"

" Kelimesi için arama sonuçları
İslami Terimler Sözlüğü

MU'ÂVVİZETEYN (İsim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Felak ve Nâs sûrelerinin ikisine berâber verilen isim.Cumâ namazından sonra, yedi defâ ihlâs ve mu'âvvizeteyn okuyanı, Allahü teâlâ, birhafta, kazâdan, belâdan ve kötü işlerden korur. (Hadîs-i şerîf-Fevâid-i Osmâniyye)Dertlerden, belâlardan kurtulmak; şeytanın, cinlerin şerrinden korunmak için,Mu'âvvizeteyn'i çok okumak faydalıdır. (Seyyid Abdülhakîm)
İslami Terimler Sözlüğü

MU'ÂYEDE (İsim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Bayramlaşma. Birbirinin bayramını kutlama.Selçuklular ve Osmanlılarda muâyede merâsimleri pek muhteşem olurdu. Sultanlar bayramnamazı kılmak için büyük bir alayla (toplulukla) selâtin yâni sultanlar tarafından yaptırılancâmilerden birine giderlerdi. Bayram namazı kılındıktan sonra sultan, sarayda devlet erkânıylabayramlaşırdı. (İslâm Târihi Ansiklopedisi)Osmanlılarda pâdişâhın bayramı tebrik merâsimi, İstanbul'un fethinden on dokuzuncu yüzyılortalarına kadar Topkapı Sarayı'nda yapıldı. Daha sonraki devirlerde Dolmabahçe Sarayı'nınorta kısmındaki büyük muâyede salonunda yapılmaya başlandı. (Osmanlı Târihi Ansiklopedisi)Bayram günlerinde herkes temiz ve iyi giyinir, çocuklara yeni elbiseler alınır, fakir, yetim veöksüzler sevindirilirdi. Kabirler ziyâret edilerek vefât eden akrabâ, diğer müslümanlar ve dinbüyüklerinin rûhu için Kur'ân-ı kerîm okunur, duâlar edilir ve daha sonra muâyede için âilebüyükleri, dost, akabâ ve tanıdıklar ziyâret edilirdi. (Hızır İlyâs Ağa)
İslami Terimler Sözlüğü

MU'CİZÂT (Mûcizât) (İsim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Mûcizeler. Allahü teâlânın peygamberlerine, peygamberliklerini isbât etmeleri için ihsânetmiş olduğu hârikulâde yâni âdet dışı (olağan üstü) hâller. Mûcize kelimesinin çokluk şeklidir.(Bkz. Mûcize)
İslami Terimler Sözlüğü

MU'CİZE (Mûcize) (İsim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Peygamberlerden aleyhimüsselâm peygamberliklerine delil olarak Allahü teâlânın izniylemeydana gelen hârikulâde (olağanüstü) haller.Bir şeyin mûcize olabilmesi için şu şartlar lâzımdır: Allahü teâlâ o şeyi mûtâd (alışılmış)sebepler dışında yaratmış olmalıdır. Hârikulâde (olağanüstü) olmalıdır. Peygamber olan zâtınistediğine uygun olmalıdır. İsteyip de hâsıl olan mûcize kendisin i yalanlamamalıdır. Mûcize,peygamber olduğunu söylemeden önce hâsıl olmamalıdır. Bir peygamberin ümmetindenmeydana gelen hârikulâde hâller, kerâmetler o peygamberin mûcizesidir. (İmâm-ı Rabbânî)Peygamberler şerîatin emirlerini ve yasaklarını bildirirlerdi. Ümmetleri mûcize isteyince;"Mûcizeleri Allahü teâlâ yaratır. Bizim vazifemiz O'nun emirlerini bildirmektir" buyururlardı.Allahü teâlâ dilerse ümmetlere merhamet ederek, inanmaları, seâd ete kavuşmaları için o andamûcize yaratırdı. (İmâm-ı Rabbânî)Allahü teâlâ her peygambere zamanlarında önemli kabûl edilen hususlarla ilgili mûcize ihsânetmiştir. Mûsâ aleyhisselâm zamânında sihirbâzlık yaygın idi. Allahü teâlâ Mûsâ aleyhisselâmaasâ mûcizesini ihsân etti. Mûsâ aleyhisselâmın asâsı büyük yılan olup sihirbâzların sihirâletlerini yuttu. Böylece sihirbâzlar, bunun insan gücünün üstünde olduğunu anlayarak Mûsâaleyhisselâma îmân ettiler. Îsâ aleyhisselâmın zamânında tıb ileri gitmişti. Tabipler başarılarıylaöğünürlerdi. Allahü teâlâ Îsâ aleyhisselâma ölüleri diriltme ve anadan kör doğanların gözlerininaçılması mûcizesini ihsân etti. Tabipler âciz kaldılar. Muhammed aleyhisselâm zamânında ise,Arabistan yarımadasında şâirlik ve belâgat san'atı en yüksek dereceye ulaşmıştı. Yazdıkları v eokudukları şiirlerle birbirlerine öğünürlerdi. Allahü teâlâ Peygamber efendimize en büyükmûcize olarak Kur'ân-ı kerîmi gönderdi. Kur'ân-ı kerîmin îcâzı, eşsizliği karşısında şâirler âcizkaldılar. Bir kısmı Allah kelâmı olduğunu inkâr edip kâfir olarak öldüler. Bir kısmı ise, Allahkelâmı olduğunu anlayarak müslüman oldular. (Ahmed Fârûkî)Allahü teâlânın âdetinin ve kânunlarının dışında yarattığı mûcizelerin meydana gelmesi için,peygamberlerin aleyhimüsselâm diri olması şart değildir. Öldükten sonra da Allahü teâlâ onlaramûcize ihsân eder. (Abdülganî Nablüsî)Resûlullah'ın sallallahü aleyhi ve sellem mûcizeleri binden fazla olup bâzıları şunlardır:Mîrâcmûcizesi, şakk-ı kamer mûcizesi (ayın ikiye bölünmesi), mübârek parmaklarından su fışkırmamûcizesi, Kâbe-i muazzama içindeki putların mübârek parmağının işâreti ile yüz üstü düşmesimûcizesi, ölülerin diriltilmesi mûcizesi, yaralılara ve hastalara şifâ verme mûcizesi. (Harputluİshâk Efendi)
İslami Terimler Sözlüğü

