Tüm Sözlükler
62 record(s) found.

  • rüzgârvent

    Turkish - French Dictionary
  • rüzgar r Wind.

    Turkish - German Dictionary
  • rüzgârviento

    Turkish - Spanish dictionary
  • rüzgarba.

    Turkish - Kurdish Dictionary
  • RÜZGAR is. 1. Zaman, devir. 2. Yel (Rüzgar).

    Turkish - Turkish dictionary
  • RÜZGÂR f. Zaman, devir, hengâm, vakit. * Dünya, âlem. * Yel.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • RÜZGAR Erkek ismi.Yel

    Names Dictionary
  • RÜZGAR(WIND) [i]Yeryüzü ile ilişkili olarak, genellikle yatay olarak gelişen hava hareketi. Rüzgar dört değişik alanda ölçümlenir: Yön, hız, karakteri (hamlesi veya squallı) ve yön kırılması. Yer rüzgarı, rüzgar gülü-oku ve anemometre ile ölçülürken yüksek seviye rüzgarları pilot balon, rawin ve uçak raporlarından belirlenmektedir. Meteorolojide, rüzgar yönü, coğrafi kuzeye göre rüzgarın estiği yöndür. Yeryüzündeki basınç dağılımı ile doğrudan ilişkili olan yer rüzgarının hızında birim olarak; km/saat, metre/saniye, mil/saat, Knot ve feet/saniye kullanılır. Bunlar arasındaki ilişki şu şekilde kurulur: 1 km/saat = 0.278 m/sec. = 0.621 mil/saat = 0.540 Knot = 0.911 ft/sec. Yer rüzgarı yerden 10 metre yükseklikteki rüzgar ölçümü ile belirlenir.

    Meteorological Glossary
  • RÜZGARDevlet başkanına, onun ülkesine, ordunun kurmay heyetine ve diğer birimlerine, bakanlara ve diğer devlet memurlarına; Batıdan esen rüzgar afet ve belalara, fırtına musibete, Güneydoğudan esen saba rüzgarı zafer ve müjdeye, rahmete, bolluk ve berekete, Muutedil olarak esen rüzgar hayır ve berekete, yerden toz ve tohrak kaldıran rüzgar savaşa, Yel ve hafif rüzgar nezle ve baş ağrısı gibi yaygın ve sıradan hastalıklara, Korku, tehlike ve karanlık olmaksızın, rüzgarın bir kimseyi bir yere nakletmesi -ehli olanlar için- melik olmaya, önemli bir göreve getirilmeye, diğerleri için iş ve ticaretteki durgunluğun gitmesine; ürpertili, karanlık ve korku atmosferi içinde rüzgarın bir kimseyi bir yere götürmesi zahmet ve sıkıntıya, üzüntü ve kedere, Ağaçları, evleri vs. alıp götüren ve herşeyi yıkan fırtına umumi bela ve musibetlere, Gökgürültüsüyle birlikte görülen rüzgar, gücü nisbetinde kahredici olan devlet başkanına, Şiddetli rüzgarın (fırtına) bir yöre halkının üzerine doğru esmesi onlar için korku ve şiddete, fırtına orada ağaçları kökünden sökerse, devlet başkanından kaynaklanacak olan gazaba, Bilinen yönlerden esen rüzgarlar (imbat vs.) güzel ve hoş haberlere, rahmet ve berekete, Kızılyel ana babaya asi olmaya, halkın ayak takımının harekete geçmesine delalet eder.

    Dream Dictionary of Phrase
  • rüzgâr1. wind; breeze. 2. slang showing off, swagger. almak to be exposed to the wind. altı naut. lee side, leeward. ekip fırtına biçmek to sow the wind and reap the whirlwind. fırıldağı weather vane; weathercock. gelecek delikleri tıkamak to take precautions, be prepared to meet trouble, batten down the hatches. gibi geçmek (for time) to fly. ile gitmek to sail with the wind. siperi wind belt, shelter belt (of trees). üstü naut. windward side.

