"

" Kelimesi için arama sonuçları
İslami Terimler Sözlüğü

MÜBTEDİ' (Özel isim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Bid'at sâhibi. Dinde değişiklik meydana getiren, dinde olmayan bir şeyi varmış gibigösteren, dinde eksiklik ve fazlalık olduğunu söyleyerek değişiklik yapan. Ehl-i bid'at.Mübtedi' ve ehl-i hevâ (isteklerinin esîri), İslâmiyet'e değil, nefslerine uyarlar. Yetmiş ikisapık fırka böyledir.Bunlardan bâzısının îtikâdı, küfre (dinden çıkmaya) sebeb olmaktadır.(İbn-i Nüceym)Mi'râcda Resûlullah'ın Mekke'den Kudüs'teki Mescid-i Aksâ'ya götürüldüğüne inanmayanîmânsız olur. Göklere ve bilinmeyen yerlere götürüldüğüne inanmayan ise, mübtedi' olur.(İsmâil Hakkı)Mübtedi'nin cenâzesinde bulunan kimse, dönünceye kadar hep Allahü teâlânıngadabındadır. (İmâm-ı Rabbânî)Her mübtedi' ve sapık, kendi îtikâdını Kitab ve sünnete uygun bilir ve kendi kısa ve eksikanlayışı miktârınca Kitab ve sünnetten, uygunsuz mânâlar çıkarır. (İmâm-ı Rabbânî)
İslami Terimler Sözlüğü

MÜCÂDELE (İsim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Karşısındakinin câhilliğini veya haksızlığını ortaya koymak ve kendisinin akıl, fazîlet veşeref bakımından üstün olduğunu isbât etmek için iki kişinin bir şey üzerinde tartışması.Haksız olduğu hâlde mücâdeleden vazgeçen kimseye Allahü teâlâ Cennet'in kenâryerinde bir ev inşâ ettirir. Haklı olduğu hâlde mücâdeleden kaçınan kimseye ise, Cennet'inortasında bir köşk inşâ ettirir. (Hadîs-i şerîf-Tirmizî, İbn-i Mâce)Mücâdeleyi terkedin; zîrâ onun kârı azdır. Mücâdeleyi terk edin, faydası az olduğu gibidostlar arasına hüsûmetin (düşmanlığın) girmesine sebeb olur. (Hadîs-i şerîf-Taberânî)Kardeşinle mücâdele etme, onunla alay etme, ona verdiğin sözden dönme! (Hadîs-işerîf-Tirmizî)Âdî (aşağı) kimselerle mücâdele etme; seni üzerler. Halîm (yumuşak) kimselerle mücâdeleetme sana küserler. (İbn-i Abbâs)Dostlar arasında kin ateşini en kuvvetli tutuşturan; münâkaşa ve mücâdeledir. (İmâm-ıGazâlî)
İslami Terimler Sözlüğü

Mücâdele Sûresi (İsim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kur'ân-ı kerîmin elli sekizinci sûresi.Mücâdele sûresi Medîne'de nâzil oldu (indi). Yirmi iki âyet-i kerîmedir. Birinci âyetindegeçen Mücâdele kelimesinden dolayı sûreye, Sûret-ül-Mücâdele denilmiştir. Sûrede; cemiyetve muâşeret âdâbı (insanların birbirleri ile olan münâsebetlerinde tut acakları yol) ve Resûl-iekremin aleyhinde gizli teşebbüslerde bulunan yahûdîler ile bunların destekçileri olanmünâfıkların (iki yüzlülerin) kötülendiği bildirilmektedir. (İbn-i Abbâs, Râzî, Taberî)Allahü teâlâ, Mücâdele sûresinde meâlen buyuruyor ki:Allahü teâlâya ve kıyâmet gününe îmân edenler, Allahü teâlânın düşmanlarınısevmezler. O kâfirler ve münâfıklar, mü'minlerin anaları, babaları, oğulları, kardeşleri vebaşka yakınları olsa da, bunları sevmezler. Böyle olan mü'minleri Cennet'e koyacağım.(Âyet: 22)Kim Mücâdele sûresini okursa, kıyâmet günü Allahü teâlânın râzı olduğu kimselerdenyazılır. (Hadîs-i şerîf-Kâdı Beydâvî Tefsîri)
İslami Terimler Sözlüğü

