE (İsim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Dövüşmek için bir kimseye saldırma. Üzerine atılma.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

MÜSAVEME (Özel isim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Pazarlık etme, pazarlaşma.
Türkçe - Almanca Sözlük

müşavere (Ünlem)

(Türkçe - Almanca Sözlük) :
e Beratung, e Unterredung, e Besprechung.
Türkçe - Türkçe Sözlük

MÜŞAVERE (Özel isim)

(Türkçe - Türkçe Sözlük) :
is. Danışma.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

MÜSAVERE (Özel isim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Kalkmak. * Sıçramak.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

MÜŞAVERE (Özel isim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Bir iş hususunda iki veya daha fazla kimseler arasındaki konuşma ve danışma. İstişare etme. (Bir kavim müşaverede bulundu mu rüşd ü salâha nâil olur. Hadis meâli)
İslami Terimler Sözlüğü

MÜŞÂVERE (Özel isim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Aklı, fikri kuvvetli, ileriyi gören kimseler ile bir konu üzerinde konuşma, görüşme,danışma, meşveret etme, görüşüne baş vurma. (Bkz. Meşveret)Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki:... (Ey Resûlüm!) Eshâbın ile müşâvere et. Onlara danış. (Âl-i İmrân sûresi: 159)İslâm halîfelerinin hepsinin müşâvirleri (her işte danışacakları kimseler), meclisleri, ilimadamları vardı. Müşâvere etmeden bir şey yapmazlardı. (Muhammed Hâdimî)Müşâvere yapılacak kişide şu beş şart bulunmalıdır: 1) Akıllı ve tecrübeli olmalıdır. 2)Dindar ve takvâ sâhibi (Allahü teâlâdan korkarak haramlardan kaçan olmalıdır. 3) Nasîhateden bir dost olmalıdır. 4) Zihnini meşgul eden bir sıkıntısı olmamalıdı r. 5) Kendisinedanışılacak işte onu ilgilendiren bir maksâdı ve onu etkileyecek bir arzu ve menfeatolmamalıdır. (Mâverdî)Müslümanlığın çok mantıkî oluşu ve sâdeliği, câmilerin insanı kendine çeken câzibesi, budîne mensûb olanların dinlerine büyük bir ciddiyet ve muhabbet ile bağlanmaları, işlerdemüşâvere edip, insanlara dâimâ merhamet ve şefkat ile muâmelede bulunmal arı, yoksullarayardım etmeleri ilk defâ olarak kadınlara da mal sâhibi olma hakkını vermeleri gibi pekçokşeyler, o zamâna göre yapılan en muazzam medenî inkılablar benim üzerimde çok büyükte'sirler yaptı. (Donald Rockwell)
Türkçe - İngilizce Sözlük

müşavere (Ünlem)

(Türkçe - İngilizce Sözlük) :
(mutual) consultation.