"mû
" Kelimesi için arama sonuçları
MÜSELLES
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Tâze iken yâni gaz kabarcıkları çıkmadan, köpürmeden önce ısıtılıp, üçte ikisi uçup üçte biri
kalan üzüm suyu.
Kısrak, inek, deve sütleri mayalanıp, tadı keskin olunca, müselles gibi olurlar.Birincisine
kumis, ikincisine kefir denir. Bira gibi haramdırlar. (İskilipli Âtıf Efendi)
MÜSENNEM
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Balık sırtı gibi yuvarlak.
Kabrin üzerini müsennem yapmak sünnettir. Peygamber efendimiz kabirleri bu şekilde
yaptırırlardı. (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî)
MÜSEVVİF
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Hayırlı işleri sonraya bırakan, sonra yaparım diyen, iyi işleri geciktiren, bugünün işini yarına
bırakan kimse.
Uygunsuz işlerin hepsinden Allahü teâlâya tövbe etmeli, O'na yalvarmalıdır. Belki tövbe
etmek için başka zaman ele geçmez. Hadîs-i şerîfte; "Müsevvifler helâk oldu" buyruldu. Boş
zamânı kıymetlendirmelidir. Bu zamanlarda Allahü teâlânın beğendiği şeyleri yapmalıdır. Tövbe
yapabilmek Hak teâlânın büyük nîmetlerinden biridir. Allahü teâlâdan her an bu nîmeti
istemelidir. Gençlik zamânı kazanç zamânıdır. Merd olan bu vaktin kıymetini bilip, elden
kaçırmaz. İhtiyârlık herkese nasîb olmaz, nasîb olsa da rahat, elverişli vakit ele geçmez. Vakit de
bulunsa, kuvvetsizlik, hâlsizlik zamânında yarar iş yapılamaz. (İmâm-ı Rabbânî)
Vakit, keskin bir kılınç gibidir. Yarına çıkacağımız belli değildir.Mühim işleri bugün
yapmalı, mühim olmıyanları yarına bırakmalıdır. Çünkü müsevviflerin helâk olacağı, ziyânda
oldukları bildirilmiştir. (İmâm-ı Rabbânî)
MÜSKİR
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Sarhoşluk veren, şuuru kaybettiren, aklı gideren ve keyf veren madde.
Her müskir haramdır. Her kim dünyâda içki içer ve içmekte devâm eder ve tövbe edemeden
ölürse, o kimse âhirette Cennet şerbetlerinden içemeyecektir. (Hadîs-i şerîf-Müslim)
Esrâr otu müskirdir. Çünkü esrâr almak için evinin eşyâsını satıyorlar. Keyf vermeseydi böyle
yapmazlardı. (Abdullah Menûfî)
MÜSLİM
(İslami Terimler Sözlüğü) :
1. Mûteber ve güvenilir olduğu bütün İslâm âlimleri tarafından kabul edilen, Kütüb-i sitte
denilen altı hadîs kitâbının ikincisi.
Müslim-i şerîfteki hadîs-i şerîflerden bâzıları:
Üç kişi bir arada bulunduğu zaman ikisi, diğerini bırakıp da kendi aralarında konuşmasınlar.
Cehennemlikleri size haber vereyim mi?Onlar katı yürekli, malını hayırdan esirgeyen, kibirli
kimselerdir.
Kalbinde zerre kadar kibir (yâni küfür) bulunan kimse Cennet'e giremez.
2. Allahü teâlânın, peygamberi Muhammed aleyhisselâm vâsıtasıyla gönderdiklerine îmân
edip, O'nun emirlerini yerine getiren, yasaklarından kaçan kimse. (Bkz. Müsliman)
MÜSLİMAN (Müslüman)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Allahü teâlânın, peygamberleri vâsıtasıyla gönderdiklerine ve Muhammed aleyhisselâma
îmân edip, Allahü teâlânın emirlerini yerine getiren, yasaklarından kaçan kimse.
Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki:
Mallarını, canlarını fedâ ederek din düşmanları ile, Allahü teâlânın rızâsı için cihâd,
muhârebe eden müslümanlar, oturup, kapanıp ibâdet edenlerden daha üstündür. Hepsine
Cennet'i söz veriyorum. (Nisâ sûresi: 95)
Müslüman demek, müslümanlara eli ile, dili ile zarar vermeyen kimse demektir. (Hadîs-i
şerîf-Buhârî, Müslim)
Müslüman, müslümanın kardeşidir. Ona zulm etmez, onun yardımına koşar, onu küçük ve
kendinden aşağı görmez. Onun kanına, malına, ırzına, nâmusuna zarar vermesi haramdır.
(Hadîs-i şerîf-Eşi'at-ül-Lemeât)
Bir kimsenin müslümanlığının güzelliği, mâlâyânîden (faydasız şeylerden) kaçması ve
lüzûmlu şeyleri yapması ile anlaşılır. (Hadîs-i şerîf-Mektûbât)
Bir müslüman, Allahü teâlânın emir ve yasaklarına ne kadar dikkat edip tatbik ediyorsa,
Allahü teâlâ da onu, o miktâr azîz eder. Diğer müslümanların kalbine de onun sevgisini verir.
(İbrâhim Havvâs)
Müslüman, iyi insan, aklı başında kimse demektir. Hakîkî müslüman, Allahü teâlânın
emirlerine itâat eder. Allahü teâlânın emirlerine uymamak günâh olur. Kul borçlarını öder.
Müslüman, günâh yapmaz ve suç işlemez. Vatanını, milletini ve bayrağını sever. Herkese iyilik
eder. Kötülük yapanlara nasîhat verir. Böyle olan müslümanı Allah da sever, kullar da sever.
Râhat ve huzûr içinde yaşar. (Abdülhakîm Arvâsî)
MÜSNED HADÎS
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Peygamber efendimize isnâd eden sahâbînin ismi bildirilen hadîs-i şerîfler. (Bkz. Hadîs)
MÜSTAĞFÎR
(İslami Terimler Sözlüğü) :
İstiğfâr eden, Allahü teâlâdan günâhlarının bağışlanmasını isteyen. (Bkz. İstiğfâr)
Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki:
(O takvâya erenler); "Ey Rabbimiz, biz îmân ettik. Artık bizim günâhlarımızı bağışla ve bizi
o ateşin azâbından koru" diyenler, sabredenler (îmânlarında) gerçek olanlar, Allahü teâlâya
itâatle boyun eğenler, infâk edenler, seherlerde müstağfîr olanlardır. (Âl-i İmrân sûresi: 16,
17)
MÜSTAĞNÎ
(İslami Terimler Sözlüğü) :
1. Başkasına muhtâç olmayan.
Allahü teâlâ bütün varlıklardan müstağnîdir. Bütün canlılar îmân etse, itâat etse, O'na hiçbir
faydası olmaz. Bütün âlem kâfir (inançsız) olsa, azgın taşkın olsa, karşı gelse O'na hiçbir zarar
vermez. (Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî)
2.Sâhib olduğu şeyle kanâat edip, insanlardan bir şey beklemiyen. İhtiyâcını başkalarına
söylemiyen.
Ebû Hâzim'e; "Malın nedir?" diye sordular. O da; "İki şeydir; biri Allahü teâlâdan râzı olmak,
diğeri de insanlardan müstağnî olmaktır" buyurdu. "Öyle ise fakirsin" denilince; "Yerler, gök ve
bunların arasındaki şeyler Allahü teâlânın iken ve ben de O'nun muhlis (ihlâslı) kulu iken nasıl
fakir olurum" buyurdu. (Mâverdî)
MÜSTA'MEL SU
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Abdestte veya gusülde veya kurbet için (yemekten önce ve sonra, sünnet olduğu için el
yıkamak gibi) kullanılan su. (Bkz. Mâ-i Müsta'mel)
Müsta'mel su, İmâm-ı a'zam'a göre kaba necâsettir. Müsta'mel suyu içmek ise mekrûhtur.
(Halebî)