MÜCÂHEDE (İsim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
1. Çalışma, mücâdele etme, uğraşma, cihâd etme.Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyurdu ki:Bizim uğrumuzda mücâhede edenlere gelince, elbette biz onlara yollarımızı gösteririz.Şüphesiz ki Allah, her hâlde muhsinlerle (iyilik edenlerle) berâberdir. (Ankebût sûresi: 69)Gerçek mü'minler; Allahü teâlâya ve Resûlüne îmân edip, sonra şüphe etmeyerek,Allah uğrunda mal ve canlarıyla mücâhede edenlerdir. İşte sâdık olanlar bunlardır.(Hucurât sûresi: 15)Çoluk-çocuğunun geçimini helâlinden te'mine çalışan, Allahü teâlânın yolundamücâhede eden gibidir. (Hadîs-i şerîf-İhyâ, Müsned-i Firdevsî)Resûl-i ekreme insanların en efdâli kimdir diye sorulunca; "Canı ve malı ile Allah yolundamücâhede eden mü'mindir" buyurdular. (Buhârî ve Müslim)2. Nefse zor gelen, nefsin istemediği şeyleri yapma.Bir kimse bin sene ibâdet etse ve sıkıntılı riyâzetler çekse (nefsin istediklerini yapmama) vesıkı mücâhede yapsa, eğer bir peygambere (aleyhisselâm) uymamış ise, bütün bu çalışmalarınınbir arpa kadar kıymeti olmaz. Çölde görülen serâb gibi hiçbir şeye yaramaz. Hiçbir iş olmayanyâni bir şeye yaramayan uyku bile, meselâ, gün ortasında bir parça uyumak (kaylûle yapmak),o büyüklerin emrine uyarak yapılınca, onlara uymadan yapılan, bin sene ibâdetten,mücâhededen kat kat daha kıymetli olur. (İmâm-ı Rabbânî)Açlık ve nefisle mücâhede, hârika ve kerâmeti (olağanüstü şeyleri) arttırır. Evliyânınsohbeti ise, kalbe zikri yerleştirir. Sünnete (dînimizin emir ve yasaklarına)tâbi olmayı (uymayı)kolaylaştırır. (Seyfeddîn Fârûkî)İbâdet yapmaktan maksad; hem mücâhede yaparak, nefsi terbiye etmek, hem de kalbeferahlık getirmek, kalbi Allahü teâlaya bağlamak içindir. (Ali bin Emrullah)Hevâ (nefsin arzu ve istekleri) ancak mücâhede ile azalıp yok olur. (Muhammed Hâdimî)
İslami Terimler Sözlüğü

MÜCÂHİD (İsim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Allah yolunda din düşmanları ile çarpışan, cihâd eden.Benim yolumda mücâhid kimse, benim uhdemdedir (zimmetimdedir) . Rûhunukabzedersem onu Cennet'e vâris ederim. Memleketine döndürürsem sevâb veya ganâimle(harpte alınan mallarla) döndürürüm. (Hadîs-i kudsî-Râmûz-ül-Ehâdîs)Fîsebîlillah (Allah yolunda) mücâhid olanlar en ufak bir zorlama ile bir senelik oruçbedeli ve bir senelik gece ibâdeti hak ederler. (Hadîs-i şerîf-Râmûz-ül-Ehâdîs)Allah yolundaki bir mücâhidin hâli, gündüz oruç tutup gece ibâdet eden bir kimseyebenzer. Tâ ki dönünceye kadar. (Hadîs-i şerîf-Râmûz-ül-Ehâdîs)Mücâhidlere ezâ vermekten Allah'tan korkun. Muhakkak ki Allah, peygamberlerineilişenlere gadab ettiği gibi, onlar için de gadab eder. Peygamberlerin duâsını kabûlbuyurduğu gibi, onların duâsını da kabûl buyurur. (Hadîs-i şerîf-Râmûz-ül-Ehâdîs)İnsanların peygamberlik derecesine en yakın olanı âlim ve mücâhidlerdir. Âlimler,peygamberlerin emirleri ile insanları irşâd ederler. Mücâhidler ise, peygamberlerin emri üzeresilâhlarıyla harbederler. (İmâm-ı Gazâlî)Hiç kimseyi gıybet etmemeli, çekiştirmemeli, gıybet yapana mâni olmalıdır. Emr-i mârûfuve nehy-i münkeri, yâni nasîhati elden kaçırmamalıdır. Fakirlere, mücâhidlere, mal ile yardımetmelidir. Hayır, hasenât yapmalıdır. Günâh işlemekten sakınmalıdır. (Muhammed Ma'sûm)
İslami Terimler Sözlüğü

