"ÎCÂB
" Kelimesi için arama sonuçları
ÎCÂB (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
1. İhtiyaç.İslâmiyet; kıyâmete kadar bütün îcâbları, karşılayacak en mükemmel ve en üstün bir dindir.(Seyyid Abdülhakîm Arvâsî)2. Teklif, bir sözleşme için alıcı veya satıcı tarafından ilk söylenen söz.Îcâb ve kabûl, söz ile olduğu gibi, bir taraftan veya iki taraftan mektublaşma ile veya adamgöndermekle de olur. (Kâşânî)Îcâb, karşıdakinin anlayacağı bir lisan ile, sattım, hediye ettim gibi; kabûl ise, aynen kabûlettim, râzı oldum gibi geçmiş zamân bildiren sözlerle olur. (Kâşânî)
ÎCÂB
(İslami Terimler Sözlüğü) :
1. İhtiyaç.
İslâmiyet; kıyâmete kadar bütün îcâbları, karşılayacak en mükemmel ve en üstün bir dindir.
(Seyyid Abdülhakîm Arvâsî)
2. Teklif, bir sözleşme için alıcı veya satıcı tarafından ilk söylenen söz.
Îcâb ve kabûl, söz ile olduğu gibi, bir taraftan veya iki taraftan mektublaşma ile veya adam
göndermekle de olur. (Kâşânî)
Îcâb, karşıdakinin anlayacağı bir lisan ile, sattım, hediye ettim gibi; kabûl ise, aynen kabûl
ettim, râzı oldum gibi geçmiş zamân bildiren sözlerle olur. (Kâşânî)
İCÂBET ETMEK (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
1. Kabûl etmek.Müslümanın müslüman üzerinde beş hakkı vardır: Selâmına cevap vermek, hastasınıyoklamak, cenâzesinde bulunmak, dâvetine icâbet etmek, aksırıp elhamdülillah deyince,yerhamükellah diyerek cevâb vermek. (Hadîs-i şerîf-Buhârî, Müslim)2. Allahü teâlânın duâları kabûl buyurması.Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki:Bana duâ ediniz size icâbet edeyim. (Mü'minûn sûresi: 60)(Ey Resûlüm!) Kullarım sana benden sorarlarsa, ben (ilim ve icâbetle) yakınım. Banaduâ ettikleri zaman duâlarına icâbet ederim... (Bekara sûresi: 186)Çok kimse vardır ki, yedikleri ve giydikleri haramdır. Sonra ellerini kaldırıp duâederler. Böyle duâya nasıl icâbet olunur. (Hadîs-i şerîf-Kimyây-ı Seâdet)Arkadan yapılan duâ icâbete makrûndur (kabûle yakındır). (İbn-i Cezerî)
İCÂBET ETMEK
(İslami Terimler Sözlüğü) :
1. Kabûl etmek.
Müslümanın müslüman üzerinde beş hakkı vardır: Selâmına cevap vermek, hastasını
yoklamak, cenâzesinde bulunmak, dâvetine icâbet etmek, aksırıp elhamdülillah deyince,
yerhamükellah diyerek cevâb vermek. (Hadîs-i şerîf-Buhârî, Müslim)
2. Allahü teâlânın duâları kabûl buyurması.
Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki:
Bana duâ ediniz size icâbet edeyim. (Mü'minûn sûresi: 60)
(Ey Resûlüm!) Kullarım sana benden sorarlarsa, ben (ilim ve icâbetle) yakınım. Bana duâ
ettikleri zaman duâlarına icâbet ederim... (Bekara sûresi: 186)
Çok kimse vardır ki, yedikleri ve giydikleri haramdır. Sonra ellerini kaldırıp duâ ederler.
Böyle duâya nasıl icâbet olunur. (Hadîs-i şerîf-Kimyây-ı Seâdet)
Arkadan yapılan duâ icâbete makrûndur (kabûle yakındır). (İbn-i Cezerî)