    Turkish - English dictionary
  • RÜZGAR AÇISI(INCLINATION OF THE WIND) [i]Gözlem yapılan istasyonda gözlenen rüzgar yönü ile istasyondan geçen izobar arasındaki açı. Okyanuslar üzerinde bu açı karalara göre daha azdır ve 20-30 derece civarındadır. Karalar üzerinde ise sürtünmeye ve yer şekillerine bağlı olarak bu değerlerin daha da üzerindedir. Sağlıklı yapılan bir harita analizinde bu açılara çok dikkat edilmesi gerekir.

    Meteorological Glossary
  • Rüzgâr Adaları,-nı the Windward Islands.

    Turkish - English dictionary
  • RÜZGAR ALAN TARAF(WINDWARD) [i]Yeryüzü şekilleri ile nesnelerin rüzgarın esme yönüne bakan tarafı. Herhangi kuzeyli bir rüzgarda, bir tepenin rüzgar alan tarafı o tepenin kuzey yamacı olacaktır.

    Meteorological Glossary
  • RÜZGAR ALTIRüzgarın estiği yönün aksi.

    Nautical Dictionary
  • RÜZGAR BASINCI(WIND PRESSURE) [i]Hareket eden havanın çarptığı, karşılaştığı yüzeyler üzerinde yarattığı basınç. Hareket eden hava yani rüzgarın çarptığı cismin rüzgara bakan tarafında basınç artarken arka yani kuytu tarafında basınç azalır. Rüzgar hızı ve rüzgarın çarptığı alan arttıkça yüzeye yapılan basınçta artacaktır. Bu terim hız basıncı olarak ta bilinir.

    Meteorological Glossary
  • RÜZGAR ÇORABI(WIND SOCK) [i]Bezden yapılmış ince ucu kırpılmış koni şeklinde çoraba benzer torba. Koninin geniş ucu, rüzgar yönünün ölçüleceği yerde, içerisine rahatça rüzgarın girebileceği şekilde dairesel şekilde bir metalle gerdirilmiş ve 360 derece dönebilecek şekilde bir direk üzerine monte edilmiştir. Rüzgar estiği ve koninin geniş ağzından içeriye girdiği zaman koninin diğer dar olan ucundan çıkabilmek için koniyi şişirir ve rüzgarın estiği yöne doğru koniyi çevirir. Bu durumda koninin geniş ağzı rüzgarın geliş yönünü, dar ucu ise rüzgarın gidiş yönünü gösterir. Rüzgar konisi ve rüzgar yeni ile eş anlamlıdır.

    Meteorological Glossary
  • RÜZGAR DALGASI(WIND WAVE) [i]Su yüzeyinde rüzgarın hareketi ve etkisi sonucu oluşan, göl, deniz veya okyanus dalgası. Bu dalgalar rüzgarın esim etkisinden veya alanından yani feç sahasından ayrıldıktan sonra ölü dalga olarak isimlendirilir.

    Meteorological Glossary
  • RÜZGAR DEĞİŞİMİ(WIND SHEAR) [i]Mesafeyle rüzgar yön ve hızının değişim oranı. Dikey rüzgar değişimi, yükseklikle rüzgarın değişim oranı, yatay rüzgar değişimi ise yatay düzlemde rüzgar değişim oranıdır.

    Meteorological Glossary
  • RÜZGAR DİZİLERİ[ Windrows ] Rüzgarın doğal etkisiyle havalanma sağlamak için, alanlar üzerine sıralar halinde yayılmış katı atık kümeleri.

    Environmental Glossary
  • RÜZGAR DOPPLER RADARI(PROFILER) [i]Atmosfer içerisinde 1500 feet ile 55000 feet arasındaki rüzgar hız ve yönünü ölçmeye yarayan Doppler radar türü.

    Meteorological Glossary
  • RÜZGAR ENERJİSİ[ Wind power ] Yel değirmenlerinde ve rüzgar jeneratörlerinde olduğu gibi, rüzgar gücü kullanılarak enerji üretimi.

