"mû
" Kelimesi için arama sonuçları
MÜSTAĞNÎ (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
1. Başkasına muhtâç olmayan.Allahü teâlâ bütün varlıklardan müstağnîdir. Bütün canlılar îmân etse, itâat etse, O'na hiçbirfaydası olmaz. Bütün âlem kâfir (inançsız) olsa, azgın taşkın olsa, karşı gelse O'na hiçbir zararvermez. (Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî)2.Sâhib olduğu şeyle kanâat edip, insanlardan bir şey beklemiyen. İhtiyâcını başkalarınasöylemiyen.Ebû Hâzim'e; "Malın nedir?" diye sordular. O da; "İki şeydir; biri Allahü teâlâdan râzıolmak, diğeri de insanlardan müstağnî olmaktır" buyurdu. "Öyle ise fakirsin" denilince;"Yerler, gök ve bunların arasındaki şeyler Allahü teâlânın iken ve ben de O'nun muhlis (ihlâslı)kulu iken nasıl fakir olurum" buyurdu. (Mâverdî)
MÜSTE'CİR (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Ücret ödeyen.1. Kirâcı.Âcir yâni mal sâhibi, müste'cirden günlük kirâyı her akşam isteyebilir. Kirâya verilen mal,müste'cire teslim edilince, emânet olup, müste'cirin elinde kasdsız telef olunca, ödemez.(Fetâvâ-yı Hindiyye)Hayvan, binmek ve yük taşımak için; elbise, giymek için kirâlanır. Şarta uymayıp, hayvan,ev ve elbise zarar görürse, müste'cir tazmîn eder, öder. Zarar vermeyen şeyleri şart ederse,yapmak lâzım olmaz. Meselâ evde iki üç kişi oturacak denirse, üç, b eş de oturabilir. Hayvana,kamyona konacak eşyânın cinsi değil, ağırlık şart edilir. Fakat zararlı şey yüklenmez. Hayvanı,çekerek veya döğerek sakat ederse öder. (Fetâvâ-yı Hindiyye)2. İşveren.San'at sâhibleri işçilik ücretini müste'cirden alıncaya kadar, eşyâyı vermeyebilir. Eşyâ telefolup, teslim edemezse ücret alamaz. (Fetâvâ-yı Hindiyye)
MÜSTE'MİN (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Eman dileyen, sığınan.Kendi memleketinden başka bir devletin topraklarına izinle giren kimse.
Müste'min Kâfir (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Müslüman bir memlekete onların izni ile giren müslüman olmayan kimse.Dâr-ül-İslâm'a (İslâm ülkesine) müste'min olarak gelen bir kâfir, burada yaşamakta olan birzımmî gibi, yâni gayr-i müslim vatandaş gibi korkusuz yaşar. Onun haklarına mâlik olur.Müste'mine veya zımmîye olan borcunu ödemeyen müslüman hapsolunur. (İbn-i Âbidîn)Dâr-ül-İslâm'da bulunan müste'min kâfirin yalnız muâmelâttaki (İslâm hukûkunun alış-veriş,kirâ, şirketler, fâiz, mîrâs gibi hususlardaki) hükümlere uyması lâzımdır. İslâm memleketinde,müste'min ile de, müslümanlar ile yapılması câiz olan sözleşmele r yapılır. Alınması dînimizdelâzım olmayan malları alınamaz. Âdet olsa da, alınması yine câiz olmaz. Meselâ Meryem anayıziyâret için Kudüs'e gelenlerden ve turistlerden ayakbastı parası veya başka isimlerle bir şeyalmak câiz olmaz. (İbn-i Âbidîn)
Müste'min Müslüman (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Dâr-ül-harbe (müslüman olmayanların ülkesine) onların izni ile giren müslüman.Dâr-ül-harbde bulunan bir müste'min müslümanın, kâfirlerin mallarını, onların rızâsı ilealması câizdir. Fakat, gadr, yâni sözünde durmamak, hıyânet etmek, her yerde haramdır. Gönülrızâsı ile malını almak, gadr değildir. Malına, canına, kadınına, kı zına saldırmak gadr olur.Haram olur. Fakat, müslüman memleketinde bulunan müste'min kâfirin malını, gönül rızâsı ileolsa bile, câiz olmayacak yol ile almak gadr olur. Çünkü, İslâm memleketinde, şerîatinemirlerine uygun hareket edilir. (İbn-i Âbidîn)
