"mû
" Kelimesi için arama sonuçları
MUKTEDİR (El-Muktedir) (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (ism-i şerîflerinden). Kudret sâhibi, her şeye gücüyeten.Allahü teâlâ, âyet-i kerîmede meâlen buyuruyor ki:Allahü teâlâ, her şeye muktedirdir. (Kehf sûresi: 45)Allahü teâlâ kıyâmeti şimdi koparmaya, muktedirdir. İsterse şu anda bütün mevcûdâtı(varlıkları) yok etmeye gücü yettiği gibi bütün varlıkların nihâyete ermeyen bir sayıdabenzerlerini yaratmaya da kâdirdir, gücü yeter. (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî)
MULTEKİT (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Bir çocuğu atılmış olduğu yerden alıp kaldıran. (Bkz. Lakît)
MURÂBAHA (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Satın alınan bir malı, alış fiyatını söyleyerek ve üzerine kâr koyarak başkasına rızâsı ilesatmak.Murâbaha satışında eklenecek kârın belli olması şarttır. (İbn-i Âbidîn)
MURÂD (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
1. İstenilen; arzû edilen şey.Sizden biriniz sefere çıkmak murâd ettiğinde kardeşlerine (vedâ edip) selâm versin. ZîrâAllah onların duâları sebebi ile o kimsenin hayrını artırır. (Hadîs-i şerîf-İbn-i Mâce)Allah, bir kula zilleti murâd ettiğinde, ona malını, binâda, suda ve çamurda harcatır.(Hadîs-i şerîf-Râmûz-ül-Ehâdîs)İlim öğrenmeli ve faydalı işler yapmalıdır. Ahlâkı bozan kitapları okumamalı, zararlıyayınlardan uzak durmalıdır. İyi huyların faydaları ve haramların zararları ve Cehennem'dekiazâbları hep hatırlanmalıdır. Mâl, mevki arkasında koşanlardan hiçbiri murâdınakavuşamamıştır. Malı, mevkiyi hayr için arayan ve hayır işlerinde kullanan rahata huzûrakavuşmuştur. (Hâdimî)2. Tasavvuf yolunda bulunanlardan çalışmadan Allahü teâlânın yardım ve dilemesi ileyüksek makâmlara kavuşanlar. İctibâ (çekilenler, istenenler) yolunun sâlikleri, yolcuları.Murâd olunanların başı ve sevilenlerin önderi Muhammed aleyhisselâmdır. (İmâm-ıRabbânî)Tasavvuf yolunda bulunanlar ya mürîd olurlar, ya murâd olurlar. Mürîdler; Allahü teâlâyayakınlık derecelerine ulaşmak için riyâzetler ve mücâhedeler çekerler (nefsin isteklerindenkaçınıp istemediklerini yapmaya çalışırlar). Murâdları ise, nazlı naz lı okşıyarak götürürler vesıkıntı çektirmeden yakınlık derecelerine ulaştırırlar. (Şihâbüddîn Sühreverdî)Murâd olanlar sevilirler, dâvetlidirler, çekilirler ve yükseltilirler. Onun için murâdlar çokkıymetlidirler. Murâd olanların başı ve sevilenlerin önderi Muhammed aleyhisselâmdır. (AliSincârî)
Murâd-ı İlâhî (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Allahü teâlânın murâdı; irâde buyurduğu, emrettiği.Bütün insanlara önce lâzım olan şey, Ehl-i sünnet (Resûlullah ve Eshâbının yolunda olan)âlimlerinin kitablarında bildirdikleri gibi bir îmân ve îtikâd edinmektir. PeygamberimizMuhammed aleyhisselâmın yolunu bildiren, Kur'ân-ı kerîmden murâd-ı ilâhî yi anlayan bu büyükâlimlerdir. Kıyâmette kurtuluş yolu bunların gösterdiği yoldur. (İmâm-ı Rabbânî)