    Environmental Glossary
  • RÜZGAR ESME YÖNÜ(UPWIND) [i]Rüzgarın esme yönünü belirtmek için kullanılan terim. Aynı terim, bir nesnenin rüzgar alan tarafını belirtmek için de kullanılmaktadır. Kuytu teriminin zıt anlamlısıdır.

    Meteorological Glossary
  • RÜZGAR GÜLÜ(WIND ROSE) [i]Belirli bir alanda ve uzun bir dönemde, pusulanın 8 veya 16 ana yönlerinin her birinden esen rüzgar frekanslarını gösteren diyagram. Bu diyagram, bir daire ile daire etrafında, yönlere göre esen rüzgarların birikimleşmiş şeklinden oluşur. Rüzgar gülü, yer rüzgarları ile diğer meteorolojik olaylar arasındaki ilişkiyi göstermek veya yüksek atmosferde seçilmiş seviyelerde rüzgar hız dağılışını ortaya koymak amacıyla kullanılır. Rüzgar gülünün herkes tarafından anlaşılabilecek şekilde temel amacı ise; bir yerin hakim rüzgarının hangi yönden olduğunun belirlenmesidir.

    Meteorological Glossary
  • RÜZGAR HIZI(WIND SPEED) [i]Birim zaman içinde havanın hareket oranı. Rüzgar hızı değişik yollarla ölçülebilir. Gözlemlerde, knot veya deniz mili kullanılır.

    Meteorological Glossary
  • RÜZGAR KIRAN(WIND-BREAK) [i]Kara ve demiryollarının sürülen kardan etkilenmemesi için yolların rüzgar tarafına, yoldan 15 metre uzaklığa çekilen 1.5 ile 3 metre yüksekliğindeki çit. Eğer kış şartları çetinse ve fazla kar yağışı ve sürülmesi oluyorsa o zaman 30'ar metre aralıklarla üç veya dört ayrı çit çekilmek zorundadır. Çekilen çitler rüzgar hızını kestiği için sürüklenen karlar çitin kuytu tarafında yığılır. Birçok ülkede yolların kenarlarına dikilen çalı ve ağaçlar doğal kar sürülmesini engelleyici çit olarak görev yapmaktadır. Kar çiti ile eş anlamlıdır.

    Meteorological Glossary
  • RÜZGAR KONİSİ(WIND CONE) [i]Değişik materyallerden yapılmış ince ucu kırpılmış koni. Koninin geniş ucu, rüzgar yönünün ölçüleceği yerde, içerisine rahatça rüzgarın girebileceği şekilde dairesel şekilde bir metalle gerdirilmiş ve 360 derece dönebilecek şekilde bir direk üzerine monte edilmiştir. Rüzgar estiği ve koninin geniş ağzından içeriye girdiği zaman koninin diğer dar olan ucundan çıkabilmek için koniyi şişirir ve rüzgarın estiği yöne doğru koniyi çevirir. Bu durumda koninin geniş ağzı rüzgarın geliş yönünü, dar ucu ise rüzgarın gidiş yönünü gösterir. Rüzgar yeni ve rüzgar çorabı ile eş anlamlıdır.

    Meteorological Glossary
  • RÜZGAR KOROZYONU(WIND CORROSION) [i]Rüzgar tarafından yerden koparılarak sürüklenen toz ve kum gibi katı maddelerin yere çarpması veya yerde sürüklenmesi sonucunda yeryüzü kabuğu üzerinde oluşan aşınma.

    Meteorological Glossary
  • RÜZGAR OKU(WIND VANE) [i]Rüzgar yönünü göstermek için dizayn edilmiş alet. Hava veya rüzgar oku ile eş anlamlı olarak kullanılır.

    Meteorological Glossary
  • rüzgar ölçerbapîv.

    Turkish - Kurdish Dictionary
  • RÜZGAR PROFİLİ[ Wind profile ] Rüzgar hızındaki değişimlerin, yüksekliğin ve mesafenin bir fonksiyonu olarak, grafik halinde gösterilmesi.

