"mû
" Kelimesi için arama sonuçları
MÜNÂZARA (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Doğruyu ortaya çıkarmak maksâdı ile karşılıklı olarak yapılan ilmî konuşma. Bir mes'eleyibelli kâideler dâhilinde karşılıklı inceleme, bir mes'ele hakkında yapılan karşılıklı konuşma.Münâzara edecek kişi, gerçeği aramakta kaybını arayan kimse gibi olmalıdır.(Taşköprüzâde)Münâzarayı kendisinden istifâde edilmesi umulan âlimlerle yapmalıdır. (İmâm-ı Gazâlî)
MÜNÂZEA (Ünlem)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Çekişme, anlaşmazlık.Mü'min beş güçlük arasındadır. Karşısındaki mü'min olur, kendisine hased eder(çekemez) ; münâfık (inanmadığı hâlde müslüman görünen) olur, buğz eder; kâfir olursakendisi ile savaşır; şeytan ise onu saptırmaya uğraşır; nefs de kendisi ile münâzea ederdurur. (Hadîs-i şerîf-İhyâ)Münâzeaya götüren her cehâlet (bilgisizlik), bey'i (alış-veriş) ve icâreyi (kirâlamayı) fâsidkılar (bozar). (İbn-i Âbidîn)
MÜNCİYYÂT (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Felâketlerden kurtarıcı bilgiler; ibâdetler, iyi ameller.Fıkıh âlimleri yâni İslâmî hükümleri bilen âlimler, ibâdetlerin nasıl yapılacaklarını bildirdiler.İnceliklerini anlatmadılar. Çünkü, onların maksadı, ibâdetlerin doğru yapılmasının şartlarını veşekillerini bildirmekti. İnsanların işlerine, kalblerine bakmadılar. Bunları bildirmek, tasavvufuyâni kalb ile yapılması ve sakınılması lâzım olan şeyleri ve kalbin, rûhun temizlenmesi yollarınıöğreten âlimlerin vazîfesi idi. İmâm-ı Gazâlî, bedenlerin ve görünen işlerin iyileşmesinisağlayan fıkıh bilgileri ile, kalbin, iç âlemin temizliğine kavuşturan tasavvuf bilgilerinibirleştirdi. Kitâbında bu ikisine de yer verdi. İhyâ-ul-ulûm kitâbını dörde ayırdı. İkincisine"Münciyyât" ismini verdi ise de, ibâdetlerin de müncî (kurtarıcı) olduklarını bil dirdi. İbâdetlerinkurtarıcı olmalarını sağlamak, İslâmî hükümleri bildiren fıkıh kitablarından öğrenilir. Kurtarıcıolan kalb bilgileri, tasavvuf âlimlerinin kitablarından öğrenilir. (Ahmed Fârûkî)
MÜNECCİM (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
1.Yıldızların hareketlerini gözetleyerek geleceğe dâir haber verdiğini iddiâ eden, yıldızfalına bakan kimse. Astrolog.Müneccimlere, kâhinlere, falcılara inanmamalı, bilinmiyen şeyleri bunlara sormamalıdır.Bunları gaybleri (geleceği) bilir sanmamalıdır. Uğursuzluğa inanmamalı, te'sir edersanmamalıdır. (İsmâil Hakkı Bursevî)Gaybden (gelecekten) verdiği haber konusunda kâhini tasdîk etmek küfürdür, îmânıgiderir.Kâhin; gelecek zamanda ortaya çıkacak hâdiseleri haber veren, sırları bildiğini ve gaybâlemine âit bilgilere vâkıf olduğunu iddiâ eden kişidir. Arablarda, olaca k işleri bildiklerini iddiâeden kâhinler vardı. Benim gördüğüm cinler var, onlar bana tâbi olur, hizmetimde bulunur,bana haber getirirler diye iddiâ ederlerdi. Diğer bâzıları ise, bana verilen bir anlayış sâyesindehâdiseleri ve işleri bilir ve kavrarım diye iddiâ ederlerdi. Yıldızların hareketlerine bakarakileride meydana gelecek hâdiseler hakkında bilgi sâhibi olduğunu iddiâ eden müneccim dekâhin hükmünde olur, yâni gaybden verdiği haber konusunda müneccimi tasdîk etmek küfrolur. (Teftâzânî)2. İlm-i nücûm yâni astronomi ilmiyle uğraşan kimse. Astronom.Yer küresinin ömrünü, yaratıldığı günden kıyâmete kadar olan zamânı; eski müneccimler,seyyâre (gezegen) yıldızlarının adedince bin sene yâni yedi bin sene demişlerdir. Zîrâ onlargezegen adedini yedi biliyordu. Târihlerin çoğunda yazılı bulunan ve b âzı din kitablarına dageçmiş olan yedi bin sene buradan gelmektedir. Böyle söylemek zan ve faraziyye (teori)denibârettir. (Abdülhakîm Arvâsî)Ramazan hilâlinin tesbitinde müneccimlerin sözüne îtibâr edilmez. (İbn-i Âbidîn, İbn-iVehbân)
MÜNEVVER (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kalbi aydınlanmış, mânevî kirlerden ve paslardan temizlenmiş.Allahü teâlâ bir kimseye nûr vermezse, o kimse münevver olamaz. (İmâm-ı Rabbânî)Namaz kalbi temizler kötülükten men ederMünevver olamazsın, namazı kılmadıkça.(M. Sıddîk Gümüş)
