"

" Kelimesi için arama sonuçları
İslami Terimler Sözlüğü

MÜMTEHİNE SÛRESİ (İsim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kur'ân-ı kerîmin altmışıncı sûresi.Mümtehine sûresi Medîne-i münevverede nâzil oldu (indi). On üç âyet-i kerîmedir.Mü'mineolduklarını iddiâ eden kadınların imtihâna tâbi tutulmalarını emrettiği için sûreye,Sûret-ül-Mümtehine denilmiştir. Ayrıca İmtihân sûresi de denilmektedir. Sûred e; müşriklerledostlukta bulunmanın yasak olduğu ve mü'mine olduklarını iddiâ edip hicrette bulunankadınların imtihâna tâbi tutulmalarının gerektiği bildirilmektedir. (İbn-i Abbâs, Râzî, Kurtubî,Taberî)Allahü teâlâ Mümtehine sûresinde meâlen buyuruyor ki:"Ey mü'minler! İbrâhim aleyhisselâmın gösterdiği güzel yolda yürüyünüz! Yâni siz de,onun gibi ve onunla berâber bulunan mü'minler gibi olunuz! Onlar, kâfirlere dedi ki,bizden sevgi beklemeyiniz. Çünkü siz, Allahü teâlâyı dinlemeyip, başkalarına tapıyorsunuz.O taptıklarınızı da sevmiyoruz. Sizin uydurma dîninize inanmıyoruz. Bu ayrılık aramızdadüşmanlığa sebeb oldu. Siz, Allahü teâlânın, bir olduğuna inanmadıkça ve emirlerinikabûl etmedikçe, bu düşmanlık, kalbimizden silinmeyecek, her şekilde kendinigösterecektir. (Âyet:4)Kim Mümtehine sûresini okursa, kadın-erkek bütün mü'minler ona kıyâmet günüşefâat eder. (Hadîs-i şerîf-Kâdı Beydâvî Tefsîri)
İslami Terimler Sözlüğü

MÜMTENİ'-UL-VÜCÛD (İsim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Var olması mümkün olmayan, hep yok olması lâzım olan.Allahü teâlâya ortak (eş, benzer) bulunması Mümteni'-ül-vücûddur. Allahü teâlâ gibi ikincibir ilâh var olamaz. Bu imkânsızdır. (Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî)
İslami Terimler Sözlüğü

MÜN'AKİD (Özel isim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
İki taraf arasında karara bağlanıp, kabul olunan, meydana gelen. (Bkz. Akd)Alış-verişin ve nikâhın mün'akid olması için uyulması gereken şartları vardır. (İbn-iNüceym)Bey' yâni satış ve nikâh akdi, sözleşmesi îcâb ve kabûl ile mün'akid olur. (İbn-i Âbidîn)
İslami Terimler Sözlüğü

Mün'akide Yemîni (Özel isim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
İleride yapacağım veya yapmıyacağım diyerek yalan yere yemîn. (Bkz. Yemîn)Mün'akide yemîni üç türlü olur: Birincisinde zaman bildirilmez. İkincisinde zaman bildirilir.Üçüncüsü ise şarta bağlanan yemindir. Üçünde de yemini bozunca keffâret vermek lâzımdır.Yemîn bozulmadan önce, keffâret verilmez. (İbn-i Âbidîn)
İslami Terimler Sözlüğü

MÜN'İM (El-Mün'im) (Özel isim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Nîmet veren. Allahü teâlânın ism-i şerîflerinden.Asıl mün'im Allahü teâlâdır. Bu sebeble Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem, yemeğiönüne getirilip konulduğu zaman; "Allah'ım! Bize verdiğin rızka bereket ver ve bizi ateşazâbından koru. Bismillah" derlerdi. (İbn-i Sünnî)
İslami Terimler Sözlüğü

