"mû
" Kelimesi için arama sonuçları
Musallâ Taşı (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Namazının kılınması için, cenâzelerin üzerine konduğu taş.Cenâze musallâ taşına konduğunda, imâm efendi; sultan da olsa, bey de olsa, paşa da olsaer kişi niyetine diye namaz kıldırır. (M. Sıddîk Gümüş)
MUSALLÎ (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Null
MUSAVVİR (El-Musavvir) (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (ism-i şerîflerinden). En güzel sûrette şekil veren.Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki:O Allahü teâlâ hâlıktır (varlıkları yaratandır) , bârîdir (var edendir) , musavvirdir. Engüzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar O'nun şânını yüceltmektedirler. O,azîzdir, hakîmdir yâni gâlib olan O'dur, her şeyi hikmeti üzere yapandır) . (Haşr sûresi: 24)
MÛSEVÎ (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Mûsâ aleyhisselâmın bildirdiği hak dîne inanan ve bu dîne tâbi olan kimse. (Bkz.Mûsevîlik)Allahü teâlâ, Mûsevîlik dînini İsrâiloğullarına ve Mısır'ın yerli halkı olan kıbtîlere gönderdi.Kıbtîler, Mûsevîlik dînini kabûl etmedikleri gibi kabûl eden İsrâiloğullarına da zulm ve işkenceyaptılar. Mûsâ aleyhisselâm Mûsevîleri alarak Mısır'dan çıkardı. Böylece Fir'avn'ın ve kıbtîlerinzulmünden kurtardı. Mûsâ aleyhisselâmdan ve diğer İsrâil peygamberlerinden sonra Mûsevîlikdîni değiştirildi. Kısmen bozulmuş olan Mûsevîlik zamanla asıl hüviyetini tamâmen kaybetti.Hattâ bugün dünyâda yahûdî olarak kalmış olan on beş milyon kadar insandan hakîkiMûsevîlik dînine ve onun kitâbı olan hakîki Tevrât'a inanan kimsenin kalmadığını ilmîkaynaklar bildirmektedir. (M. Sıddîk Gümüş)
MÛSEVÎLİK (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Allahü teâlânın Mûsâ aleyhisselâm vâsıtasıyla İsrâiloğullarına gönderdiği din. Mukaddes(ilâhî) kitabı Tevrâttır. Îsâ aleyhisselâma kadar olan peygamberler bu dîni insanlara tebliğettiler. Îsâ aleyhisselâmın gelmesiyle Mûsevîlik dîninin hükmü kaldır ıldı.Mûsâ ve Hârûn aleyhimesselâmdan sonra gelen Dâvûd, Süleymân, Zekeriyyâ ve Yahyâaleyhimüsselâm da yine İsrâiloğullarına peygamber olarak gönderildiler ve insanları Mûsevîlikdînine dâvet ettiler. Dâvûd aleyhisselâma gönderilen Zebûr kitabı Mûsevîlik dîninin hükmünükaldırmadı. Hattâ onu kuvvetlendirdi. Mûsevîlik dîni Îsâ aleyhisselâm zamânına kadar devâmetti. Îsâ aleyhisselâmın dîni, Mûsevîliği nesh etti yâni hükmünü kaldırdı. Bundan sonraMûsevîlik dînine uymak câiz olmayıp, Muhammed aleyhisselâmın dîni olan İslâmiyet gelinceyekadar Îsâ aleyhisselâmın dînine uymak lâzım oldu. Fakat İsrâiloğullarının çoğu, Îsâaleyhisselâma îmân etmeyip, Mûsevîliğin bozulmuş şekli olan yahûdîliğe uymakta inat ve ısrârettiler. Muhammed aleyhisselâmın getirdiği İslâm dîni de, Îsâ aleyhisselâma bildirilen Îsevîlikdîninin ve İbrâhim aleyhisselâma bildirilen Hanîf dîninin hükümlerini kaldırdı. Bugün Allahüteâlânın rızâsına kavuşabilmek için bütün insanların İslâm dînine uymaları gerekmektedir. İslâmdîninin hükmü kıyâmete kadar sürecektir. (M. Sıddîk bin Saîd)Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâma kadar gelen üç büyük din yâni Mûsevîlik,Îsevîlik ve İslâm dinleri, hep Allahü teâlânın bir olduğunu ve Allahü teâlânın peygamberlerininbizim gibi bir insan olduğunu bildirmiştir. (Harputlu İshâk Efendi)
