"

TÂBİ

" Kelimesi için arama sonuçları
Türkçe - İngilizce Sözlük

tabiatsız (Sıfat)

(Türkçe - İngilizce Sözlük) :
1. difficult, ill-tempered. 2. (someone) who lacks good taste.
Türkçe - İngilizce Sözlük

tabiatsızlık (İsim)

(Türkçe - İngilizce Sözlük) :
1. ill-temperedness. 2. lack of good taste.
Türkçe - Almanca Sözlük

tabiatüstü (İsim)

(Türkçe - Almanca Sözlük) :
übernatürlich.
Türkçe - İngilizce Sözlük

tabiatüstü (İsim)

(Türkçe - İngilizce Sözlük) :
,-nü supernatural.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

TABİB (İsim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
(C.: Tabibân-Etibbâ) Doktor, hekim.
Rüya Tabirleri Sözlüğü

TABİB (İsim)

(Rüya Tabirleri Sözlüğü) :
Bakınız; Doktor.
İslami Terimler Sözlüğü

TABÎB-İ MÜSLİM-İ HÂZIK (İsim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Mütehassıs (uzman) ve açıkça günâh işlemeyen müslüman doktor.Hasta, hastalığının artmasından veya iyi olmasının gecikmesinden yâhut şiddetli ağrıgelmesinden veya hasta bakıcı hastalanarak, onlara bakamayıp helâk olmalarından korkar ise,oruç tutmayıp sonra kazâ eder. Sağlam kimse, hasta olacağını çok zan eder se ve nehirtemizlemek gibi iş yaparken veya devletin emri ile çalışırken, çok sıcak veya soğuk te'siri ilehelâk olacağını ve kimsesiz olup hiçbir yerden yardım görmeyen kadın nafakasını kazanmakiçin çamaşır yıkamak ve yemek pişirmek ile helâk olacağını çok zannederek anlarsa, oruçtutmaması ve niyetli, oruçlu kimsenin orucunu bozması câiz olur, başka zaman kazâ eder. Çokzannetmek, ölüm alâmetlerini görmekle veya kendi tecrübesi ile yâhut tabîb-i müslim-i hâzıkınhaber vermesi ile anlaşılır. Kâfir ve fâsık, yâni büyük günâh işlediği bilinen tabîbe muâyene vetedâvî câizdir, tedâvî olunabilir. Fakat bunların sözleri ile ibâdet bozulmaz. Orucunu bozarsa,keffâret lâzım olur. (İbn-i Âbidîn)
İslami Terimler Sözlüğü

TABÎB-İ MÜSLİM-İ HÂZIK

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Mütehassıs (uzman) ve açıkça günâh işlemeyen müslüman doktor. Hasta, hastalığının artmasından veya iyi olmasının gecikmesinden yâhut şiddetli ağrı gelmesinden veya hasta bakıcı hastalanarak, onlara bakamayıp helâk olmalarından korkar ise, oruç tutmayıp sonra kazâ eder. Sağlam kimse, hasta olacağını çok zan ederse ve nehir temizlemek gibi iş yaparken veya devletin emri ile çalışırken, çok sıcak veya soğuk te'siri ile helâk olacağını ve kimsesiz olup hiçbir yerden yardım görmeyen kadın nafakasını kazanmak için çamaşır yıkamak ve yemek pişirmek ile helâk olacağını çok zannederek anlarsa, oruç tutmaması ve niyetli, oruçlu kimsenin orucunu bozması câiz olur, başka zaman kazâ eder. Çok zannetmek, ölüm alâmetlerini görmekle veya kendi tecrübesi ile yâhut tabîb-i müslim-i hâzıkın haber vermesi ile anlaşılır. Kâfir ve fâsık, yâni büyük günâh işlediği bilinen tabîbe muâyene ve tedâvî câizdir, tedâvî olunabilir. Fakat bunların sözleri ile ibâdet bozulmaz. Orucunu bozarsa, keffâret lâzım olur. (İbn-i Âbidîn)
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

TABİBÂN (İsim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
(Tabib. C.) Doktorlar, tabibler, hekimler.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

TABİH (İsim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Suda pişmiş et yahnisi.