"

karın

" Kelimesi için arama sonuçları
Türkçe - İspanyolca Sözlük

karınca (İsim)

(Türkçe - İspanyolca Sözlük) :
hormiga
Türkçe - Kürtçe Sözlük

karınca (İsim)

(Türkçe - Kürtçe Sözlük) :
mûrî, gêrik, gêle.
Rüya Tabirleri Sözlüğü

KARINCA (İsim)

(Rüya Tabirleri Sözlüğü) :
Ev halkına, akrabaya, mal ve nimete yahut yolculuk ve ayrılığa; Karıncanın uçarak evden uzaklaşması ev halkından birinin gurbete gitmesine, Çok karınca orduya, kalabalık insan topluluklarına yahut mal ve nimete, Karıncalar Allah'ın -c.c.- askerlerine, çook mala yahut uzun ömre, Bir gıda maddesine karıncaların üşüştüğünü görmek, o şeyin pahalılaşmasına, Karıncanın eve bir şey getirmesi hayra ve nimetin bereketlenmesine, götürmesi ise hırsızlığa yahut bir vesileyle görülecek zarara, Ağız ve burundan karınca çıkması vefat etmeye, Atlıkarınca konulara çabuk intibak eden, çözüm üretmekle ve iş becermekte mahir olan bir kimseye yahut sevinç dolu haber ve gelişmelere, Karınca yuvası köye yahut işbölümü yaparak uyumlu çalışmaya, Evde görülen çok karınca aile ve eş dost çevresinin genişlemesine delalet eder.
Türkçe - İngilizce Sözlük

karınca (İsim)

(Türkçe - İngilizce Sözlük) :
1. ant. 2. blowhole (in a metal casting). ağzı very small opening. asidi formic acid. belli wasp-waisted. yı bile incitmemek/ezmemek not to hurt an ant, to be very tenderhearted. ya binmek to go at a snail´s pace. duası gibi small or cramped and illegibly scrawly (handwriting). ezmez very gentle and compassionate. kararınca/kaderince doing as much as one can (even if it´s only a little). sürüsü swarm of ants. yuvası ant nest; anthill. yuvası gibi kaynamak (for a place) to teem or be swarming with people.
Türkçe - İngilizce Sözlük

karıncalanma (Fiil)

(Türkçe - İngilizce Sözlük) :
1. being full of ants. 2. pins and needles, formication.
Türkçe - Almanca Sözlük

karıncalanmak (İsim)

(Türkçe - Almanca Sözlük) :
kribbeln.
Türkçe - Türkçe Sözlük

KARINCALANMAK (İsim)

(Türkçe - Türkçe Sözlük) :
f. Bir yere karınca üşüşmek. 2. Yer yer ulak ufak pas yeniği olmak: Tabancanın namlusu karıncalandı. 3. Vücudun herhangi bir yerinde uyuşukluktan sonra üzerinde karıncalar dolaşır gibi bir his duymak: Ayağı karıncalanıyor.
Türkçe - İngilizce Sözlük

karıncalanmak (İsim)

(Türkçe - İngilizce Sözlük) :
1. to be crawling with ants. 2. (for a limb) to have/get pins and needles in it, tingle after being numb. 3. (for a metal casting) to develop blowholes.
Türkçe - İngilizce Sözlük

karıncalı (İsim)

(Türkçe - İngilizce Sözlük) :
1. full of ants. 2. (metal casting) that has blowholes in it. 3. riddled with rust holes.
Türkçe - Almanca Sözlük

karıncık (İsim)

(Türkçe - Almanca Sözlük) :
r Vorhof.