Results for "

kurşun

"
Turkish - French Dictionary

kurşun (Noun)

(Turkish - French Dictionary) :
plomb
Turkish - French Dictionary

kurşun (Noun)

(Turkish - French Dictionary) :
balle
Turkish - German Dictionary

kurşun (Noun)

(Turkish - German Dictionary) :
s Blei; e Kugel.
Turkish - Spanish dictionary

kurşun (Noun)

(Turkish - Spanish dictionary) :
plomo
Turkish - Spanish dictionary

kurşun (Noun)

(Turkish - Spanish dictionary) :
bala
Turkish - Kurdish Dictionary

kurşun (Noun)

(Turkish - Kurdish Dictionary) :
zirinc.
Environmental Glossary

KURŞUN (Noun)

(Environmental Glossary) :
[ Lead ] Biriken bir zehir olup küçük bir miktarları bile ciddi hastalıklara yada ölümlere yol açan, doğal çevrede bulunan inorganik bir eleman. Bilinen en eski su kirleticilerinden biridir ve kurşun boruları su dağıtım şebekesinde kullanılmaları sonucu oluşur. Havada bulunan kurşunun büyük bölümü benzine katkı maddesi olarak konan tetraetil kurşun ( TEL ] bileşiğinden kaynaklanmaktadır.
Dream Dictionary of Phrase

KURŞUN (Noun)

(Dream Dictionary of Phrase) :
Tüfek kurşunu görmek yerine ulaşan söze, elçiye yahut gıybata, Birinin kendine kurşun atması, o kimseden bir söz getirilmesine, birine kursun atmak, o kimseye adam göndermeye, Kurşunun dosdoğru gitmemesi, gönderilen kişinin yerine varamaamsına, Attığı kuurşunun durmaksızın sürekli gittiğini görmek dünya durdukça devam edecek ad ve şöhrete; Külçe halindeki kurşun mala, kurşun eritmek kazanç amacıyla gayret sarf etmeye, Kurşun ( maden olarak) menfaate, hizmetkara ve ev eşyasına delalet eder.
Turkish - English dictionary

kurşun (Noun)

(Turkish - English dictionary) :
1. lead. 2. bullet. 3. lead seal. atmak to fire a gun; to shoot a bullet. boku dross of lead. a dizmek /ı/ to execute (someone) by shooting him/her, send (someone) to the firing squad. dökmek to melt lead and pour it into cold water over the head of a sick person in order to break an evil spell. erimi range of a rifle. gibi like lead, very heavy. suyu Goulard´s extract. yağdırmak /a/ to rain bullets (on). yağmuruna tutmak /ı/ to rain bullets on. yarası bullet wound.
Environmental Glossary

KURŞUN ARSENAT (Adjective)

(Environmental Glossary) :
[ Lead arsenate ] Bir böcek zehiri türü.