"

" Kelimesi için arama sonuçları
İslami Terimler Sözlüğü

MÜLK (Özel isim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
1. Sâhib olunan; insanın başkasının rızâsını ve iznini almadan kullanmağa hakkı olan şey.Mülk maldır veya malın kendi değil, yalnız menfaatidir. Bir kimsenin her malı meselâ atı,onun mülküdür. Fakat her mülkü, meselâ kirâcının evi, malı değildir. (Ali Haydar Efendi)Ganîmet (savaşta düşmandan ele geçen mal), dâr-ı İslâm'a (İslâm memleketine)nakledildikten sonra askerin hakkı olursa da, taksim edilmeden önce, mülk olmaz ve askerin buhakkını mülk olmadan önce satması câiz olmaz. (İbn-i Âbidîn)Hizmet karşılığı alınacak ücreti, maaş çekini, bonosunu teslim almadan önce satmak câizdeğildir. Ücret, hak edilmiş ise de, kabz edilmemiş (ele alınmamış, ele geçmemiş), mülkolmamıştır. (İbn-i Âbidîn)Süleymân aleyhisselâm bir seyâhatinde, sağında-solunda insanlar ve cinler, ardında ordularıolduğu ve kuşlar da başı üzerinde gölge ettikleri hâlde giderken, İsrâiloğullarından bir âbide(ibâdet edene) uğradı. Âbid; "Ey Dâvûd'un oğlu! Allahü teâlâ sa na muazzam bir mülkvermiştir" dedi. Süleymân aleyhisselâm âbidi dinledikten sonra; "Kıyâmet günü mü'minindefterinde, bir tesbîhin (zikr, Allahü teâlâyı ve büyüklüğünü anmanın) yazılı olması, Dâvûd'unoğlu Süleymân'a verilen bu mülkten daha kıymetlidir. Zîrâ Süleymân'ın bu mülkü kaybolurgider, fakat o tesbîhin mükâfâtı kaybolmaz" buyurdu. (İmâm-ı Gazâlî)Mal sâhibi, mülk sâhibi,Hani bunun ilk sâhibi?Mal da yalan, mülk de yalan,Var biraz da sen oyalan.(Yûnus Emre)2. Tasarruf, saltanat, kudret.Allahü teâlâ, âyet-i kerîmelerde meâlen buyuruyor ki:Bütün mülk elinde bulunan Allahü teâlânın şânı ne yücedir! O, her şeye hakkiylekâdirdir (gücü yetendir) . (Mülk sûresi: 1)O, geceyi gündüzün içine sokuyor, gündüzü gecenin içine sokuyor. Güneşi ve Ay'ı(insanoğlunun istifâdesine) tâbi ve bağlı kılmıştır. Bunlardan herbiri muayyen bir vakte(kıyâmete) kadar akıp gidiyor (dolaşıp duruyor) . İşte bunları yapan Allah'tır, sizinRabbinizdir. Mülk O'nundur. O'nu bırakıp taptıklarınız (putlar) ise, bir hurma çekirdeğininzarına bile mâlik olamazlar. (Fâtır sûresi: 13)O gün onlar (kabirlerinden dışarı) çıkarlar. Onların hâl ve amellerinden hiçbir şeyAllah'a gizli kalmaz, (Allahü teâlâ şöyle buyurur): "Bugün mülk kimindir?" (Hiç kimsebuna cevâb veremez. Yine Allahü teâlâ kendi kendine buyurur); "Vâhid (bir olan) ve Kahhârolan (her şeye gâlib gelen) cenâb-ı Allah'ındır. (Mü'min sûresi: 16)Süleymân aleyhisselâm; "Yâ Rabbî! Benden sonra kimseye nasîb etmeyeceğin bir mülkübana ihsân eyle!" diyerek, melik ve emir olmak istemiştir. (Muhammed Hâdimî)Mûsâ aleyhisselâm, Fir'avn'a; "Îmân et, mülk ve saltanatın sende kalsın" dedi. Fir'avn da;"Hâmân ile görüşeyim" dedi. Hâmân; "Nasıl olur! Aramızda tapılan bir rab iken, şimdi ibâdeteden bir kul mu olacaksın?" dedi. Böylece, Allah'a kul ve Mûsâ aley hisselâma ümmet olmaktanistinkâf etti (yüz çevirdi, vazgeçti). (İmâm-ı Gazâlî)
İslami Terimler Sözlüğü

