"mû
" Kelimesi için arama sonuçları
MUTMAİNNE (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
1. İtmînân bulan, rahatlayan, huzur ve sükûna kavuşan.Âyet-i kerîmede meâlen buyruldu ki:Biliniz ki kalbler ancak Allah'ın zikri ile mutmainne olur. (Ra'd sûresi: 28)2. İslâmiyet'in emirlerini yapıp, yasaklarından kaçınarak ve Allahü teâlâyı zikrederekitminana huzur ve sükûna kavuşan, şüphe ve tereddütlerden kurtulan nefis.Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki:Ey mutmainne nefs (Allahü teâlânın nîmetine şükür ve ibâdet mihnetine sabır eylemensebebiyle) sen Rabbinin verdiği nîmetten râzı ve Rabbin de senden râzı olarak Rabbinedön. Haydi benim (sâlih) kullarımın arasına dâhil ol (ve onlarla birlikte) Cennet'ime gir.(Fecr sûresi: 27-30)Bir insan, işlerini yaparken, İslâm dînine uyarsa, nefsi, emmârelikten (nefsinin kötülüğüemretmesinden) kurtulup mutmainne olur. Bu zaman şehveti ve gadabı faydalı olarak çalıştırır.(İmâm-ı Rabbânî)Kalbin temiz ve nefsin mutmainne olduğunun alâmeti, bedenin İslâmiyet'e seve seveuymasıdır. (Muhammed bin Kutbüddîn İznikî)Evliyâlık derecelerinin sonu, kulluk makâmıdır. Kulluk makâmının üstünde hiçbir makamyoktur. Velîler Hakk'a doğrudurlar. Peygamberlik de hem Hakk'a hem de halka doğru olup,birbirine engel olmaz. Evliyânın nefisleri mutmainne olmuş ise de bedendeki maddelerin ihtiyaçve istekleri vardır. (İmâm-ı Rabbânî)Nefs mutmainne olunca serkeşliği bırakır ve azgınlığı kalmaz. (İmâm-ı Rabbânî)
MUVÂCEHE-İ SEÂDET (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem mübârek kabrinin bulunduğu Hücre-iSeâdetin (odanın) kıble tarafında ziyâret sırasında önünde durulan duvar.Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem kabrini ziyâret etmek isteyen kimse,Bâb-ı Selâm (Selâm kapısı) veya Bâb-ı Cibrîl'den (Cibrîl kapısı) Peygamber efendimizinmescidine girip minber-i şerîf yanında iki rek'at tehıyyet-ül-mescîd (câmiye girince kılınmasısünnet olan) namazı, sonra iki rek'at da şükür namazı kılar ve duâ eder. Duâdan sonra kalkıpedeble Hücre-i seâdete gelir. Yüzünü Muvâcehe-i seâdet duvarına karşı, arkasını kıbleyedönerek, Resûlullah'ın mübârek yüzüne karşı iki metre kadar uzakta edeble durur. Resûlullah'ınkendisini gördüğünü, selâmını, duâlarını işittiğini ve cevap verdiğini, âmin dediğini düşünür."Esselâmü aleyke yâ Seyyidî, Yâ Resûlallah" diyerek ziyâret esnâsında okunacak duâyı okur.Emânet olan selâmları söyler. Sonra salevât okuyup, dilediği duâyı okur. (Abdullah Mûsulî,Şernblâlî)
MUVAHHİD (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
1.Allahü teâlânın birliğine inanan.Bir kimse, başkaları görmek için ibâdet eder veya Allahü teâlâ için eder ammâ başkasınıngörmesi de hoşuna giderse veya ibâdetinde başkasından bir karşılık, meselâ bir âferin sözübeklerse, o kimse şirkten kurtulmuş ve hâlis muvahhid olmaz. (İmâm-ı Rabbânî)2.Tasavvufta, Allahü teâlâdan başka bir şey görmeyen, kendini ve başkalarını unutan. (Bkz.Tevhîd)Muvahhidlerin gönlüne Allah'tan başka bir şey gelmez. Kulakları, Allah'tan başka bir şeyduymaz. Gözleri, Allah'tan başka bir şey görmez. Her ne duyar ne görürse, ondan ibret alır veAllahü teâlânın büyüklüğünü düşünerek, O'na olan bağlılıkları artar . (İmâm-ı Gazâlî)