MUSHAF (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kur'ân-ı kerîmin tamâmının yazılı olduğu kitap. Mıshaf da denir.Ümmetimin yaptığı ibâdetlerin en kıymetlisi Kur'ân-ı kerîmi mushafa bakarakokumaktır. (Hadîs-i şerîf-Şir'at-ül-İslâm)Üç şey var ki, onlar dünyâda bir yabancı gibidir. Zâlimin yanında Kur'ân-ı kerîm, kötüinsanlar arasında iyi bir kimse, bir evde durup okunmayan mushaf. (Hadîs-işerîf-Hilyet-ül-Evliyâ)Muhammed aleyhisselâm, âhireti teşrîf ettiği sene, halîfe hazret-i Ebû Bekr ezber bilenleritoplayıp ve yazılı olanları getirtip bir hey'ete bütün Kur'ân-ı kerîmi kâğıd üzerine yazdırdı.Böylece mushaf meydana geldi. Otuz üç bin Sahâbî, bu mushafın h er harfinin, tam yerindeolduğuna söz birliği ile karar verdi. (İbn-i Hacer)Mushafı hiç okumayıp, hayır ve bereket için evde saklamak câizdir. (Fetâvâ-yı Hindiyye)Mushaf yazmak ve hediyye etmek çok sevâbdır. (Seyyid Abdülhakîm)
MUSÎBET (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Âfet, belâ, sıkıntı.Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyurdu ki:Ey insan! Sana gelen her iyilik, Allahü teâlânın ihsânı olarak, nîmeti olarakgelmektedir. Her dert ve musîbet de kötülüklerine karşılık gelmektedir. Hepsini yaratan,gönderen Allahü teâlâdır. (Nisâ sûresi: 79)Size gelen belâlar, musîbetler, kabahatlerinizin, günâhlarınızın cezâsıdır. Bununlaberâber, Allahü teâlâ bir çoğunu da affederek musîbete mârûz (karşı) bırakmaz. (Şûrâsûresi: 30)Kullarımdan herhangi birine; bedeninde, malında veya evlâdında bir musîbet verdiğimzaman bu musîbeti sabr-ı cemîl (güzelce sabrederek) karşılarsa, kıyâmet günü onun içinmîzân kurmak ve defter açmaktan (hesaptan) hayâ ederim. (Hadîs-i kudsî-İhyâ)Bir kimseye musîbet erişince; "İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn" desin. Allahü teâlâ okulun duâsını kabûl eder. (Hadîs-i şerîf-Kimyây-ı Seâdet)Mü'minin ahlâkı; zenginlikte iktisad, genişlikte şükür, belâ ve musîbet zamânında sabırdır.Musîbete sabreden, ecir (mükâfât) ve sevâba kavuşur. (Sehl bin Abdullah)Musîbet birdir. Musîbetin geldiği kişi feryâd eder, ağlayıp sızlarsa, musîbet iki olur.Birimusîbet, diğeri sevâbın gitmesi. Bu musîbet öncekinden daha büyüktür. (Abdullah binMübârek)Musîbete feryâd eden, Allahü teâlâya karşı gelmiş olur. Feryâd etmek, ağlayıp sızlamakbelâ ve musîbeti geri çevirmez. (Şakîk-i Belhî)Gördüğünüz her musîbet ve felâket, kızgınlığın, zulüm ve haksızlık etmenin cezâsıdır.(Abdülhakîm Arvâsî)
MUSKA (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Şifâ âyet ve duâlarının yazılı olduğu, dürülüp bağlanmış rukye. (Bkz. Rukye ve Mıska)
MUSTAFA (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Seçilmiş mânâsına, Resûlullah efendimizin mübârek isimlerinden biri.Mü'min olanların çoktur cefâsı,Âhirette vardır zevk ü sefâsı,On sekiz bin âlemin Mustafâsı,Adı güzel kendi güzel Muhammed.(Yûnus Emre)Ümmetim dedi sana çün Mustafâ,Ver salevât sen de âna bul safâ.(Süleymân Çelebi)
MUTAFFİFÎN SÛRESİ (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kur'ân-ı kerîmin seksen üçüncü sûresi.Mutaffifîn sûresi, Mekke'de nâzil oldu (indi.) Otuz altı âyet-i kerîmedir. Ölçü ve tartıda hîleyapanları kötüleyerek başladığı için sûreye, Sûret-ül-Mutaffifîn denilmiştir. Sûrede, Allahüteâlâyı inkâr edenlerin ve günâhkârların uğrayacağı Cehennem azâbı ile îmân eden mü'minlerinkavuşacakları Cennet nîmetleri bildirilmektedir. (İbn-i Abbâs, Taberî, Râzî)Allahü teâlâ, Mutaffifîn sûresinde meâlen buyurdu ki:Verirken noksan, alırken fazla ölçenlere acı azâblar yapacağım. (Âyet: 1)Kim Mutaffifîn sûresini okursa, kıyâmet günü, sonunda misk kokusu bırakanmühürlenmiş saf bir içecekten Allahü teâlâ ona içirir. (Hadîs-i şerîf-Kâdı Beydâvî Tefsîri)