"

" Kelimesi için arama sonuçları
İslami Terimler Sözlüğü

MÜDRİKE (Özel isim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
İdrak edici, anlayıcı, bilici kuvvet.İnsan rûhu, yalnız insanlarda bulunur. Bu rûhun da iki kuvveti vardır. İnsan, bu iki kuvvetile hayvanlardan ayrılmaktadır. Bu iki kuvvetten birisi idrâk edici olan Kuvve-i âlime vemüdrike denilen bilici kuvvettir. İkincisi, hareket kuvvetidir. (Ali bin Emrullah)Müdrike kuvvetleri üçtür. Biri, görünen his organlarındaki kuvvetler olup, bunlar insandabulunduğu gibi, hayvanlarda da vardır. İkincisi, akıl kuvvetleri olup, hiss-i müşterek, hâfıza,vâhime, mütesarrıfa ve hazânet-ül-hayâl denilen görünmeyen beş h is organındaki kuvvetlerdir.Bu kuvvetler insanlara mahsûstur. Hayvanlarda yoktur. Üçüncüsü mânevî kuvvet olup,insanların havâssına, yüksek olan seçilmiş kimselere mahsûstur. Mânevî kuvvetle anlaşılanşeyler, akıl ve his kuvvetleriyle anlaşılamaz. Akıl kuvvetleriyle anlaşılan şeyleri, insan,hayvanların en üstünü olan ata, senelerce uğraşsa anlatamaz. Bunun gibi, mânevî kuvvetleanlaşılanları, meselâ mârifetullahı, Allahü teâlâyı tanımayı, bu seçilmişler, başka insanlarasenelerce söylese, onlar anlıyamaz. Bunlardan daha yüksek seçilmişlerin seçilmişleri vardır.Bunlardan da daha üstün nebîler, nebîlerden daha üstün resûller, bunlardan da üstün ülü'l-azmdereceleri vardır.Bunların üstünde de kelîmiyyet, rûhiyyet, hullet ve nihâyet mahbûbiy yetmertebeleri vardır ki, bu en üstünü Muhammed Mustafâ sallallahü aleyhi ve sellem efendimizemahsustur. (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî)
İslami Terimler Sözlüğü

MÜECCEL (Özel isim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Te'cil edilen yâni sonraya bırakılmış, ertelenmiş .Ödünç alma karşılığı olan borçlar ve zekât vermek farz olduğu günden önce ödeme zamânıgelmiş olan müeccel kul borçları nisâb hesâbına (dînen zekât vermek için lâzım olan miktâra)katılmaz. (İbn-i Âbidîn)Bey', peşin semen (para) ile câiz olduğu gibi müeccel semen ile de câizdir. Te'cil ancaksemen ile mebi' (mal) aynı cinsten olmadıkları ve ikisi hacm ile veya tartarak ölçülmedikleri vesemen, ayn (belli) olmayıp, deyn (belirsiz) olduğu zaman ve muay yen (belli) bir vakte kadarolmak şartı ile câiz olur. (Bkz. Semen) (Ali Haydar Efendi)Nikâhta mehrin hepsi muaccel olabildiği gibi hepsi müeccel de olabilir. (M. Zihnî)
İslami Terimler Sözlüğü

MÜEKKED SÜNNET (Özel isim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kuvvetli sünnet. Peygamber efendimizin devamlı yaptıkları, pek az terkettikleri sünnet.Sabah namazının sünneti, öğlenin dört rek'atlik ilk sünneti ve iki rek'at son sünneti akşamnamazının sünneti, yatsı namazının son iki rek'at sünneti ile ezân okumak, kâmet getirmek,cemâate devâm etmek, abdest alırken misvak kullanmak müekked sünnet lerdendir. (İbn-iÂbidîn)Müekked sünnetlerin en kuvvetlisi sabah namazının sünnetidir. (M. Zihni Efendi)Müekked sünnetler İslâm dîninin şiârıdır, yâni bu dîne mahsustur. Başka dinlerde yokturlar.(Tahtâvî)Müekked sünnetleri inkâr eden îmânsız olur. Bir özürle terk eden sevâbından mahrûm olur.Özürsüz terk eden azarlanır. (Enver Şah Keşmîrî)
İslami Terimler Sözlüğü

MÜELLEFE-İ KULÛB (Özel isim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kalbleri İslâm'a ısındırılmak istenenler. Kalblerine îmân yerleştirilmesi istenilen veya yeniîmân etmiş müslümanlar ve kötülükleri önlemek istenilen bâzı kâfirler olup, zekât verilen sekizsınıftan biri iken hazret-i Ebû Bekr zamânında kendilerine zekât verilmesinin nesh yânihükmünün kaldırıldığı husûsunda Eshâb-ı kirâmın icmâı (sözbirliği) bulunan kimseler.Hazret-i Ebû Bekr zamânında, beytülmâl (devlet hazînesi) emîni (vazîfelisi) olan hazret-iÖmer, âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîf okuyarak müellefe-i kulûb olanlara zekât verilmesiniResûlullah nesh eylemiştir, kaldırmıştır, dedi. Halîfe ve Eshâb-ı kirâ mın hepsi bunu kabûlettiler; artık bunlara zekât verilmemesi için icmâ, söz birliği hâsıl oldu. Nesh, Resûlullahsallallahü aleyhi ve sellem zamânında olur. İcmâ ise, Peygamber efendimizin vefâtından sonraolur. İslâmiyet'e yardım için, düşmanın zararını önlemek için onlara mal, para her zamanödenir. Fakat beytülmâlin zekât bölümünden değil, başka bölümünden ödenir. Görülüyor ki,müellefe-i kulûb denilen kimselere ödeme yapılması yasak edilmemiş, onlara zekât verilmesiyasak edilmiştir. (İbn-i Âbidîn)
İslami Terimler Sözlüğü