MÜCÂVİR (İsim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Komşu. Memleketini ve yurdunu terk ederek, zamânını Haremeyn-i şerîfeynde yâniMekke-i mükerremedeki Mescid-i Harâm'da ve Medîne-i münevverede ise Mescid-i Nebî'de(Peygamber efendimizin mescidinde) ibâdetle geçiren kimse.
İslami Terimler Sözlüğü

MÜCEDDÎD (İsim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Yenileyici, kuvvetlendirici. İslâm dînini kuvvetlendiren, bid'atleri yâni İslâm dîninesokulmak istenen reformları, hurâfeleri söküp atan ve sünnetleri ortaya çıkaran âlim.Her yüz senede bir müceddîd zâhir olur (ortaya çıkar) . Ümmetimin işlerini yeniler.(Hadîs-i şerîf-Ebû Dâvûd)Bu ümmet, ümmetlerin en iyisi olduğu ve bu ümmetin Peygamberi, peygamberlerinsonuncusu olduğu için, bunların âlimlerine, İsrâiloğullarının peygamberlerinin mertebesiverilmiştir. Peygamberlerin vazîfeleri, bu âlimlere yaptırılmaktadır. Bunun için he r yüz senebaşında, bu ümmetin âlimleri arasından bir müceddîd seçerler. Hele bin sene geçince, geçmişümmetlerde bir ülü'l-azm peygamber gönderdikleri ve onun işini bir nebîye (her yüz senede birgönderilen peygambere) bırakmadıkları gibi, bu ümmette de, tam bilgili bir âlim seçilir. Bu zât,geçmiş ümmetlerdeki ülü'l-azm peygamberlerin işini yapar. (Ahmed Fârûkî)Rüyâda Resûlullah efendimizi gördüm. Bir minber (câmilerde hutbe okunan yer) üzerinde,İmâm-ı Rabbânî hazretlerini medh ederek (överek) şöyle buyurdu: "Ümmetim içinde onunlaiftihâr ediyorum (övünüyorum). Allahü teâlâ onu, ümmetim arasında müceddîd k ıldı." (MîrHüsâmeddîn)
İslami Terimler Sözlüğü