MÜNÂCÂT (Ünlem)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Allahü teâlâya duâ etmek, yalvarmak.Kul, şehvetlerini (nefsinin isteklerini) benim tâatim üzerine tercîh ettiği vakit, onavereceğim cezânın en hafifi, bana münâcât zevkinden onu mahrûm etmektir. (Hadîs-ikudsî-İhyâ)Aklı başında olan, günü dörde bölmelidir. Birinde Rabbine münâcât etmeli, diğerindenefsini hesâba çekmeli, öbüründe Allahü teâlânın sun'ı bedî' (yarattıklarının güzelliğini) veazametini tefekkür etmeli (düşünmeli) , diğerinde de yemesi ve içmesi ile uğraşmalıdır.(Hadîs-i şerîf-İhyâ)Namaz kılmak, münâcât ve gizli yalvarıştır. Gaflet ile münâcât olmaz. (İmâm-ı Gazâlî)"İlâhî! Herkesi sıkıntıdan kurtaran yalnız sensin. Bizi dünyâda ve âhirette sıkıntıda bırakma!Muhtâclara, her şeyi gönderen yalnız sensin! Dünyâda ve âhirette bize, hayırlı ve faydalı şeylerigönder! Dünyâ ve âhirette, bizi kimseye muhtâc bırakma!" diye Allahü teâlâya münâcâttabulunmalıdır. (Muhammed Rebhâmî)
İslami Terimler Sözlüğü

MÜNÂFIK (Özel isim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
İnanmadığı hâlde, müslümanları aldatmak için, inanmış görünen kimse.Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki:Ey münâfıklar! Allahü teâlâ sizi kendi hâlinize bırakmaz. Hâlis mü'minlerimünâfıklardan ayırır. (Âl-i İmrân sûresi: 179)Dört şey münâfıklık alâmetidir: Emânet olunana hıyânet etmek, yalan söylemek,vâdini bozmak ve ahdine vefâ göstermemek (verdiği sözde durmamak) ve mahkemededoğruyu söylememek. (Hadîs-i şerîf-Buhârî)Münâfık, iki sürü arasında bulunan bir koyun gibidir ki, o, bir defâ bu sürüye, diğerdefâ öbür sürüye katılır. (Hadîs-i şerîf-Sülûk-ül-Ulemâ)Ey Allah'ım! Ben, münâfıklıktan, şikâktan (tefrikadan) ve kötü ahlâktan sanasığınırım. (Hadîs-i şerîf-Sülûk-ül-Ulemâ)Münâfıkın alâmeti üçtür. Yalnız olduğu zaman tembeldir. Yanında birisi olduğu zamançalışkandır. Bütün işlerinde övülmeyi çok sever. (Vehb bin Münebbih)Mescide giren münâfıklar, kafesteki serçe kuşlarına benzer. Kafesin kapısı açılır açılmazuçarlar, kaçarlar. (İmâm-ı Mâlik)Münâfık, İslâmiyet'ten bahseder, fakat onunla amel etmez ve ona uymaz.(Huzeyfet-ül-Yemânî)
İslami Terimler Sözlüğü

MÜNÂFİKÛN SÛRESİ (İsim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kur'ân-ı kerîmin altmış üçüncü sûresi.Münâfikûn sûresi Medîne'de nâzil oldu (indi). On bir âyet-i kerîmedir. Sûrede münâfıkların(müslüman olmadıkları hâlde müslüman görünenlerin) davranışları anlatıldığından,Sûret-ül-Münâfikûn denilmiştir. (Muhammed bin Hamzâ, İbn-i Abbâs, Râzî)Münâfikûn sûresinde Allahü teâlâ meâlen buyuruyor ki:Mallarınız ve çocuklarınız, Allahü teâlâyı hâtırlamanıza mâni olmasın. (Âyet: 9)Kim Münâfikûn sûresini okursa, nifâktan kurtulur. (Hadîs-i şerîf-Tefsîr-i Beydâvî)
İslami Terimler Sözlüğü