    Environmental Glossary
  • RÜZGAR SOĞUTMA ENDEKSİ(WIND CHILL INDEX) [i]Sıcaklığın insan vücudu üzerindeki etkisi ile rüzgarın genel ortama etkisinin dikkate alınmasıyla hesaplanan sıcaklık değeri. Rüzgar soğutma endeksi, vücudun ortalama ısı kaybı ile sıcaklığın nasıl hissedildiğini ortaya koyar. Bu değer gerçek hava sıcaklığı değildir ve o değerden farklıdır. Şöyle bir örnek konunun anlaşılmasını kolaylaştıracaktır. Rüzgarsız sıcak havalarda insan sıcağı daha fazla hissederken, rüzgarlı havalarda aynı sıcaklık daha az hissedilmektedir. Bu olayın nedeni, rüzgarın soğutma etkisinden dolayı sıcaklığın insan tarafından daha az olarak algılanmasıdır.

    Meteorological Glossary
  • RÜZGAR TÜNELİ[ Wind tunnel ] Havanın düzgün bir hızla geçebileceği kanal; hava akımı modellerinin araştırılmasında kullanılır.

    Environmental Glossary
  • RUZGAR TUNELIAerodinamik çalışmalarında yararlanılan bir tünel. Bu sayede bilimadamları değişik hızlardaki havanın otomobilin çevresinde nasıl yol aldığını izleyebilir. Modern rüzgar tünellerinde değişik hava koşulları da yaratılabilir. Örneğin tünele basınçlı su verilerek otomobilin sağanak yağmurda su alıp almadına bakılır. Tüneldeki rüzgarın hızı saatte 150 km'ye çıkabilir.

    Automotive Industry Glossary
  • RÜZGAR YAKASIBir yelkende rüzgarın estiği taraftaki yaka.

    Nautical Dictionary
  • RÜZGAR YENİ(WIND SLEEVE) [i]Bezden yapılmış ince ucu kırpılmış koni şeklinde, ceket veya gömlek yenine benzeyen torba. Koninin geniş ucu, rüzgar yönünün ölçüleceği yerde, içerisine rahatça rüzgarın girebileceği şekilde dairesel şekilde bir metalle gerdirilmiş ve 360 derece dönebilecek şekilde bir direk üzerine monte edilmiştir. Rüzgar estiği ve koninin geniş ağzından içeriye girdiği zaman koninin diğer dar olan ucundan çıkabilmek için koniyi şişirir ve rüzgarın estiği yöne doğru koniyi çevirir. Bu durumda koninin geniş ağzı rüzgarın geliş yönünü, dar ucu ise rüzgarın gidiş yönünü gösterir. Rüzgar konisi ve rüzgar çorabı ile eş anlamlıdır.

    Meteorological Glossary
  • RÜZGAR YÖN DEĞİŞİMİ/KIRILMA(SHIFT) [i]Rüzgar yönünün değişmesini belirtmek için kullanılan terim. Rüzgar 'veer' yapıyor denilince rüzgar yönünün saat istikameti dönüş yönünde yön değiştirdiği, 'back' denilince ise tam tersi yönde yön değiştirdiği anlaşılır.

    Meteorological Glossary
  • RÜZGAR YÖN KIRILMASI(WIND SHIFT) [i]Bir yerde, 15 dakikadan daha kısa bir süre içerisinde rüzgar yönünde görülen 45 derece veya daha fazla yön değişikliği için kullanılan terim. Bu tür rüzgar yön değişimleri, cephesel geçiş sırasında, katabatik rüzgarlarda, deniz melteminde veya oraj olayında görülmesine rağmen bazı yerlerde zaman zaman, zamana bağlı olarak veya gelişigüzel de oluşabilir.

    Meteorological Glossary
  • RÜZGAR YÖNÜ(WIND DIRECTION) [i]Rüzgarın nereden geldiğini gösterir yön. Örneğin; Doğulu rüzgar, doğuya doğru değil, doğudan eser. Rüzgar yönü, gerçek kuzey yönüne veya pusuladaki 360 dereceye göre, en yakın 5 dereceler halinde pusuladaki temel 16 nokta ( Kuzey, kuzey-kuzeydoğu, kuzeydoğu, doğu...vs.) temel alınarak rapor edilir.

