Results for "ins
"
ins (Other)
(German - Turkish Dictionary) :
{ins} in das'ın kısaltılmışı.
İNS (Noun)
(Ottoman - Turkish Dictionary) :
İnsan.
ins and outs (Noun)
(Medicine and Hematology Glossary) :
ayrıntılar
İNS Ü CANN (Noun)
(Ottoman - Turkish Dictionary) :
İnsan ve cin taifesi.
İNS Ü CİNN (Noun)
(Ottoman - Turkish Dictionary) :
İnsan ve cin.
inşa (Noun)
(Turkish - German Dictionary) :
r Bau, e Konstruktion.
inşa (Noun)
(Turkish - Kurdish Dictionary) :
avakirin.
İNŞA (Noun)
(Turkish - Turkish dictionary) :
is. 1. Yapma. 2. Divan Edebiyatında düz yazı, nesir.
İNSA (Noun)
(Ottoman - Turkish Dictionary) :
Unutma. Unutturma. * Te'hir eylemek. * Veresiye verme.
İNŞA (Noun)
(Ottoman - Turkish Dictionary) :
Yapma. Vücuda getirme. Terkib etme. Bir şey peyda etmek. * Yaratma. * Edb: Yazı dersi. Nesir yazmak. * Güzel nesir halinde yazı yazmak veya güzel yazılmış nesir halindeki yazı.Çeşitli mektuplaşma ve güzel yazma için mektup, tezkere, istida (dilekçe), tebrik, tâziyenâme, sened v.s. örneklerini içinde toplayan kitaba da inşâ veya inşâ rehberi denir.("İnşâ ve terkib" tabir edilen mevcud olan anasır ve eşyadan toplamak suretiyle ona vücud vermektir. Eğer cilve-i ferdiyete ve Sırr-ı ehadiyete göre olsa, hadsiz derece bir sühulet belki vücub derecesinde bir kolaylık olur. Eğer ferdiyete verilmezse, hadsiz derece müşkül ve gayr-ı mâkul, belki imtinâ derecesinde bir suubet olacak. Halbuki; kâinattaki mevcudat nihâyet derecede külfetsiz olarak ve suhuletle ve kolaylıkla gayet mükemmel bir surette vücuda gelmeleri cilve-i ferdiyyeti bilbedahe gösteriyor ve her şey doğrudan doğruya Zât-ı Ferd-i Zülcelâlin sanatı olduğunu isbat ediyor. L.) (Bak: Halk)