"

YÜKSEK

" Kelimesi için arama sonuçları
Türkçe - Fransızca Sözlük

yüksek (İsim)

(Türkçe - Fransızca Sözlük) :
haut
Türkçe - Almanca Sözlük

yüksek (İsim)

(Türkçe - Almanca Sözlük) :
hoch; laut, krTMftig.
Türkçe - İspanyolca Sözlük

yüksek (İsim)

(Türkçe - İspanyolca Sözlük) :
alto
Türkçe - Kürtçe Sözlük

yüksek (İsim)

(Türkçe - Kürtçe Sözlük) :
bilind, bala, berz.
Türkçe - Türkçe Sözlük

YÜKSEK (Özel isim)

(Türkçe - Türkçe Sözlük) :
is. 1. Belirli bir düzeyden daha yukarda bulunan. 2. mec. Güçlü, şiddetli.
Meteoroloji Sözlüğü

YÜKSEK (Özel isim)

(Meteoroloji Sözlüğü) :
(HIGH) [i]Kapalı izobarlarla veya konturlarla çevrili ve etrafına göre göreceli olarak basıncın yüksek veya yüksekliğin fazla olduğu alan. Basınç gradyan kuvveti, merkezden dışarıya doğru olduğundan; rüzgar, kuzey yarımkürede, dışarıya doğru spiral olarak ve saat yönünde, güney yarımkürede ise saat yönünün tersine eser. İki tür antisiklon vardır: Soğuk çekirdekli antisiklon: Yerin atmosfere göre daha soğuk olması durumudur. Bu durumda basınç yükseklikle birlikte çok çabuk düşer, yer soğur. Sıcak antisiklon: Derin sistemlerdir ve yüksek basınç uzun süre devam eder. Atmosfer yere göre daha sıcaktır.
Türkçe - İngilizce Sözlük

yüksek (İsim)

(Türkçe - İngilizce Sözlük) :
1. high; lofty. 2. lofty, noble. 3. high; great; intense; big: yüksek basınç high pressure. yüksek frekans high frequency. yüksek bir fiyat a high price. yüksek bir meblağ a big sum. 4. high, superior in status: yüksek okul institution of higher education. 5. loud or raised (voice). 6. (sea) marked by high waves, high. 7. high, superior (quality). 8. high place; height. 9. (playing a game) for high stakes. atlama sports high jumping. ten atmak to talk big, claim to be able to do that which one can´t. ten bakmak /a/ to look down one´s nose at, regard (someone) as inferior to oneself. Y Denizcilik Okulu Merchant Marine Academy. lerde dolaşmak to pursue the impossible, chase rainbows. fırın blast furnace. Y İslam Enstitüsü Higher Institute for Islamic Studies. kabartma sculpture high relief (as opposed to bas-relief). kan basıncı high blood pressure, hypertension. mimar architect whose professional training has included the completion of a five-year university course. mühendis engineer whose professional training has included the completion of a five-year university course. perdeden konuşmak 1. to talk in a peremptory manner; to talk challengingly. 2. to talk in a loud voice. Y Seçim Kurulu the Election Commission (a group of officials charged with supervising a national election). sesle (reading, speaking) aloud. tansiyon high blood pressure, hypertension. ten uçmak to pursue the impossible, chase rainbows. ustura slang whopping big lie, whopper. yoğunluk comp. high density. yoğunluklu comp. high-density.
Bitkiler Sözlüğü

Yüksek ardiç (Juniperus e (Sayı)

(Bitkiler Sözlüğü) :
Memleketimizin daglik bölgelerinde yetisir. Sürgünleri dört köseli degildir. Kozalaklari mavimsi siyah renkli, 4-6 tohumludur.
Türkçe - Almanca Sözlük

yüksek atlama (İsim)

(Türkçe - Almanca Sözlük) :
r Hochsprung.
Meteoroloji Sözlüğü

YÜKSEK BASINÇ SİSTEMİ (İsim)

(Meteoroloji Sözlüğü) :
(HIGH PRESSURE SYSTEM) [i]Basıncın çevresine göre yüksek olduğu, dünyanın dönüş yönünün tersine ve diverjans rüzgarlara sahip olan alan. Sistemin dönüşü, Kuzey Yarımkürede saat yönünde, Güney Yarımkürede ise saat yönünün tersinedir. Siklon veya alçak basınç sisteminin zıt anlamlısıdır. Antisiklon olarak ta bilinir.