    Meteorological Glossary
  • RÜZGAR ZONU(WIND ZONE) [i]Kalıcı, hakim ve etken bir rüzgar sisteminin etkisi altında kalan coğrafi alan. Ticaret rüzgarları veya batılı rüzgar zonu gibi terimler bu hakim rüzgarların etkisinde kalan alanı belirtmek için kullanılmaktadır. Rüzgar zonu, dünya üzerindeki iklim kuşaklarının belirlenmesinde kullanılan önemli ip uçlarındandır.

    Meteorological Glossary
  • RÜZGAR-BAROMETRE TABLOSU(WIND-BAROMETER TABLE) [i]Rüzgarın yoğunluğuna ve değişen yönüne bağlı olarak, barometre salınımlarının gösterdiği hava değişimlerini belirlemede kullanılan tablo.

    Meteorological Glossary
  • Rüzgâraltı Adaları,-nı the Leeward Islands.

    Turkish - English dictionary
  • RÜZGARALTI DALGA(LEE WAVE) [i]Engebeli dağlık alanlarda, engebelerin kuytu taraflarında, hava parselinin engebeye uygun olarak aşağı ve yukarı doğru hareketi sonucunda oluşan dalgaya verilen isim. Oluşum süreçleri dağ dalgaları oluşum süreçleri ile aynıdır. Rüzgar altı dalgaların oluşabilmesi için gerekli koşullar şunlardırAşağı ve yukarı seviyelerde az kararlı bir hava tabakası ile ortada karalı bir hava tabakası, tepelere çapraz olarak esen en az 15 Knot'lık bir rüzgar ve karalı tabakanın üst seviyesine kadar rüzgar yönünün hemen hemen sabit olması.

    Meteorological Glossary
  • RÜZGARGÜLÜ b.is. Rüzgarların yönünü ve adını gösteren levha.

    Turkish - Turkish dictionary
  • rüzgârgülü,-nü compass rose; compass card.

    Turkish - English dictionary
  • RÜZGARIN GÖZÜ(EYE OF THE WIND) [i]Rüzgarın estiği yönü göstermekte kullanılan bir denizci terimi. Rüzgarın gözünde doğru rota vermek demek rüzgara doğru gitmek anlamındadır.

    Meteorological Glossary
  • RÜZGARIN GÜNLÜK DEĞİŞİMİ(DIURNAL VARIATION OF THE WIND) [i]Gün boyunca yeryüzünün güneşten gelen enerji ile ısınması sonucunda rüzgarın hem yönünde hem de hızında değişiklikler gerçekleşir. Gün boyunca rüzgarın yön ve hızında gerçekleşen değişimler şöyle özetlenebilir: Yer rüzgarı güneşin doğmasıyla birlikte 'veer' (saat yönünde dönüş) yapmaya başlar ve hızı artar. Gece ise işlem tersine döner; hız azalır ve rüzgar 'back' (saat yönü tersinde dönüş) yapmaya başlar (Kuzey yarımküre ve kara için geçerlidir.). Rüzgardaki yön değişimi heliotropik rüzgar kavramı ile açıklanır. Rüzgarın hızı ise yerin ısınması sonucu dikey faaliyetlere bağlıdır. Günlük değişimin en fazla olduğu dönem ısınmanın en fazla olduğu gün ortasıdır. Bu zamanda hem ısınma fazla hem de rüzgar hızı fazladır. Sabaha karşı, günün rüzgar açısından en sakin olduğu dönemdir.

    Meteorological Glossary
  • RÜZGARIN SAPMASI(DEFLECTION OF THE WIND) [i]Koriolis kuvvetinin etkisiyle, rüzgar yönünün, Kuzey yarımkürede sağ, Güney yarımkürede ise sol tarafa doğru yön değiştirmesi.

