"

mus

" Kelimesi için arama sonuçları
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

MÜSEBBEH (Özel isim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
İhtiyarlıktan dolayı aklı giden kimse. Bunak.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

MÜŞEBBEH(E) (Özel isim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
(şebeh. den) Benzetilen.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

MÜŞEBBEHÜN-BİH (Ünlem)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Kendisine benzetilen.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

MÜŞEBBEK (Ünlem)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
(Şebek. den) Ağ ve kafes gibi örülmüş olan. Küçük tahta parçalarından yapılan oymalı kafes.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

MÜSEBBET (Özel isim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Sâbit kılınmış, tesbit olunmuş.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

MÜŞEBBİ' (Özel isim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Tokluk verici, doyuran, doyurucu.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

MÜSEBBİB (İsim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Sebep, vesile ve mucib olan. Vücuda getiren, kuran.
İslami Terimler Sözlüğü

MÜSEBBİB-İ HAKÎKÎ (İsim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Bütün sebepleri yaratan Allahü teâlâ.Her varlığın hâlıkı (yaratıcısı), hâkimi (hükm edicisi), müsebbîb-i hakîkîsi Allahü teâlâdır.Allahü teâlânın her şeyi sebepsiz vâsıtasız yaratmağa gücü yeter. Fakat âdeti onları bir sebepleyaratmaktır. Meselâ bir şeye ateş dokunmadıkça yakmağı yara tmaz. Yakan, yanma işini yapanateş değildir. Oksijen de değildir. Isı da değildir. Elektron alış-verişi de değildir. Yakan yalnızMüsebbib-i hakîkî olan Allahü teâlâdır. Bunların hepsini yanmak için sebeb olarak yaratmıştır.Müsebbib-i hakîkî olan Allahü teâlâ dileseydi, her şeyi sebepsiz yaratırdı. Ateşsiz yakardı,yemeden doyururdu. Uçak olmadan uçururdu. Fakat lütf ederek, kullarına iyilik ederek, herşeyi yaratmasını bir sebebe bağladı. Belirli şeyleri belli sebeplerle yaratmağı diledi. İşl erinisebeplerin altında gizledi. Kudretini sebepler altında sakladı. (Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî)
İslami Terimler Sözlüğü

MÜSEBBİB-İ HAKÎKÎ

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Bütün sebepleri yaratan Allahü teâlâ. Her varlığın hâlıkı (yaratıcısı), hâkimi (hükm edicisi), müsebbîb-i hakîkîsi Allahü teâlâdır. Allahü teâlânın her şeyi sebepsiz vâsıtasız yaratmağa gücü yeter. Fakat âdeti onları bir sebeple yaratmaktır. Meselâ bir şeye ateş dokunmadıkça yakmağı yaratmaz. Yakan, yanma işini yapan ateş değildir. Oksijen de değildir. Isı da değildir. Elektron alış-verişi de değildir. Yakan yalnız Müsebbib-i hakîkî olan Allahü teâlâdır. Bunların hepsini yanmak için sebeb olarak yaratmıştır. Müsebbib-i hakîkî olan Allahü teâlâ dileseydi, her şeyi sebepsiz yaratırdı. Ateşsiz yakardı, yemeden doyururdu. Uçak olmadan uçururdu. Fakat lütf ederek, kullarına iyilik ederek, her şeyi yaratmasını bir sebebe bağladı. Belirli şeyleri belli sebeplerle yaratmağı diledi. İşlerini sebeplerin altında gizledi. Kudretini sebepler altında sakladı. (Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî)
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

MÜSEBBİB-ÜL ESBAB (İsim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Bütün sebeplere sâhip olan, hakiki müsebbib (Cenab-ı Hak). Bütün sebepleri meydana getiren, Allah (C.C.)