MÜNEZZEH (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kusur, eksiklik ve muhtâçlıktan uzak. Allahü teâlânın noksan sıfatlardan uzak olduğunubildirmek için kullanılan bir tâbir.Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki:Allahü teâlânın ilâhlıkta şerîki, ortağı yoktur. Mülkü hiç yok olmayan bir meliktir.Noksanlık olan her şeyden münezzehtir. Ayıblardan ve kudretsizlikten uzaktır. Mü'minlerisonsuz azabdan emîn kılmıştır. Her şey üzerine hâkim ve hâfızdır. Hükmünde gâlibdir.[İnsanlar bir şey yapmak isteyince, O da irâde ederse, isterse o şeyi yaratır. Hâlık (yaratıcı)yalnız O'dur. O'ndan başka kimse hiçbir şey yaratamaz. O'ndan başka kimseye hâlık (yaratıcı)denilemez. İnsanların dünyâda ve âhirette râhat ve huzûr içinde yaşamalarını, sonsuz saâdetekavuşmalarını sağlayan kurtuluş yolunu göstermiş ve bu yolda yaşamalarını emretmiştir.Azamet (büyüklük) ve kibriyâ (yücelik) ancak O'na mahsustur.] Allahü teâlâ müşriklerin(puta tapanların) şirklerinden (ortak koşmalarından) ve iftirâlarından münezzehtir. (Haşrsûresi: 23)Allahü teâlâ vardır ve birdir. Ortağı ve benzeri yoktur. Mekândan münezzehtir. Kemâl(noksanlık bulunmayan) sıfatları vardır. (Kutbüddîn İznikî)
MÜNKATI' (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kendilerine zekât verilen sınıflardan biri; cihâd ve hac yolunda muhtâc kalanlar.Zekât, sekiz sınıf kimseden yedisine verilir: 1) Nafakasından fazla, fakat nisâb miktârındanaz malı olan fakîre, 2) Bir günlük nafakasından fazla bir şeyi olmayan miskine, 3) Âmile (zekâtme'muruna), 4) Efendisinden kendisini satın alıp, borcunu öde yince âzâd olacak olan mukâtebköleye, 5) Munkatı'a, 6) Medyûn'a (borçlu olup, ödeyemeyen müslümanlara), 7) İbn-üs-sebîl'e,memleketinde zengin ise de bulunduğu yerde yanında mal kalmamış olan kimseye, 8)Müellefe-i kulûba (şerlerinden, kötülüklerinden sakınılmak istenilen kâfirler veya îmânları zayıfkalbleri İslâm'a ısındırılmak istenenler). Hazret-i Ebû Bekr zamânında Müellefe-i kulûb'a zekâtvermeye lüzûm kalmadı. (Bkz.Müellefe-i Kulûb) (İbn-i Âbidîn)
MÜNKER (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Yapılması uygun olmayan, âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîflerle ve müctehidlerin (dinde sözsâhibi âlimlerin) söz birliği ile yasak edilen şey; günah. (Bkz. Haram)Şüphesiz insanlar münkeri görüp de men etmedikleri zaman, onların hepsine Allahüteâlânın cezâ vermesi çabuklaşır. (Hadîs-i şerîf-Sünen-i İbn-i Mâce)Münker iki kısımdır. Birinci kısım münkerler meydanda olup, âlim olan ve olmayan bunlarıbilir. Zinâ, alkollü içkilerin içilmesi, hırsızlık, yankesicilik, fâiz alıp vermek, başkasının malınıgasb etmek gibi şeylerin haram olduğu birinci kısım münkerdir. İkinci kısmı yalnız âlimler bilir.Bunlar daha ziyâde îmânda, îtikâtta olan bozukluklardır. (Abdülkâdir Geylânî)Münkeri (haramı) işleyeni görüp de gücü yettiği hâlde tatlı dil ile nehy (yasak) etmemekîmânın gitmesine sebeb olur. (Muhammed bin Kutbüddîn İznikî)
Münker ve Nekir (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kabirde suâl soran melekler.Münker ve nekir melekleri, suâl ve cevâbdan sonra meyyite (ölüye) "Cehennem'dekiyerine bak, Allahü teâlâ değiştirerek, sana Cennet'teki yeri ihsân eyledi" derler. Bakarikisini birlikte görür. (Hadîs-i şerîf-Buhârî)Münker ve Nekir ismindeki iki melek kabirde suâl soracaktır.Bu suâle cevap vermek birderttir. (İmâm-ı Rabbânî)Kabirde Münker ve Nekir meleklerine cevâb olarak şunları hazırlamalıdır:Rabbim Allahüteâlâ, peygamberim Muhammed aleyhisselâm, dînim dîn-i İslâm, kitabım Kur'ân-ı kerîm,kıblem Kâbe-i şerîf, îtikâdda mezhebim Ehl-i sünnet ve cemâat, amelde mezhebim İmâm-ıa'zam Ebû Hanîfe'nin mezhebidir. (Muhammed Demir Hâfız)Münker ve nekir kabre geleler,Namazı doğru kıldın mı diyeler,Hemen kurtuldun mu sandın ölünce,Senin için azab hazır diyeler.(Seâdet-i Ebediyye)
MÜNKİR (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
İnanmayan, kabûl etmeyen, inkâr eden kimse. (Bkz. İnkâr)