"KIYÂM
" Kelimesi için arama sonuçları
KIYÂM (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Ayakta durmak. Namazın içindeki farzlardan birisi.Kıyâm, üç şeyle tamam olur: 1) Ayakta durmak, 2) Secde yerine bakmak, 3) İki tarafınasallanmamak. (Kutbüddîn-i İznikî)Kıyâmı yapamayan hasta, oturarak, oturamayan, sırt üstü yatıp başı ile îmâ, işâret ederekkılar. Yüzü, semâya (göğe) karşı değil kıbleye karşı olması için başı altına yastık konur.Ayaklarını diker. Kıbleye karşı uzatmaz. (İbn-i Âbidîn)
KIYÂM
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Ayakta durmak. Namazın içindeki farzlardan birisi.
Kıyâm, üç şeyle tamam olur: 1) Ayakta durmak, 2) Secde yerine bakmak, 3) İki tarafına
sallanmamak. (Kutbüddîn-i İznikî)
Kıyâmı yapamayan hasta, oturarak, oturamayan, sırt üstü yatıp başı ile îmâ, işâret ederek
kılar. Yüzü, semâya (göğe) karşı değil kıbleye karşı olması için başı altına yastık konur.
Ayaklarını diker. Kıbleye karşı uzatmaz. (İbn-i Âbidîn)
Kıyâm bi Nefsihî:
Allahü teâlânın zâtî (zâtına âit) sıfatlarından; varlığı kendinden olan, hiçbir şeye muhtâc
olmayan.
Allahü teâlânın zâtî sıfatları altıdır: Vücûd (var olmak), Kıdem (varlığının öncesi, başlangıcı
olmamak), Bekâ (varlığı sonsuz olmak, hiç yok olmamak), Vahdâniyet (zâtında, sıfatlarında ve
işlerinde bir olmak), Muhâlefetün lil-havâdis (hiçbir mahlûka, yaratılmışa, hiçbir bakımdan
benzememek), Kıyâm bi nefsihî. Bâzı âlimler, vahdâniyet ve muhâlefet-ün-lil-havâdis sıfatlarının
aynı olduklarını, bu sebeble sıfât-ı zâtiyyenin beş olduğunu söylemişlerdir. (Teftâzânî)
Kıyâm bi Nefsihî (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Allahü teâlânın zâtî (zâtına âit) sıfatlarından; varlığı kendinden olan, hiçbir şeye muhtâcolmayan.Allahü teâlânın zâtî sıfatları altıdır: Vücûd (var olmak), Kıdem (varlığının öncesi, başlangıcıolmamak), Bekâ (varlığı sonsuz olmak, hiç yok olmamak), Vahdâniyet (zâtında, sıfatlarında veişlerinde bir olmak), Muhâlefetün lil-havâdis (hiçbir mahlûka , yaratılmışa, hiçbir bakımdanbenzememek), Kıyâm bi nefsihî. Bâzı âlimler, vahdâniyet ve muhâlefet-ün-lil-havâdissıfatlarının aynı olduklarını, bu sebeble sıfât-ı zâtiyyenin beş olduğunu söylemişlerdir.(Teftâzânî)
KIYÂME SÛRESİ (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kur'ân-ı kerîmin yetmiş beşinci sûresi.Kıyâme sûresi, Mekke'de nâzil oldu (indi). Kırk âyet-i kerîmedir. Kıyâmet hâllerindenbahsedildiği için Sûret-ül-Kıyâme denilmiştir. Sûrede öldükten sonra dirilme ve kıyâmetinmutlaka kopacağı, insanın kıyâmet günündeki aczi, telâşı, o gün başıboş bı rakılmayacağı, onubasit bir meniden yaratan Allahü teâlânın tekrar diriltmeye de kâdir olduğu bildirilmektedir.(Râzî, Taberî)Allahü teâlâ, Kıyâme sûresinde meâlen buyuruyor ki:Gerçek şu ki; siz, çarçabuk geçen (dünyâ hayâtını ve nîmetlerin) i seviyor, âhiretibırakıyorsunuz. (Âyet: 20, 21)Kim Kıyâme sûresini okursa, ben ve Cebrâil (aleyhisselâm), kıyâmet günü kıyâmeteinandığına dâir ona şâhidlik yaparız. (Hadîs-i şerîf-Kâdı Beydâvî Tefsîri)
KIYÂME SÛRESİ
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kur'ân-ı kerîmin yetmiş beşinci sûresi.
Kıyâme sûresi, Mekke'de nâzil oldu (indi). Kırk âyet-i kerîmedir. Kıyâmet hâllerinden
bahsedildiği için Sûret-ül-Kıyâme denilmiştir. Sûrede öldükten sonra dirilme ve kıyâmetin
mutlaka kopacağı, insanın kıyâmet günündeki aczi, telâşı, o gün başıboş bırakılmayacağı, onu
basit bir meniden yaratan Allahü teâlânın tekrar diriltmeye de kâdir olduğu bildirilmektedir.
(Râzî, Taberî)
Allahü teâlâ, Kıyâme sûresinde meâlen buyuruyor ki:
Gerçek şu ki; siz, çarçabuk geçen (dünyâ hayâtını ve nîmetlerin)i seviyor, âhireti
bırakıyorsunuz. (Âyet: 20, 21)
Kim Kıyâme sûresini okursa, ben ve Cebrâil (aleyhisselâm), kıyâmet günü kıyâmete
inandığına dâir ona şâhidlik yaparız. (Hadîs-i şerîf-Kâdı Beydâvî Tefsîri)