Results for "İSBÂT
"
İSBÂT (Noun)
(Islamic Glossary) :
1. Sağlamlaştırma, dayanıklı hâle getirme. Delil ve şâhit göstererek bir sözün ve fikrindoğruluğunu ortaya koyma.Bütün varlıklar Allahü teâlânın varlığına alâmet olduğu, O'nun varlığını isbat ettiği içinmahlûkların (yaratılmışların) hepsine âlem denilmiştir. (Teftâzânî)Müslümanlar, maddelerin ve sıfatlarının hâdis (sonradan yaratılmış) olduğunu çeşitliyollarla isbât etmektedirler. Bunlardan birisi şöyledir: Maddeler ve bütün zerreler hepdeğişmektedir. Değişmekte olan şey kadîm (başlangıçsız) olamaz, hâdis (sonrad an yaratılmış)olması lâzımdır. Çünkü her maddenin kendinden öncekinden meydana gelmesi, sonsuzöncelere kadar gidemez. Bu değişmelerin bir başlangıcı olması, yâni ilk maddelerin yoktan varedilmiş olmaları lâzımdır... (Seyyid Şerîf Cürcânî)Allahü teâlânın var ve bir olduğu, hattâ Muhammed aleyhisselâmın, O'nun resûlü olduğu veO'nun getirdiği her emrin ve haberin doğru olduğu güneş gibi meydandadır. Düşünmeye veisbât etmeye hiç lüzum yoktur. Fakat, bunu görmek, anlamak için, kalbin bo zuk olmaması,mânevî hastalığı bulunmaması lâzımdır. (İmâm-ı Rabbânî)2. Tasavvuf yolunda ilerlerken Lâ ilâhe dedikten sonra illallah demek.Tasavvuf ehli Nefy ve isbât zikri denilen "Lâ ilâhe illallah" kelimesini söylemekle yükselir.Lâ ilâhe "Nefy zikri" makâmında bulundukça yolcu mertebesindedir. "La ilâhe"yi tamamlayıpAllahü teâlâdan başka hiçbir şey görmeyince, yolu tamamlamış ve fe na makâmına yetişmişolur. Nefyden sonra isbât makâmına gelir ve Bekâ hâsıl olur. (Ahmed Fârûkî)Allahü teâlâya teveccüh, nefy ve isbât ve murâkabe, Resûlullah efendimizin zamânında davardı. (M. Ma'sûm Fârûkî)
İSBÂT
(Islamic Glossary) :
1. Sağlamlaştırma, dayanıklı hâle getirme. Delil ve şâhit göstererek bir sözün ve fikrin
doğruluğunu ortaya koyma.
Bütün varlıklar Allahü teâlânın varlığına alâmet olduğu, O'nun varlığını isbat ettiği için
mahlûkların (yaratılmışların) hepsine âlem denilmiştir. (Teftâzânî)
Müslümanlar, maddelerin ve sıfatlarının hâdis (sonradan yaratılmış) olduğunu çeşitli yollarla
isbât etmektedirler. Bunlardan birisi şöyledir: Maddeler ve bütün zerreler hep değişmektedir.
Değişmekte olan şey kadîm (başlangıçsız) olamaz, hâdis (sonradan yaratılmış) olması lâzımdır.
Çünkü her maddenin kendinden öncekinden meydana gelmesi, sonsuz öncelere kadar gidemez.
Bu değişmelerin bir başlangıcı olması, yâni ilk maddelerin yoktan var edilmiş olmaları
lâzımdır... (Seyyid Şerîf Cürcânî)
Allahü teâlânın var ve bir olduğu, hattâ Muhammed aleyhisselâmın, O'nun resûlü olduğu ve
O'nun getirdiği her emrin ve haberin doğru olduğu güneş gibi meydandadır. Düşünmeye ve isbât
etmeye hiç lüzum yoktur. Fakat, bunu görmek, anlamak için, kalbin bozuk olmaması, mânevî
hastalığı bulunmaması lâzımdır. (İmâm-ı Rabbânî)
2. Tasavvuf yolunda ilerlerken Lâ ilâhe dedikten sonra illallah demek.
Tasavvuf ehli Nefy ve isbât zikri denilen "Lâ ilâhe illallah" kelimesini söylemekle yükselir.
Lâ ilâhe "Nefy zikri" makâmında bulundukça yolcu mertebesindedir. "La ilâhe"yi tamamlayıp
Allahü teâlâdan başka hiçbir şey görmeyince, yolu tamamlamış ve fena makâmına yetişmiş olur.
Nefyden sonra isbât makâmına gelir ve Bekâ hâsıl olur. (Ahmed Fârûkî)
Allahü teâlâya teveccüh, nefy ve isbât ve murâkabe, Resûlullah efendimizin zamânında da
vardı. (M. Ma'sûm Fârûkî)