"mû
" Kelimesi için arama sonuçları
MÜNKİR
(İslami Terimler Sözlüğü) :
İnanmayan, kabûl etmeyen, inkâr eden kimse. (Bkz. İnkâr)
MÜNTEKİM
(İslami Terimler Sözlüğü) :
İntikam alıcı. Zâlim ve mütekebbir (kibirli) cânîleri başkalarına ders olacak şekilde
cezâlandıran, âsîleri ve taşkınlık yapanları şiddetli azâb ile azablandıran.
Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki:
Allahü teâlânın âyetleri hâtırlatıldıktan sonra, onlardan yüz çeviren kimseden daha zâlim
kimdir?Biz mücrimlerden (müşriklerden) müntekimiz. (Secde sûresi: 22)
MÜNTEHÎ
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Sona eren, nihâyete kavuşan. Tasavvuf yolunda çıkılabilecek derecelerin sonuna varan velî.
Müntehîlerin vazîfesi, halk arasında Hak ile olmaktır. (Cüneyd-i Bağdâdî)
Müntehînin terakkîsi (ilerlemesi) namaz ibâdetine bağlıdır. (Muhammed Ma'sûm-i Fârûkî)
MÜNZEVÎ
(İslami Terimler Sözlüğü) :
İslâmiyet'in emirlerini yapmak, yasaklarından sakınmak, kötülüklerden korunmak ve kalb
huzûru ile ibâdet yapabilmek için bir köşeye çekilmiş olan kimse.
MÜRÂHIK
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Âkıl ve bâlig yâni ergenlik çağına ulaşmadığı hâlde ulaşmış gibi gösteren erkek çocuk.
Mekke'den üç gün üç gecelik uzak yerlerde bulunan hür kadının hacca gidebilmesi için, üç
mezhebde, zevcenin veya nikâhı düşmeyen ebedî mahrem akrabâsından fâsık ve mürted olmayan
âkıl ve bâlig veya mürâhık bir erkeğin berâber gitmesi lâzımdır. Bunun yol parasını verecek
kadar kadının zengin olması da lâzımdır. (İbn-i Âbidîn)
MÜRÂHIKA
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Dokuz yaşına girdiği hâlde henüz bâliğa olmamış yâni ergenlik çağına gelmemiş kız çocuğu.
Mürâhıka, erkeklerle aynı safta namaza dursa, onun yanında bulunanın namazı bozulur. (İbn-i
Âbidîn)
MÜRÂÎ
(İslami Terimler Sözlüğü) :
İki yüzlü, olduğunun aksine kendisini iyi gösteren, gösteriş yapan, riyâkâr. (Bkz. Riyâ)
Mürâînin üç alâmeti, işâreti vardır:1)yalnız iken tenbel olur. 2)İnsanlar arasında çalışkan ve
hareketli olur. 3)Övüldüğü zaman çok, kötülendiği zaman az çalışır. (Hazret-i Ali)
MÜRCİE
(İslami Terimler Sözlüğü) :
"Günâh işlemek insana zarar vermez. Âsî (isyân eden), fâsık (açıktan günâh işleyen) azâb
görmeyecektir" diyerek, Ehl-i sünnetten (Peygamber efendimizin ve Eshâbının yolunda
olanlardan) ayrılan bozuk fırka.
Cebriyye mezhebi; insan aslâ bir iş yapmaz. Cansızlar gibi hareket eder. İnsanın kudreti,
kasdı ve ihtiyârı (dilemesi) yoktur diyor. İnsanlar iyi iş yapınca, sevâb kazanmaz, kötü işlerine
azâb yapılmaz sanıyor. Kâfirler, günâh işleyenler mâzurdur, mes'ûl olmazlar. Çünkü insanın her
işini Allah yapıyor, insan istese de istemese de Allah günâh yaratıyor, insan günâh yapmaya
mecbûrdur diyorlar. Bu sözleri küfürdür, îmânsızlıktır. Bunlara Mürcie de denir ki, mel'ûndurlar
(lânetlenmişlerdir). Günâh insana zarar vermez; âsî, fâsık, azâb görmeyecektir, dediler.
Mürcienin inanışı tamâmen yanlıştır, bozuktur. Çünkü ihtiyârî istekli hareketimiz ile titreme,
refleks hareketlerinin başka olduğu meydandadır. Elimizle bir şey tutmamız elbette ihtiyârımız
(isteğimiz) iledir. Göz seğirmesi, kalbin çalışması ise böyle değildir. Kur'ân-ı kerîm ve hadîs-i
şerîfler bu fırkanın bozuk olduğunu bildirmektedir. (İmâm-ı Rabbânî)
Mürcieden, Allah dilediği kâfirleri affedecektir ve dilediği mü'minlere ebedî (sonsuz) azâb
yapacaktır diyenler ve ibâdetlerimiz elbet kabûl olacak, günâhlarımız da elbet affolacak diyenler
ve bütün farzlar nâfile ibâdettir, bunları yapmamak günah olmaz diyenler kâfir oluyorlar.
(Muhammed Ma'sûm-i Fârûkî)
MÜREKKEB
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Birleşik olan, parçalanabilen. Basitin zıddı.
Ruh basîttir. Mürekkeb değildir. Böyle olsaydı, basît olan bir şey bunda yerleşmezdi. Çünkü
ruh parçalanırsa, bunda yerleşen basît şeyin de parçalanması lâzım gelir. Basît olan şey ise
parçalanamaz. (Ali bin Emrullah)
MÜREVVİC-ÜŞ-ŞERÎA
(İslami Terimler Sözlüğü) :
İnsanları dînin emirlerine uymaya teşvîk eden mânâsında Muhammed Ma'sûm-i Fârûkî
hazretlerinin üçüncü oğlu Muhammed Ubeydullah Serhendî'nin lakabı.
Mürevvic-üş-Şerîa Muhammed Ubeydullah Serhendî kaddesallahü sirreh, Hazînet-ül-meârif
kitabında yüz kırk beşinci mektubda diyor ki: "Ebû Dâvûd, Mu'âz bin Cebel'den ve Enes bin
Mâlik'ten gelen şu hadîs-i şerîfi haber veriyor:
"Bir kimse, yemek yedikten sonra; "Elhamdülillahillezî etamenî hâzetta'âm ve rezakanî-hi
min gayri havlin minnî ve lâ-kuvveh" derse, geçmiş ve gelecek günâhlarından çoğu affolunur.
Yeni bir elbise giydiği zaman; "Elhamdülillahillezî kesânî hâzessevb ve razekanî min gayri
havlin minnî ve lâ kuvveh" derse geçmiş ve gelecek günâhlarından çoğu affolur."