Mülk Sûresi (İsim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kur'ân-ı kerîmin altmış yedinci sûresi.Mülk sûresi Mekke-i mükerremede nâzil oldu (indi). Otuz âyet-i kerîmedir. İlk âyet-ikerîmede geçen el-Mülk kelimesinden dolayı, sûreye, Sûret-ül-Mülk denilmiştir. AyrıcaTebâreke, Münciye, Mâni'a, Vâkı'a adları ile de anılır. Sûrede; hayâtın ve ölüm ün yaratılışsebebi, âlemdeki kusursuz nizam, müşriklerin (Cenâb-ı Hakk'a ortak koşanların) âhirettekiacıklı durumu, Allahü teâlânın gizli-açık her şeye vâkıf olduğu anlatılmaktadır. (İbn-i Abbâs,Taberî, Râzî)Allahü teâlâ Mülk sûresinde meâlen buyuruyor ki:Sırât-ı müstekîm (İslâmiyet'in gösterdiği doğru yol) üzere gidenle, gözleri âmâ olupyüzüstüne gittiği yolu bilmiyen aynı mıdır? (Âyet: 22)Mülk sûresi kötülüklerden engelleyici ve kurtarıcıdır. Kabir azâbından koruyucudur.(Hadîs-i şerîf-Tirmizî)Her gece Mülk sûresini okuyanı Allahü teâlâ kabir azâbından korur. (Hadîs-işerîf-Nesâî)
İslami Terimler Sözlüğü

Mülk Şirketi (Özel isim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
İki veya daha çok kimsenin, mîrâs veya hediye sûreti ile veya parasını belirli oranda veripsatın alarak, bir mala berâber sâhib olmaları; yâhut mallarını ayrılmayacak şekilde karıştırıportak olmaları.Mülk şirketi ile müşterek (ortak) olan malların geliri, sâhibleri arasında hisselerine göretaksim olunur. (Mecelle)
İslami Terimler Sözlüğü

Mülk-i Habîs (Özel isim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Helâl yolla kazanılan mal ile, haram yolla kazanılan malın karışmasından meydana gelen vebirbirinden kolayca ayrılamayan mülk.Bir kimsenin elindeki malın, gasb edilmiş, çalınmış, zulüm, hıyânet ile alınmış haram malolduğu veya mülk-i habîs olduğu bilinmedikçe, mallarını bu yollardan edinmekte olduğu bilinsedahi, elindeki bu malı helâl mülkü bilmek lâzımdır. (Abdülganî Nablüsî)Verilenin haram mal veya mülk-i habîs olduğu bilinirse, bunu verenden almak hiçbir sûrettecâiz (uygun) olmaz. (İbn-i Âbidîn)
İslami Terimler Sözlüğü

Mülk-i Yemîn (Özel isim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Bir kimsenin emrindeki köleler ve câriyeler.Allahü teâlâ, âyet-i kerîmede meâlen buyuruyor ki:Allah'a ibâdet edin, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ananıza, babanıza (güzel söz vefiil ile) , akrabânıza (ziyâret etmekle) , yetimlere (gönüllerini almakla) , fakirlere (sadakavermekle) , akrabânız olan komşularınıza (şefkat ve merhâmetle) , uzak komşunuza (onlariçin hayır istemek ve zararı gidermekle) , dost ve arkadaşlarınıza (haklarına riâyet etmek vesevgi ile) , yolcuya (ikrâm etmek ve doyurmakla) , mülk-i yemînlerinizde bulunanlara(yumuşak muâmele etmekle) iyilik ediniz. Muhakkak ki, Allahü teâlâ (bunlara böyle iyiliketmeyip) kibirlenerek insanlara haksız yere övünenleri sevmez. (Nisâ sûresi: 36)Avret yerini ört! Zevcenden ve mülk-i yemîninden başkasına gösterme! Yalnız iken de,Allahü teâlâdan hayâ ediniz! (Hadîs-i şerîf-İmâm-ı Tirmizî, Ebû Dâvûd, İbn-i Mâce)
İslami Terimler Sözlüğü