MÜEZZİN (Özel isim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Ezân okuyan kimse.Her kim ezân-ı Muhammedîyi işittiği zaman müezzin ile berâber hafifçe okursa, herharfine bin sevâb verilir, bin günâhı affolur. (Hadîs-i şerîf-Ey Oğul İlmihâli)Ezân-ı Muhammedîye ta'zîm ve hürmet edenler ve onun harflerini, kelimelerinideğiştirmeden, bozmadan ve tegannî etmeden minâreye çıkıp sünnete uygun okuyanmüezzinler, yüksek derecelere vâsıl olacaklardır. (Süleymân bin Cezâ)
İslami Terimler Sözlüğü

MÜFESSER (Özel isim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Açıklanan. Usûl-i fıkıhta, nass denilen lafzdan daha açık olan lafızdır. Nass, sevkedildiğimânâya açıkça delâlet eden lafızdır.Kur'ân-ı kerîmde bulunan salât, zekât gibi kapalı kelimeler, Peygamber efendimiz tarafındanaçıklanmıştır. Böylece bu kapalı kelimeler, müfesser hâline gelmiştir. Müfesserlerle amel etmekvâcibdir. (Serahsî)
İslami Terimler Sözlüğü

MÜFESSİR (Özel isim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kur'ân-ı kerîmi tefsîr eden; Allahü teâlânın kelâmında, murâd edilen, kasdedilen mânâyıanlayan âlim.Müfessirler, uyumayarak, dinlenmeyerek, istirâhatlarını fedâ ederek, hadîs-i şerîfleritoplayıp tefsîr kitaplarını yazmışlardır. Bu tefsîr kitaplarını anlıyabilmek için otuz senedurmadan çalışıp, İslâm'ın yirmi ana ilmini, iyi öğrenmek lâzımdır. (Seyyid Abdülhakîm)Müfessirlerin baş tâcı Kâdı Beydâvî'dir. Tefsîr ilminde, en büyük dereceye yükselmiştir.Her meslekte senettir. Her mezhebde önderdir. Her düşüncede rehberdir. (Seyyid AbdülhakîmArvâsî)
İslami Terimler Sözlüğü

MÜFLİS (Özel isim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
1.İflâs eden.Bir vasî (bir yetimin veya akılca zayıf ve hasta olan bir kimsenin malını idâre eden kimse),yetîmin (babası veya anası-babası ölmüş çocuğun) ekim arâzisini bir müflise satsa; satış gözdengeçirilir. Eğer bu uygun satış ise, kâdı (hâkim), müşteriye ü ç gün mühlet tanır. İmkânı olursa,bu müddet içinde malın bedelini öder, değilse, satış bozulur. (Ebü'l-Leys Semerkandî)2. Dünyâda iken insanların haklarını yemiş, onları dövmüş, sıkıntı ve eziyet vermiş; busebeblerle âhirette hesâblar görülürken, hakkı olanlara bütün günahları verilip, hiç sevâbıkalmayan ve hak sâhiplerinin günâhlarını yüklenerek, Cehennemlik olan kimse.Resûlullah efendimiz bir hadîs-i şerîflerinde; "Müflis kimdir, biliyor musunuz?" buyurdu.Eshâb-ı kirâm (Peygamber efendimizin arkadaşları); "Bizim bildiğimiz müflis; parası, malıolmayan kimsedir" dediler. Bunun üzerine; "Ümmetimden müflis şu kimsedir ki, kıyâmetgünü namazları ile oruçları ile ve zekâtları ile gelir. Fakat; kimisine sövmüştür, kimininmalını almıştır, kiminin kanını akıtmıştır, kimini dövmüştür. Hepsine bununsevâblarından verilir. Haklarını ödemeden önce sevâbları biterse, hak sâhibleriningünâhları alınarak buna yüklenir. Sonra Cehennem'e atılır" buyurdu. (Hadîs-işerîf-Mektûbât-ı Rabbânî)Âhirette müflis olmaktan çok korkmalıdır. Onun için kimsenin hakkını yememeli, herkesegüler yüzle muâmele etmelidir. (Seyyid Abdülhakîm)Huzûruna müflis olarak geldim,Yüzünün güzelliğinden bir şey isterim.Şu boş zembilime elini uzat,O mübârek eline güvenirim.(Şâh-ı Nakşibend)
İslami Terimler Sözlüğü

MÜFRİD HACI (İsim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
İhrâma girerken ömreye niyet etmeyip yalnız hac yapmağa niyet eden kimse. (Bkz. Hac)Mekke'de oturanlar yalnız müfrid hacı olur. (M. Mevkûfâtî)
İslami Terimler Sözlüğü

MÜFSİD (Özel isim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
1. Başlanılan ibâdeti bozan şeyler.Dünyâ kelâmı konuşmak, kendisi işitecek kadar gülmek, sakız çiğnemek, farzın biriniözürsüz terk etmek, namazın müfsidlerindendir. (Muhammed bin Kutbüddîn İznikî)2.Karışıklık çıkaran ve bozgunculuk yapan.Yalnız hadîs-i şerîf okuyup, fıkıh öğrenmeyen kimse dinde müfsiddir. (Ebü'l-LeysSemerkandî)