    Meteorological Glossary
  • rüzgârlanmak1. to get windy; for the wind to come up. 2. to expose oneself to the wind: Kapı önünde rüzgârlanmaya çalıştı. He tried to cool off by standing in front of the door.

    Turkish - English dictionary
  • RÜZGARLAR KULESİ(TOWER OF THE WINDS) [i]İ.Ö 100 Yılında yapılan ve hala ayakta kalan Atina'daki sekizgen şekilli ve her duvarında pusulanın sekiz ana ve ara yönünden esen rüzgarların adı ile değişik şekilleri olan taş yapı. Boreas, Kaikias, Apeliotes, Euros, Notos, Lips, Zephyros ve Skiron Yunanca'da değişik yönlerden esen rüzgarlara verilen isimlerdir. Bu kulede bir de rüzgar vanalarıyla çalışan saat vardır. Her yönüyle ilkel bir gözlemevini andıran bu kule hala eski görkemliliğini korumaktadır.

    Meteorological Glossary
  • rüzgârlıventeux

    Turkish - French Dictionary
  • rüzgarlı windig.

    Turkish - German Dictionary
  • rüzgârlıventoso

    Turkish - Spanish dictionary
  • rüzgarlıbadar.

    Turkish - Kurdish Dictionary
  • rüzgârlıwindy; breezy.

    Turkish - English dictionary
  • rüzgârlıkblouson court

    Turkish - French Dictionary
  • rüzgârlıkcazadora

    Turkish - Spanish dictionary
  • rüzgârlıkwindbreaker (a light jacket).

    Turkish - English dictionary
  • RÜZGARÖLÇER[ Anemometre ] Rüzgar hızını ölçmeye yarayan aygıt.

    Environmental Glossary
  • rüzgarsız windstill.

    Turkish - German Dictionary
  • rüzgârsızwindless.

    Turkish - English dictionary
  • RÜZGARSIZ/SAKİN(LULL) [s]Rüzgarsız hava. 'Sakin' kelimesi ile eş anlamlıdır. Rüzgarın halihazır rüzgar ortalama değerinden daha aşağı değerde esmeye devam etmesi durumunda da aynı terim kullanılır.

    Meteorological Glossary
  • RÜZGARÜSTÜRüzgarın estiği yön.

    Nautical Dictionary

Last Searched Words

  • rüzgâr

    2022-05-23 02:08:04
    Turkish - French Dictionary
  • ıralamak

    2022-05-23 02:08:03
    Turkish - English dictionary
  • kıskanç

    2022-05-23 02:08:02
    Turkish - French Dictionary
  • BUSE-ÇİN

    2022-05-23 02:08:01
    Ottoman - Turkish Dictionary
  • envenenar

    2022-05-23 02:08:00
    Spanish - Turkish Dictionary
  • Feuerwehr

    2022-05-23 02:08:00
    German - Turkish Dictionary
  • peştemal

    2022-05-23 02:07:59
    Kurdish - Turkish dictionary
  • leader

    2022-05-23 02:07:58
    Computer, Internet Glossary
  • MEYSİR

    2022-05-23 02:07:58
    Ottoman - Turkish Dictionary
  • MEKRUB

    2022-05-23 02:07:58
    Ottoman - Turkish Dictionary

Keyword Searches

  • English - Turkish Dictionary
  • ılık

    2022-05-23 01:34:51
    Turkish - French Dictionary
  • necesen

    2022-05-23 00:35:47
    Azerbaijani - Turkish Dictionary
  • hercai

    2022-05-23 01:36:20
    Turkish - German Dictionary
  • PÜRYAN

    2022-05-23 01:07:11
    Ottoman - Turkish Dictionary
  • açık

    2022-05-23 02:04:23
    Turkish - French Dictionary
  • vuslat

    2022-05-23 01:00:17
    Turkish - Kurdish Dictionary
  • çüş

    2022-05-23 01:08:07
    Turkish - German Dictionary
  • Rh NULL HASTALIĞI

    2022-05-23 01:07:22
    Medicine and Hematology Glossary
  • kûnek

    2022-05-23 01:07:55
    Kurdish - Turkish dictionary