Müceddîd-i Elf-i Sânî (İsim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Hicrî ikinci bin yılının yenileyicisi mânâsına İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin lakabı.İmâm-ı Rabbânî hazretlerine ilk defâ, Müceddîd-i elf-i sânî ismini veren, zamânının enbüyük âlimlerinden Abdülhakîm-i Siyalkûtî'dir. (Muhammed Hâşim-i Keşmî)Sultanlar içinde Ömer bin Abdülazîz, din bilgilerinde İmâm-ı Şâfiî, tasavvufta (birmüslümanın İslâm ahlâkı ile ahlâklanması için lâzım olan bilgileri ve yolları öğreten ilimde)Ma'rûf-i Kerhî, esrâr (sırlar, gizli) bilgilerinde İmâm-ı Muhammed Gazâl î, feyz vermekte vekerâmetler göstermekte Abdülkâdir-i Geylânî, hadîs ilminde Celâlüddîn-i Süyûtî, tarîkat,hakîkat ve akâid yâni îmânla ilgili bilgilerin inceliklerini açıklamakta ve kalblere akıtmaktaİmâm-ı Ahmed Rabbânî müceddîd-i elf-i sânî, müceddîd idiler. Hepsi, İslâmiyet'in yayılmasına,kuvvetlenmesine hizmet ettiler. (Abdullah-ı Dehlevî)İmâm-ı Rabbânî müceddîd-i elf-i sânî, derin âlim, büyük velî idi. Müctehîd yâni Kur'ân-ıkerîm ve hadîs-i şerîflerden hüküm çıkaran âlim idi. İslâm âlimlerinin göz bebeğidir. Âlimlerinönderi, velîlerin baş tâcı idi. Resûlullah efendimizin güzel ahlâ kını açıklayan bir deryâdır.İmâm-ı Rabbânî'yi sevenler, mü'min ve müttekî olanlar yâni Allahü teâlâdan korkup,haramlardan kaçanlardır. Sevmeyenler münâfıklar yâni içi dışı başka, iki yüzlü olanlardır. İslâmmemleketleri, hazret-i Müceddîd'in feyz ve nûrları ile doldu. İnsanda bulunacak her üstünlüğü,Allahü teâlâ İmâm-ı Rabbânî müceddîd-i elf-i sânî hazretlerine vermiştir. Vermediği yalnızpeygamberlik makâmı kalmıştır. (Şâh-ı Dehlevî)İmâm-ı Rabbânî müceddîd-i elf-i sânî hazretlerinin buyurduğu kıymetli sözlerden bâzılarışunlardır:İbâdetlerin hepsini kendinde toplayan ve insanı Allahü teâlâya en çok yaklaştıran şeynamazdır.Ölmek, felâket değildir. Öldükten sonra, başına gelecekleri bilmemek felâkettir.Dünyâyı ele geçirmek için âhireti vermek ve insanlara yaranmak için Allahü teâlâyıbırakmak, ahmaklıktır.Kur'ândan, hadîslerden sonra gelir eserinRûhlara şifâ olan, o mübârek sözlerinBaşkumandanısın sen velîlerin, erlerinVe Müceddîd-i elf-i sânî adını alan(M. Sıddîk Gümüş)
İslami Terimler Sözlüğü

MÜCEDDİDİYYE (İsim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Evliyânın büyüklerinden müslümanların gözbebeği İmâm-ı Rabbânî hazretlerinintasavvuftaki yolu.Müceddidiyye büyükleri buyurdular ki: "Allahü teâlânın ahlâkı ile huylanmağa,Hakk-ul-yakîn denir. Bu hâl, insanın şuûrunu kaplayınca kalb nûrlanır." (Abdullah-ı Dehlevî)
İslami Terimler Sözlüğü

MÜCESSİME (Özel isim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kur'ân-ı kerîmdeki müteşâbih (mânâsı kapalı) âyetleri, zâhir (görünen)mânâsına göreaçıklayıp, Allahü teâlânın el ve yüz gibi organlarının bulunduğunu, dolayısıyla madde ve cisimolduğunu iddiâ ederek doğru yoldan ayrılan bozuk fırka. Bu fırkaya müşe bbihe de denir. (Bkz.Müşebbihe)Allahü teâlâya madde diyen mücessime adındaki kâfirler burada çok yanıldılar. Allahüteâlâyı insan şeklinde, sûretinde sandılar. Ahmak oldukları için insanlarda olduğu gibi, Allahüteâlânın organları, duygu âletleri var dediler. Böylece doğru yoldan saptılar. Çok kimseleri desaptırdılar. (İmâm-ı Rabbânî)Mücessime ve müşebbihe fırkaları; Allahü teâlâ cisim gibidir; Arş üzerinde oturur, ineryürür şeklinde inandıkları için îmânsız olmaktadırlar. (Şehristânî)