Tüm Sözlükler
reklam sol

17 record(s) found.

  • vekalet e Vertretung, r Auftrag, e Vollmacht; s Ministerium.

    Turkish - German Dictionary
  • vekaletspartedarî, raspêrî, cîgirî, dewsokî.

    Turkish - Kurdish Dictionary
  • VEKALET is. 1. Birinin yerine iş görme yetkililigi. 2. (Eskiden) Bakanlık.

    Turkish - Turkish dictionary
  • VEKÂLET Vekillik. Birisinin nâmına iş görme. Kendi nâmına hareket etme salâhiyetini başkasına verme. Nezâret, bakanlık. * Vekilin vazife gördüğü bina.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • VEKALETvekil olduğunu görmek üzerine borç ve sorumluluk almaya, Vekalet bazen başkasının varlığı üzerinde yaptırımda bulunmaya yahut zenginliğe, Sağlıklı kimsenin vekil olması hastalanmaya, hastanın vekil olması vefat etmesine, Bir göreve istekli ve bu işe ehill olan kimsenin birine vekil olduğunu görmesi, arzu ettiği görevi elde etmesine; Birine vekalet vermek emekliye ayrılmaya, isitirahate çekilmeye ya da yolculuğa çıkmaya; Vekil olmak bazen iyilerin yahut bid'at ehli kimselerin yolundan gitmeye, Vekil olan birini görmek günah kazanan kimseye delalet eder.

    Dream Dictionary of Phrase
  • VEKÂLET Bir kimsenin, bir veya birçok işi yapmak için, başkasını kendi yerine koyması yâni başkasınaiş havâlesi. Vekil edene sâhib veya müvekkil, vekâlet verilip yerine geçirilene vekîl denir. (Bkz.Vekîl)Vekâlet, îcâb ve kabûl ile olur. Yâni müvekkilin seni vekil yaptım ve vekilin de kabul ettimsözleri ve yazıları ile olur. (Ali Haydar Efendi)

    Islamic Glossary
  • vekâlet,-ti 1. proxy; power of attorney; power to act for or represent another. 2. ministry (in a government). emrine alınmak (for a government official) to be temporarily removed from his position. etmek /a/ to represent (someone); to act as (someone´s) proxy. ücreti fee paid to one´s lawyer. vermek /a/ to give (someone) the power to act in one´s stead.

    Turkish - English dictionary
  • vekalet etmek vertreten.

    Turkish - German Dictionary
  • vekaleten vertretungsweise.

    Turkish - German Dictionary
  • VEKÂLETEN Birisine vekil olarak. Başkası adına.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • vekâletenas (someone´s) representative or deputy, by proxy.

    Turkish - English dictionary
  • vekaletname e Vollmacht.

    Turkish - German Dictionary
  • vekaletnamespartedarname.

    Turkish - Kurdish Dictionary
  • VEKÂLETNÂME f. Birisine vekillik verildiğini isbat eden ve ekseriya noterlikçe tanzim edilmiş bulunan yazılı kâğıt.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • VEKALETNAMEBir kişiye başka bir kişi adına hareket etme yetkisini veren belgedir. Vekaletname, oy kullanma hakkını da tanımaktadır.

    Dictionary of Economics
  • vekâletnamepower of attorney (in written form).

    Turkish - English dictionary
  • VEKÂLETPENÂH f. Padişahın vekili olan, sadrâzam. Başvekil. Başbakan.

    Ottoman - Turkish Dictionary
reklam sol
reklam sol

Last Searched Words

Keyword Searches

reklam sol