MÜSTECÂB (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Makbûl, kabûl olunan, geri çevrilmeyen.Kişinin din kardeşi için gıyâbında (arkasından) yapılan duâ müstecâbdır. Başucundaâmin diyen bir melek bulunur. O kişi mü'min kardeşine hayır duâ ettikçe, melek; âmin,hayrın misli senin için de olsun der. (Hadîs-i şerîf-Sünen-i İbn-i Mâce)Duânın müstecâb olduğu zamanlar; Receb ayının birinci Cumâ gecesi olan Regâib gecesi,Şâban ayının on beşinci gecesi olan Berât gecesi ve günü, mübârek geceler, Cumâ günü, hatîbminberde iki hutbe arasında oturduğu vakitten namaz kılıncaya kadar, her gecenin son üçtebirinde (seher vaktinde), ezân ve ikâmet okunurken, bilhassa hayyealelfelâh dedikten sonra,Allah yolunda cihâd ederken, her namazdan sonra, Kur'ân-ı kerîmi okuduktan sonra, hersecdeden sonra, cemâat arasında, yağmur yağarken, Kâbe-i muazzamayı görünce, zemzemsuyu içince yapılan duâ müstecâbdır. Musîbete uğrayanın o andaki duâsı da müstecabdır.(Kâdızâde Ahmed bin Muhammed Emîn Efendi ve İbn-i Cezerî)
MÜSTEHAB (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Sevilen, beğenilen. Peygamber efendimizin bâzan âdet olarak yaptıkları; yapılınca sevâbverilen yapılmayınca günâh olmayan şeyler.Müstehabları yapmakta gevşek davranan, sünnetleri yapamaz. Sünnetleri yapmaktagevşeklik, farzların yapılmasını zorlaştırır. Farzlarda gevşek davranan, Allahü teâlânın rızâsınakavuşamaz. (Muhammed Ma'sûm Fârûkî)Müstehabları hafif görmemelidir. Bunlar Allahü teâlânın sevdiği şeylerdir vebeğendikleridir. Eğer bütün dünyâyı vermekle beğendiği bir işin yapılabileceği bilinmiş olsa vedünyâyı verip o iş yapılabilse çok kâr elde edilmiş olur ve birkaç saksı parç ası verip kıymetli birelması ele geçirmek gibi olur.Yâhut birkaç çakıl parçası verip, ölmüş bir sevgilinin rûhunugeriye getirmek, hayat kazandırmak gibidir. (İmâm-ı Rabbânî)Müstehab, Hak teâlâya dost eder ve Allahü teâlânın rızâsını kazanmaya vesîledir.(Abdülhakîm-i Arvâsî)İmâmın, son sünneti, farz kıldığı yerde kılması mekruhtur (ibâdetin sevâbını giderir).Cemâatin kılması mekrûh değil ise de, başka yerlerde kılmaları müstehabdır. Müstehâbıyapmayanın namazı noksan olmaz; sevâbından mahrûm kalır. (Şernblâlî)Beş vakit namazı vakitleri girer girmez kılmalıdır. Yalnız yatsı namazını kış aylarındagecenin ilk üçte birine kadar geciktirmek müstehabdır. (İmâm-ı Rabbânî)
MÜSTEHLİK EVLİYÂ (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Nihâyete erdikten, maksada kavuştuktan sonra sebepler âlemine indirilmeyen, geridöndürülmeyen evliyâ. Kalbi hep Allahü teâlâya dönük olup, O'ndan başkası ile meşgulolmayan zâtlar.Müstehlik olan evliyânın peygamberlik makâmının kemâlâtından (üstünlüklerinden) haberiyoktur. Başkalarını kemâle getiremez (yetiştirip olgunlaştıramaz). (İmâm-ı Rabbânî)
MÜSTEKAR (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
1. Karar kılınacak, yerleşilecek yer.Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki:O (cehennem) ne kötü bir müstekar ve kalınacak yerdir. (Furkân sûresi: 66)2. Sâbit, hiç değişmeyen, yerleşmiş, değişmez.İslâmiyet, insanların mukadderâtını (işlerini) belli müstekar bir adâlet temeline bağlamış,diktatörlerin, zâlimlerin, câhillerin, şahıslar ve zümreleri kayıran veya ezen, birbirine uymayanahkâm (hükümler) yapmalarına hâcet bırakmamıştır. Halkın muk adderâtını tesâdüfe, şansadeğil, beyâza-siyaha ve doğuya-batıya yayılan eşit haklara, âdil hükümlere bağlamıştır. Fıkıhkitabları, her ilerlemedeki zorlukları çözen, her çağda huzûr ve seâdeti sağlayan ilâhî hükümleribildirmektedir. (Abdülhakîm Arvâsî)
MÜSTEKÎM (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Doğruluk üzere olan, doğru yolda yürüyen. Doğrulukla sıfatlanmış kimse. (Bkz. Sırât-ıMüstekîm ve İstikâmet)Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni. (Diyâr-ı Bekrli Saîd Paşa)