MÜLKİYET (Özel isim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
İnsanın bir şeyi başkasının rızâsını, iznini almadan kullanabilme yetkisi gücü.İslâm hukûkunda devlete, cemiyetlere ve ferdlere mülkiyet hakkı tanınmıştır. Fakat mülkedinirken, haram yollara baş vurmak, başkalarının haklarına tecâvüz etmek, zayıfları ezmek,kesin olarak yasaktır. İslâmiyet, mülkiyet hakkını tanımakla berâber, insanların bu konuda hırslıolmalarını da istemez. Çünkü Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve selem; "Dünyâ sevgisibütün kötülüklerin anasıdır" buyurmuştur. (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî)
İslami Terimler Sözlüğü

MÜLTEZEM (İsim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kâbe-i muazzamanın kapısı ile Hacer-ül-esved denilen mübârek siyah taş arasında kalanKâbe duvarı.Hac esnâsında Minâ'da şeytan taşlandıktan sonra,Mescid-i Haram'a gelinir.Tavâf-ı sadrveya vedâ tavâfı yapıldıktan sonra, Zemzem suyu içilir.Kâbe'nin kapı eşiği öpülür. Göğüs vesağ yanak, Mültezem denilen yere sürülür.Sonra Kâbe perdesine yapışıp d uâ edilir. Ağlıyarakmescid kapısından dışarı çıkılır. (Mevkûfâtî)Bir kimse karnını Kâbe duvarına değdirip, Mültezemi vesîle (vâsıta) ederek Allahü teâlâyayalvarırsa, Allahü teâlâ onu zarardan kusurdan korur. Böyle olduğu çok tecrübe edilmiştir.Allahü teâlâ, Mültezem denilen yerdeki birkaç taşa; hayra, faydaya ve sîle olma özelliğivermiştir. Aspirine ağrı kesmek, alkole aklı gidermek özelliklerini verdiği gibi, Mültezemdenilen yerdeki taşlara başka taşlardan farklı olarak duâların kabûl olmasına sebeb olmaözelliğini vermiştir. (M. Sıddîk Gümüş)
İslami Terimler Sözlüğü

MÜMEYYİZ (Özel isim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Akıllı; faydalı ve zararlıyı birbirinden ayırabilen.Mümeyyiz olmayan çocukların bütün sözleşmeleri bâtıldır (geçersizdir). Mümeyyizçocuğun zararlı işlerdeki sözleşmeleri, velîsi izin verse de, sahîh (geçerli) değildir. (Mecelle)
İslami Terimler Sözlüğü

MÜMÎT (El-Mümît) (Özel isim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Ölümü yaratan, ruh bulunancisimden rûhu alan, öldüren.Allahü teâlânın Kur'ân-ı kerîmde bildirdiği doksan dokuz isminden birçoğu, yaratıcıolduğunu gösterir.Meselâ Mukît, Hâlık, Bârî, Musavvir, Razzâk, Mubdî, Muîd, Muhyî,Mümît,Kayyûm, Vâlî, Bedî' isimleri böyledir. (İmâm-ı Rabbânî)El-Mümît ism-i şerîfini söyleyenin nefsi itâate gelir. (Yûsuf Nebhânî)
İslami Terimler Sözlüğü

MÜMKİN-ÜL-VÜCÛD (İsim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Var da olabilen, yok da olabilen. Allahü teâlâdan başka her şey, bütün âlem.Mevcûd yâni var olan şey ikidir. Biri mümkin-ül-vücûd, ikincisi, kendi kendine hep varolan, başkası tarafından yaratılmayan demek olan Vâcib-ül-vücûddur. Eğer mevcûd, yalnızmümkin-ül-vücûd olsaydı ve vâcib-ül-vücûd bulunmasaydı, hiçbir şey var olma zdı. Çünkü yokiken var olmak bir değişikliktir, bir olaydır.Her cisimde bir olay olması için, bu cisme dışardanbir kuvvetin te'sir etmesi, bu kuvvet kaynağının bu cisimden önce mevcûd olması lâzımdır.Bunun için mümkin-ül-vücûd olan mevcûd, kendi kendine var olamaz ve varlıkta duramaz.Ona bir kuvvet te'sir etmeseydi, hep yoklukta kalırdı. Var olamazdı. Kendi kendine vâredemeyen, başka varlıkları elbette var edemez, yaratamaz. O hâlde, mümkin-ül-vücûduyaratanın, Vâcib-ül-vücûd olması lâzımdır.Bütün mümkin-ül-vücûdların tek yaratıcısıVâcib-ül-vücûd olan Allahü teâlâdır. (Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî)