"

mut

" Kelimesi için arama sonuçları
İslami Terimler Sözlüğü

MUTLAK

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kayıtsız, şartsız. Teklik, çokluk veya herhangi bir vasıf ile kayıtlı olmayan, delâlet ettiği (gösterdiği) fertlerden (şeylerden) her hangi birini ifâde eden lafız (söz). Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: "... Köle âzâd etmektir." (Beled sûresi: 13) (Âyet-i kerîmedeki "köle" sözü mutlaktır. Çünkü müslim veya gayr-i müslim, teklik veya çokluk gibi herhangi bir şey ile kaydlanmamıştır. Yeminini bozan kimsenin keffârete gücü yetiyorsa, herhangi bir köle veya câriye âzâd eder, hürriyetine kavuşturur. Yâhut zekât alması câiz olan erkek veya kadın on fakiri bir gün sabahlı akşamlı olmak üzere iki defâ doyurur veya on fakire bu değerde kumaş, havlu, mendil, çorap, çamaşır gibi bir şey verir. Bu üçünden birini yapmayan fakir, üç gün ardarda oruç tutar. (İbn-i Âbidîn) Mutlak Adâlet: Bir şeyi yerli yerine koymak. Kendi mülkünde olanı kullanmak. (Bkz. Adâlet) Âlemleri yaratan Allahü teâlâ hâkimler hâkimi, her şeyin asıl sâhibi ve tek hâlıkı (yaratıcısı)dır. Allahü teâlâ mutlak adâlet sâhibidir. Onun için insanlara gönderdiği en son ve en kâmil (üstün ve eksiksiz) dinde mutlak adâlet vardır. (Harputlu İshâk Efendi) Mutlak Fenâ: Allahü teâlâdan başka her şeyin kalbden çıkıp, isimlerinin bile unutulması. (Bkz. Fenâ) Mutlak fenâ hâsıl olmadıkça, Hakk'ın şühûdü (yâni Allahü teâlânın kalbe tecellîsi) mümkün değildir. (Ahmed Fârûkî) Sonsuz kavuşmak ve devamlı huzur ancak mutlak fenâdan sonra Bekâ-billah ile şereflenen kimseye nasîb olur. (İmâm-ı Rabbânî) Allahü teâlâdan başka şeylere köle olmaktan büsbütün kurtulabilmek için, mutlak fenâya kavuşmak lâzımdır. (İmâm-ı Rabbânî) Mutlak Müctehîd: Kur'ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde açıkça bildirilmemiş olan hükümleri ve mes'eleleri, açık olarak bildirilenlere benzeterek meydana çıkarabilen derin âlim. Ehl-i sünnetin ameldeki mezheb imâmlarından her biri. (Bkz. Müctehîd) Fıkıh âlimleri yedi tabaka, yedi derecedir. En yüksek derecesi dinde müctehid olanlardır. Bunlara mutlak müctehîd denir. Dört mezheb imâmları mutlak müctehîdlerdir. (Kemâlpaşazâde Ahmed bin Süleymân Efendi) Mutlak Nezr: Şarta bağlı olmayan adak. (Bkz. Nezr) Allahü teâlâ için bir sene oruç tutacağım demek mutlak nezr olup, bunu söylerken kasd (niyyet) etmese de, söz arasında dilinden çıksa bile, yapması vâcibtir. Çünkü, talâkta (boşamada) ve adakta niyetsiz, düşünmeden söylemek, ciddî istiyerek söylemek gibidir. Hattâ; "Allahü teâlâ için bir gün oruç tutmak üzerime borç olsun" diyeceği yerde; "Bir ay oruç tutmak" diye ağzından çıksa, bir ay tutması lâzım olur. (Alâüddîn Haskefî) Mutlak Su: Yaratıldıkları hâl (durum) üzere bulunan sular. (Bkz. Mâ-i Mutlak) Yağmur, kar, deniz, göl, kuyu ve ırmak suları mutlak sular olup, hem temiz hem de temizleyicidir. İçilir, abdest ve gusl alınır. (İbn-i Âbidîn) Mutlak Vilâyet: Evliyâlık. Vilâyet, husûsî veya umûmî olur. Umûmî vilâyet, mutlak vilâyettir. Vilâyet-i hâssa (husûsî vilâyet) de vilâyet-i Muhammedîdir ki, tam fenâ ve ekmel (en olgun)bekâdır. Bunda nefs, râdî ve mardîdir. (İmâm-ı Rabbânî) Mutlak Zuhûr: Bir kayda bağlı olmayan zuhûr, akis. Bir şeyin bir başka şeyde görünmesi meselâ insanın aynada, Hakk'ın, velînin kalb aynasında tecellî etmesi böyledir.
İslami Terimler Sözlüğü

Mutlak Adâlet (Sıfat)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Bir şeyi yerli yerine koymak. Kendi mülkünde olanı kullanmak. (Bkz. Adâlet)Âlemleri yaratan Allahü teâlâ hâkimler hâkimi, her şeyin asıl sâhibi ve tek hâlıkı(yaratıcısı)dır. Allahü teâlâ mutlak adâlet sâhibidir. Onun için insanlara gönderdiği en son ve enkâmil (üstün ve eksiksiz) dinde mutlak adâlet vardır. (Harputlu İshâk Efendi)
İslami Terimler Sözlüğü

Mutlak Fenâ (Sıfat)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Allahü teâlâdan başka her şeyin kalbden çıkıp, isimlerinin bile unutulması. (Bkz. Fenâ)Mutlak fenâ hâsıl olmadıkça, Hakk'ın şühûdü (yâni Allahü teâlânın kalbe tecellîsi) mümkündeğildir. (Ahmed Fârûkî)Sonsuz kavuşmak ve devamlı huzur ancak mutlak fenâdan sonra Bekâ-billah ile şereflenenkimseye nasîb olur. (İmâm-ı Rabbânî)Allahü teâlâdan başka şeylere köle olmaktan büsbütün kurtulabilmek için, mutlak fenâyakavuşmak lâzımdır. (İmâm-ı Rabbânî)
Felsefe Sözlüğü

Mutlak Hakikat. (Sıfat)

(Felsefe Sözlüğü) :
bkz. Saltık Hakikat.
Felsefe Sözlüğü

Mutlak İdealizm. (Sıfat)

(Felsefe Sözlüğü) :
bkz. Saltık Düşüncecilik.
Meteoroloji Sözlüğü

MUTLAK KARARSIZLIK (Sıfat)

(Meteoroloji Sözlüğü) :
(ABSOLUTE INSTABİLİTY) [i]Lapse Rate'in, kuru adyabat oranından büyük olması durumundaki nemli havanın durumu. Tersi durumunda, 'mutlak kararlılıkta', 'Lapse-Rate', nem adyabatlardan daha düşüktür.
İslami Terimler Sözlüğü

Mutlak Müctehîd (Sıfat)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kur'ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde açıkça bildirilmemiş olan hükümleri ve mes'eleleri,açık olarak bildirilenlere benzeterek meydana çıkarabilen derin âlim. Ehl-i sünnetin ameldekimezheb imâmlarından her biri. (Bkz. Müctehîd)Fıkıh âlimleri yedi tabaka, yedi derecedir. En yüksek derecesi dinde müctehid olanlardır.Bunlara mutlak müctehîd denir. Dört mezheb imâmları mutlak müctehîdlerdir.(Kemâlpaşazâde Ahmed bin Süleymân Efendi)
Meteoroloji Sözlüğü

MUTLAK NEM (Sıfat)

(Meteoroloji Sözlüğü) :
(ABSOLUTE HUMIDITY) [i]Birim hacim havada bulunan su buharı miktarı. Su buharı yoğunluğu olarak ta bilinir. Birimi metreküpte gramdır. Mutlak nem miktarı adyabatik genleşme ile azalır, adyabatik daralma ile artar.
İslami Terimler Sözlüğü

Mutlak Nezr (Sıfat)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Şarta bağlı olmayan adak. (Bkz. Nezr)Allahü teâlâ için bir sene oruç tutacağım demek mutlak nezr olup, bunu söylerken kasd(niyyet) etmese de, söz arasında dilinden çıksa bile, yapması vâcibtir. Çünkü, talâkta(boşamada) ve adakta niyetsiz, düşünmeden söylemek, ciddî istiyerek söylemek gibidir. Hattâ;"Allahü teâlâ için bir gün oruç tutmak üzerime borç olsun" diyeceği yerde; "Bir ay oruçtutmak" diye ağzından çıksa, bir ay tutması lâzım olur. (Alâüddîn Haskefî)
Meteoroloji Sözlüğü

MUTLAK SICAKLIK (Sıfat)

(Meteoroloji Sözlüğü) :
(ABSOLUTE TEMPERATURE) [i]Cisimlerde moleküler hareketin durduğu noktanın sıfır sayıldığı sıcaklık.