MURÂKABE (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Null
MURDÂR (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kendiliğinden ölmüş veya kasten besmelesiz kesilmiş olan hayvan, leş ve domuz eti gibikendileri kat'î yâni kesin ve açık delîl ile haram olan şey (Bkz. Lâşe).Haram olduğu açıkça bildirilmiş bir şeye helâl diyen kâfir olur. Şerâb içmek, domuz etiyemek ve murdâr olan şeylere helâl demek böyledir. (İbn-i Âbidîn)Hanefî mezhebinde, bile bile Besmelesiz kesilen hayvan murdâr olur. Murdâr olan hayvanıyemek haramdır. (Kâşânî)
MÛRİS (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Mîrâs bırakan.Verâsetin olabilmesi için mûrisin vefâtı, mûrisin vefâtı zamânında vârisin hayatta olması,verâset sebebinin bilinmesi şarttır. (Abdürreşîd Secâvendî)Mûrisi öldüren ona vâris olamaz. (Molla Hüsrev)
MÛSÂ ALEYHİSSELÂM (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden. Ülü'l-azm adı verilen altı büyükpeygamberden biridir. Yâkûb aleyhisselâmın soyundan, İmrân adında bir zâtın oğlu, Hârûnaleyhisselâmın kardeşidir.Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki:Vaktâ ki Mûsâ (aleyhisselâm) onlara Rab olduğumuza delâlet eden alâmetler, açıkmûcizeler ile geldi. Onlar; "Bu mûcize diye gösterilen şey ancak uydurulmuş, sihirdenbaşka bir şey değildir. Biz bu sihri veya peygamberlik iddiâsını evvelki atalarımızdanişitmedik" dediler Mûsâ (aleyhisselâm) dedi ki: "Allahü teâlâ tarafından kimin hidâyetle(peygamberlikle) geldiğini ve hayırlı âkıbetin (Cennet'in) kime nasîb olacağını Rabbim çokiyi bilir. Zâlimler aslâ felâh (kurtuluş) bulmazlar. (Kasas sûresi: 36,37)Bir gün Mûsâ aleyhisselâm yolda giderken Allahü teâlâ kendisine nidâ edip; "Ey Mûsâ! Benkendisinden başka ilâh olmayan Rabbin Allah'ım" buyurdu. Mûsâ aleyhisselâm; "Buyur yâRabbî! Emrine hâzırım" dedi ve secdeye vardı. Allahü teâlâ; "Başını kaldır yâ Mûsâ!"buyurdu. Mûsâ aleyhisselâm başını kaldırdı. Allahü teâlâ; "Yâ Mûsâ! Arşın gölgesindegölgelenmek istiyorsan, yetimlere merhâmetli bir baba gibi, dul kadına da onu muhâfazaeden ve gözeten zevci (kocası) gibi ol. Yâ Mûsâ merhâmetli ol. Böyle olursan sana damerhâmet edilir. Cezâ verirsen cezâ görürsün. (Sa'lebî)Mûsâ bin İmrân (aleyhisselâm) ; "Yâ Rabbî! Kullarının en kıymetlisi kimdir?" dedikte;gücü yettiği zaman affeden (müslüman kimse) dir buyruldu. (Hadîs-i şerîf-Beyhekî)Yûsuf aleyhisselâmdan sonra Mısır'da yerleşen ve çoğalan İsrâiloğulları, Mısır'ın yerli halkıolan Kıbtîlerden ve bunların hükümdârları olan Fir'avnlardan zulüm ve hakâret gördüler.