MÜNÂKAŞA (İsim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Çekişme, tartışma.Kimse ile münâkaşa etmeyen, haklı olsa bile, dili ile kimseyi incitmeyen müslümanın,Cennet'e gireceğini size söz veriyorum. Şaka yapmak, yanındakileri güldürmek için olsabile, yalan söylemeyenin Cennet'e gireceğini size söz veriyorum. İyi huylu olanın,Cennet'in yüksek derecelerine kavuşacağını size söz veriyorum. (Hadîs-i şerîf-Ebû Dâvûd,İbn-i Mâce, Tirmizî)Sû-i zan etmeyiniz. Sû-i zan (kötü zan) yanlış karar vermeye sebeb olur. İnsanların gizlişeylerini araştırmayınız, kusûrlarını görmeyiniz, münâkaşa etmeyiniz, hased etmeyiniz,birbirinize düşmanlık etmeyiniz, birbirinizi çekiştirmeyiniz, kardeş gibi sevişiniz.Müslüman, müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, yardım eder. Onu kendinden aşağıgörmez. (Hadîs-i şerîf-Berîka)Ey oğlum! Elinden geldiği kadar kavgadan, münâkaşadan sakın! Dünyâ işleri için kendinifazla üzme! Kızdığın zaman sözlerine dikkat et, ölçülü olmaya çalış! Büyüklerin önündenyürüme! Bir kimse konuşurken araya laf karıştırma! Ey oğlum! Diline sâhib o lmayan sonundapişmân olur. Çok münâkaşa ve münâzara yapan kötülenir. (Lokman Hakîm)Münâkaşa, dostun dostluğunu azaltır. Düşmanın düşmanlığını artırır. (Muhammed Ma'sûm)Emr-i ma'rûf ve nehy-i münker yaparken (iyiliği emredip kötülükten sakındırırken); niyetinhâlis olması ve işin iyi anlaşılıp, Allahü teâlânın buradaki emrinin iyi bilinmesi ve sabırlı olup,münâkaşa ve kavga edilmemesi, yumuşak ve tatlı dil ve yazı ile yapılması lâzımdır. (İmâm-ıBirgivî)Halktan veya emrin altında çalışanlardan biriyle münâkaşa etme. Çünkü böyleleri ilemünâkaşa îtibârını giderir. (Ebû Yûsuf)
İslami Terimler Sözlüğü

MÜNÂKEHÂT (İsim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Fıkıh ilminin dört büyük kısmından biri. Evlenme, boşanma, nafaka gibi hususlar.Fıkıh ilmi; ibâdât (ibâdetler), münâkehât, muâmelât (alış-veriş, kirâ, fâiz, mîrâs v.b.) veukûbât (cezâlar) olmak üzere dört kısma ayrılır. Fıkhın ibâdât kısmını kısaca öğrenmek, hermüslümana farzdır.Münâkehât ve muâmelât kısımlarını öğrenmek, farz -ı kifâyedir. Yâni başınagelenlerin öğrenmesi farz olur. Tefsîr, hadîs ve kelâm ilimlerinden sonra, en şerefli ilim, fıkıhilmidir. (Ahmed Zühdü Paşa)Yeni müslüman olan kimsenin veya âkil ve bâliğ olan müslüman evlâdının, evvelâ Kelime-işehâdet söylemesi ve bunun mânâsını öğrenip, inanması lâzımdır. Sonra, Ehl-i sünnetâlimlerinin kitaplarında yazılı olan îtikâd, yâni îmân edilmesi lâzım olan bil gileri öğrenip,bunlara inanması lâzımdır. Sonra dört hak mezhepten birinin kitaplarında yazılı olan fıkıhbilgilerini, yâni İslâm'ın beş şartını ve helâl, haram olan şeyleri öğrenmesi ve bunlara inanmasıve uygun yaşaması lâzımdır.Münâkehât bilgileri lâzım oldukça, başına geldikçe öğrenilir. (İbn-iÂbidîn, Yûsuf Sinânüddîn)