MU'ÎD (El-Muîd) (Özel isim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (ism-i şerîflerinden). Mahlûkâtı (yaratılmışları)dünyâdaki hayatlarından sonra öldürüp, ölümden sonra onları tekrar dirilten, hayât veren.
İslami Terimler Sözlüğü

MU'ÎN (El-Muîn) (Özel isim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (ism-i şerîflerinden). Yardım eden, yardımcı.Âişe'den (r.anhâ) şöyle dediğini rivâyet ettik: "Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem birsavaşta idi. Dönüp eve girdiği zaman onu karşıladım ve elinden tutarak: "Sana muîn olan vesana ikrâm eden Allahü teâlâya hamd olsun" dedim." (İbn-i Sünnî)Allahü teâlâ sıhhat ve âfiyet versin. Nefsin esiri olmaktan muhâfaza buyursun. Elinizdengeldiği kadar Allahü teâlânın emir ve yasaklarına sarılınız. Haram işlemekten, kötü arkadaştançok sakınınız. Allahü teâlâ muîniniz olsun. (İmâm-ı Rabbânî)
İslami Terimler Sözlüğü

MU'ÎZZ (El-Muizz) (İsim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (ism-i şerîflerinden). Kullarından bâzılarını, maddî vemânevî mülk ve saltanat vermek sûretiyle, azîz (üstün) kılan.El-Muizz ismi şerîfini akşam namazından sonra veya cumâ gecesi kırk defâ söyliyen,başkalarına heybetli görünür. (Yûsuf Nebhânî)
İslami Terimler Sözlüğü

MU'TEKİF (İsim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
İ'tikâf eden. Bir yere çekilip ibâdetle meşgûl olan. (Bkz. Îtikâf)Mu'tekif, kalbini dünyâ düşüncesinden ayırıp kendini Allahü teâlâya teslim ederek hakdergâhına sığınmış ve şeytanın ve nefsin mekrinden (aldatmasından) Allahü teâlânın himâyesinegirmiş ve lisân-ı hâl (hâl dili) ile "Rabbim beni mağfiret etmedikçe b u kapıdan ayrılmam" demişolur. (Zihni Efendi)Mu'tekif, ibâdet yerinden ancak ihtiyâç için çıkar. Çünkü zarûret, mecbûrî ihtiyâcı sebebiyleçıkmaya izin vardır. (Molla Hüsrev)
İslami Terimler Sözlüğü

MU'TEMED (Özel isim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
1. Sözüne güvenilir kimse.Hudeybiye günü, Tebük ve Buvat gazâlarında ve daha pekçok yerde, susuzluk başgösterince, Peygamber efendimizin mübârek parmaklarından fışkıran sudan Eshâb-ı kirâm içipsusuzluklarını gidermişlerdir. Bu mûcizeler, çok sağlam rivâyetlerde mu'temed (gü venilir) siyerâlimleri tarafından ittifakla (sözbirliği ile) bildirilmiştir. (Zerkânî)Müslüman, mu'temed insandır. Emânete hıyânet etmez. Eliyle diliyle kimseye eziyet etmez.(Seâdet-i Ebediyye)2. Müctehîd âlimlerin dînî bir mevzûdaki sözlerinden esas alınan kavl (söz), ictihad.
İslami Terimler Sözlüğü

MU'TEMİR (İsim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Ömre yapan. (Bkz. Ömre)Mu'temir, mîkât denilen yerde ihrâm giyerken; "Yâ Rabbî! Ben ömre yapmak istiyorum.Bunu bana kolay ve kabûl eyle diye duâ eder ve telbiye (Lebbeyk Allahümme Lebbeyk...)okur. (M. Zihni Efendi)