MUVAKKAT (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Geçici belli bir vakte bağlı.Yedi kadın vardır ki, bunlarla muvakkat olarak evlenilemez. Aradaki sebeb kalkınca,evlenmek helâl olur. Bunlardan beşi, nikâh sebebi ile haramdır. Bir adam, nikâhladığı(evlendiği) kadının kız kardeşi ile evlenemez. Nikâhladığı kadın ölürse veya boş arsa, bununkızkardeşi ile evlenebilir. Bir kadın nikâhında iken, bu kadının halası veya teyzesini veyakardeşlerinin kızını da nikâhlamak haramdır. Evlenmesi muvakkat haram olan yedi kadındanaltıncısı müşrik yâni kitapsız kâfir olan kadındır. Müşrik müslüman olursa, evlenmek câiz olur.Yedincisi ise, hür kadın ile evli iken, câriye (harpte alınan esir kadın) ile de nikâhlanmaktır.(Mehmed Zihnî)
Muvakkat Nikâh (Sıfat)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Geçici nikâh. Bir adamın, yüz sene de olsa, belli bir zaman sonra hanımını boşamağısöyleyerek, bütün şartlarına uygun yapılan ve harâm olan nikâh. (Bkz. Müt'a Nikâhı)Hacca götürecek erkeği olmayan bir kadının, hacca gidebilmek için, hacca gitmekte olanbir erkek ile evlenmesi ve hacdan gelince boşanması, muvakkat nikâh olduğu için haramdır.(Abdülganî Nablüsî)Muvakkat nikâh, dört mezhebde de haramdır. (Abdülvehhâb-ı Şa'rânî)
MUVATTÂ (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
İmâm-ı Mâlik bin Enes hazretlerinin, derlediği (topladığı) hadîs kitâbı.Kütüb-i sitte denilen, doğru oldukları, bütün İslâm âlimleri tarafından tasdîk edilmiş olanaltı hadîs kitâbından biri de Muvattâ'dır. Bu kitâb, ilk yazılan hadîs kitâbıdır. (MuhammedTâhir, Abdülhak-ı Dehlevî)
MUZTAR (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Sıkışık, zor durumda olan, çâresiz.Allahü teâlâ, âyet-i kerîmede meâlen buyuruyor ki:Allahü teâlâ, size ölüyü (Murdar hayvanı) , kanı, domuz etini, bir de Allah'tan başkasıiçin kesileni, kesin olarak haram kıldı. Fakat kim bunlardan yemeye muztar kalırsa,(kimseye) saldırmamak ve haddi (ölmeyecek miktârı) geçmemek şartıyla, onun üzerinegünâh yoktur. Şüphesiz ki, Allah çok bağışlayıcı ve çok merhâmet edicidir. (Bekara sûresi:173)Muztar olana, piyasadaki en yüksek değerinden gaben-i fâhiş ile yüksek fiyata satmakfâsiddir. (İbn-i Âbidîn)
MÜ'MİN (El-Mü'min) (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
1. Allahü teâlânın Esmâ-ül-hüsnâsından (ism-i şerîflerinden). Her türlü emân ve emniyet(güven) veren.Âyet-i kerîmede meâlen buyruldu ki:O, öyle bir Allah'tır ki, kendisinden başka hiçbir ilâh yoktur. O, mâlik ve sâhiptir,münezzehtir, selâmet verendir, mü'mindir, gözetip koruyandır, üstündür, istediğini zorlayaptıran, büyüklükte eşi olmayandır. Allahü teâlâ puta tapanların ortak koştuklarışeylerden münezzehtir, uzaktır. (Haşr sûresi: 23)2.Îmân eden, Resûl-i ekremin bildirdiklerinin hepsini kalbi ile kabûl edip, dili ile söyleyen.Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki:Ey mü'minler! Hepiniz, Allahü teâlâya tövbe ediniz ki, dünyâ ve âhiret saâdetinekavuşasınız. (Nûr sûresi: 31)Mü'minin firâsetinden korkunuz. Zîrâ o, Allahü teâlânın nûru ile bakar. (Hadîs-işerîf-Menâzil-üs-Sâirîn)Mü'min o kimsedir ki, kendi için sevdiğini din kardeşi için de sever. (Hadîs-işerîf-Risâle-i Münîre)Mü'minler birbirini sevmekte, birbirine acımakta, birbirini korumakta bir vücûdgibidir. Vücûdun herhangi bir uzvu rahatsız olursa, diğer âzâları da bu yüzden humma veuykusuzluğa tutulurlar. (Hadîs-i şerîf-Sahîh-i Müslim)Mü'min olmak için, yalnız Kelime-i şehâdeti (Eşhedü en lâ...) söylemek yetişmez.Münâfıklar (inanmadığı hâlde müslüman görünenler) de bunu söylüyor.Kalbde îmânbulunduğuna alâmet, şerîatin (İslâmiyet'in) emirlerini seve seve yapmaktır. (İmâm-ı Rabbânî)Kâmil (olgun) mü'minin dört alâmeti vardır:Dili zikreder (Allahü teâlâyı anar), sessizliğindetefekkür eder (Allahü teâlânın büyüklüğünü düşünür), ibret nazarıyla bakar, hayırlı işler yapar.(Ebû Bekr Verrâk)Mü'minin istirahati âhirettedir. İki üç gün bu fânî dünyâda zahmet çeker. Bu, günahlarınakeffâret olur. (Abdülhakîm-i Arvâsî)
Mü'min Sûresi (Sayı)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kur'ân-ı kerîmin kırkıncı sûresi. Gâfir sûresi de denir.Mekke-i mükkerremede nâzil oldu (indi). Sûre 85 âyet olup, 56 ve 57. âyetleri Medîne-imünevverede nâzil oldu. 28-45. âyet-i kerîmelerinde, Fir'avn'ın âilesinden mü'min bir kişininvasıfları anlatıldığı için, Sûret-ül-mü'min denilmiştir.Sûrede; îmân etmenin önemi, günahları bağışlayan, tövbeleri kabûl eden, bununla berâbercezâsı şiddetli olan Allahü teâlânın inkârcılara vereceği cezâlar, Allahü teâlâya itâat etmek venîmetlerine şükr etmek gerektiği bildirilmektedir. (Senâullah Dehlevî, İbn-i Abbâs,Râzî,Taberî)Mü'min sûresinde Allahü teâlâ meâlen buyuruyor ki:Size mûcizelerini gösteren, size gökten rızık indiren O'dur. Allah'a yönelenlerdenbaşkası ibret almaz. (Âyet: 13)Kim Mü'min sûresini okursa, ona salât (duâ) etmeyen ve onun için istiğfârdabulunmayan hiçbir nebî, sıddîk, şehîd ve mü'min rûhu kalmaz. (Hadîs-işerîf-Envâr-üt-Tenzîl ve Esrâr-üt-Te'vîl)
MÜ'MİNÛN SÛRESİ (Sayı)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kur'ân-ı kerîmin yirmi üçüncü sûresi.Mü'minûn sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). Yüz on sekiz âyet-i kerîmedir.Sûrenin ilkâyetlerinde kurtuluşa eren mü'minlerin ibâdetlerinden, yaşayışlarından ve kavuşacakları âhiretnîmetlerinden bahsedildiği için Sûret-ül-mü'minûn denilmiştir. Sûrede ayrıca, Allahü teâlânıninsanları yarattığı, onlara neler bağışladığı, Nûh, Mûsâ, Hârûn ve Îsâ aleyhimüsselâmınkarşılaştıkları güçlükler, inkârcıların uğrayacakları felâketler, Allahü teâlânın büyüklüğü vekudreti, kıyâmet günü ve o günde olacak şeyler bildirilmektedir. (İbn-i Abbâs, Taberî,Râzî,Kurtubî, Ebû Hayyân)Allahü teâlâ Mü'minûn sûresinde meâlen buyuruyor ki:Ey Peygamberim! Helâl ve temiz yiyiniz ve bana lâyık ibâdetler yapınız! (Âyet: 52)Kâfirler, mal ve çok evlad gibi dünyâlıkları verdiğimiz için, kendilerine yardım mıediyoruz sanıyor! Peygamberime (sallallahü aleyhi ve sellem) inanmadıkları ve dîn-i İslâm'ıbeğenmedikleri için onlara mükâfât mı ediyoruz, diyorlar?Hayır öyle değildir.Aldanıyorlar, bunların nîmet olmayıp, musîbet olduğunu anlamıyorlar. (Âyet: 55,56)