İsrâiloğullarının doğan erkek çocuklarını öldürdüler. Bu sırada düny âya gelen Mûsâaleyhisselâmı, annesi, Allahü teâlânın emriyle bir beşiğe koyup Nil nehrine bıraktı. Beşik,Fir'avn'ın sarayı önünden geçerken, Fir'avn'ın hanımı Âsiye Hâtun bunu alıp büyüttü. Mûsâaleyhisselâm kırk yaşına gelince, İsrâiloğullarının yanına gitti. Bir gün Mısırlı bir kıptîninİsrâiloğullarından birine işkence ettiğini gördü. Kurtarırken kazâ sonucu kıptî öldü. Mûsâaleyhisselâm, Fir'avn ve kıptîlerden çekinip Medyen şehrine gitti. Orada Şuayb aleyhisselâmınkızıyla evlendi. Şuayb aleyhisselâma on sene hizmet ettikten sonra, Mısır'a dönerken Tûrdağında Allahü teâlâ ile konuştu ve peygamber olarak vazîfelendirildi. Mısır'a gelip, Fir'avn'ıdîne dâvet etti. Mûcizeler gösterdiği hâlde Fir'avn ve kıptîler ona inanmadılar. Mûsâaleyhisselâm İsrâiloğullarına serbestlik verilmesini istedi. Fir'avn kabûl etmedi. Kâfirlerin sularıkan oldu, kurbağa yağdı, cild hastalıkları ve üç gün karanlık oldu. Fir'avn bu mûcizelerigörünce korktu ve İsrâiloğullarına izin verdi. Mûsâ aleyhisse lâm İsrâiloğullarıyla birlikteMısır'dan çıkıp Kudüs'e doğru giderken, Fir'avn pişman olup, askerleriyle arkalarına düştü.Kızıldeniz'den on iki yol açılıp Mûsâ aleyhisselâm ve berâberindeki İsrâiloğulları karşıya geçti.Fir'avn geçerken deniz kapandı; Fir'avn, askerleriyle birlikte boğuldu. Kızıldeniz'den geçip Tihsahrasına geldikleri sırada Mûsâ aleyhisselâm, kardeşi Hûrûn aleyhisselâmı vekîl bırakıp Tûrdağına gitti. Orada kırk gün ibâdet etti. Allahü teâlânın kelâmını işitti ve kendisine Te vrâtkitâbı indirildi. Mûsâ aleyhisselâm Tûr dağında iken İsrâiloğulları Sâmirî isimli, inanmadığıhâlde inanmış görünen bir münâfığın sözlerine aldanarak ve Hârûn aleyhisselâmı dinlemeyerekaltın buzağı heykeline taptılar. Mûsâ aleyhisselâm Tûr'dan gelip bu hâli görünce üzüldü;Sâmirî'ye lânet etti. İsrâiloğulları yaptıklarına pişman oldular, Mûsâ aleyhisselâmayalvarıp,Tevrât'a göre ibâdet etmeye başladılar. Mûsâ aleyhisselâm ümmeti ile birlikte Lûtgölünün güney tarafına geçti. Uç bin Unk adında bir melîk ile harb etti. Şerîa nehrinindoğusundaki yerleri ele geçirdi. Eriha şehri karşısındaki dağa çıktı. Ken'an ilini uzaktan gördü.Bu sırada kardeşi Hârûn aleyhisselâm vefât etti. Mûsâ aleyhisselâm yerine Yûşâ aleyhisselâmıhalîfe bırakıp yüz yirmi yaşında vefât etti. (İbn-ül-Esîr, Abdülhâk-ı Dehlevî, Nişâncızâde,Kisâî, Sa'lebî)
MUSALLÂ (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Namaz kılınan yer. Namazgâh.Eğer imâm, insanlar ile berâber bayram namazını musallâda kılsa, her ne kadar saflarınarasında açık veya genişçe yer olsa da, hepsinin namazları câiz olur denilmiştir. Çünkü musallâ,insanlar için namazın edâsı (yerine getirilmesi) hakkında mescid ( namaz kılınacak yer, küçükcâmi) hükmündedir. (Kâdihân)Pâdişâh olsan da derler "er kişi niyyetine". Var, musallâda yatan mevtâya bak da ibret al!(İslâm Ahlâkı)