"mû
" Kelimesi için arama sonuçları
MUHÂLEFET (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Karşı gelme itâat etmeme, uymamak.İrâde; nefsin arzularına muhâlefet edip, onu Allahü teâlânın emirlerine yöneltmek ve kendisiiçin Allahü teâlânın takdîr ettiğine râzı olmaktır. (Abdullah bin Muhammed Mürteiş)Her ayrılışın başlangıcı muhâlefettir. Hocasına muhâlefet eden bir kimse, artık onun yoluüzerinde devâm edemez; aradaki ilgi ve berâberlik kesilir. Kalbi ile hocasına îtirâz eden (karşıgelen) kimse, sohbetinden ve ilminden istifâde edemez (faydalan amaz). O kimseye tövbeetmesi lâzım olur. (Ebû Ali Dekkâk)Bir kimsenin münâzara ve muhâlefet yaptığını, sâdece kendi görüşünü beğendiğini, ısrarlıbir tutum içerisinde olduğunu görürsen, onun hüsrânının tamam olduğunu bil. (Bilâl bin Sa'd)
MUHÂLEFETÜN-LİL-HAVÂDİS (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Allahü teâlânın, zâtında, sıfatlarında ve fiillerinde (işlerinde) yarattıklarına, hiçbir bakımdanbenzememesi.Âkil ve bâliğ (akıllı ve ergenlik çağına gelmiş) olan kadın ve erkek her müslümanın, Allahüteâlânın zâtî ve subûtî sıfatlarını doğru bilmesi ve inanması lâzımdır. Herkese ilk farz olan şeybudur. Bilmemek özür olmaz, büyük günahtır. Allahü teâlânın zâtî sıfatları yâni zâtına âit olansıfatları altıdır. Bunlar; 1)Vücûd; var olmaktır. 2)Kıdem; varlığının öncesi, başlangıcıolmamaktır. 3)Bekâ; varlığı sonsuz olmaktır, hiç yok olmamaktır. 4)Vahdâniyyet; zâtında,sıfatlarında, işlerinde ortağı benzeri olmamaktır. 5) Muhâlefetün- lil-havâdîs. 6)Kıyambi-nefsihî; varlığı kendinden olup, hep var olması için, hiçbir şeye muhtâç olmamaktır.Bu altısıfatın hiçbiri, mahlûkların (yaratılmışların) hiçbirinde yoktur. (Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî)
MUHAMMED ALEYHİSSELÂM (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Allahü teâlânın insanlara gönderdiği son peygamber.Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki:Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem) , peygamberlerden başka (bir şey) değildir.O'ndan evvel daha nice peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi O ölür yâhud öldürülürse,ökçelerinizin üstünde (gerisin geri) mi döneceksiniz. Kim (böyle) iki ökçesi üzerinde(ardına) dönerse, elbette Allah'a hiçbir şeyle zarar yapmış olmaz. Allah, şükür (ve sebât)edenlere mükâfât verecektir. (Âl-i İmrân sûresi: 144)Muhammed (aleyhisselâm) Allahü teâlânın insanlara gönderdiği peygamberidir.O'nunla birlikte olanlar kâfirlere karşı şiddetlidirler. Biribirlerine karşı pekmerhâmetlidirler. (Feth sûresi: 29)Ben Muhammed'im. Ben Mâhî'yim ki, Allahü teâlâ benimle küfrü yok eder. BenHâşir'im ki, halk kıyâmet günü benim izimce haşr olunacak (toplanacak) tır. Ben Âkıb'ımki, benden sonra peygamber yoktur. (Hadîs-i şerîf-İslâm Âlimleri Ansiklopedisi)Muhammed aleyhisselâm Allahü teâlânın Resûlü yâni peygamberidir. Habîbi (sevgilisi)dir.Peygamberlerin en üstünü ve sonuncusudur. Babası Abdülmuttalib'in oğlu Abdullah, annesiVehb'in kızı Âmine Hâtun'dur. Mîlâdın 571 senesi Nisan ayının yirmisine ra stlayanRebî-ül-evvel ayının on ikinci Pazartesi gecesi sabaha karşı Mekke'de doğdu. Babası Odoğmadan önce vefât etti. Altı yaşındayken annesi, sekiz yaşındayken dedesi vefât etti. Sonraamcası Ebû Tâlib'in yanında büyüdü. Yirmi beş yaşında hazret-i Hadîce ile evlendi. Bundandört kızı iki oğlu oldu. Kırk yaşında bütün insanlara ve cinne peygamber olduğu bildirildi. Üçsene sonra herkesi îmâna çağırmaya başladı. Elli iki yaşındayken bir gece Mekke'den Kudüs'eve oradan göklere götürülüp, getirildi. Mîrâc adı verilen bu yolculuğunda Cennetleri,Cehennemleri, Allahü teâlâyı gördü. Beş vakit namaz bu gece farz oldu. Mîlâd'ın 622 yılındaAllahü teâlânın emriyle Mekke'den Medîne'ye hicret etti (göç etti). Vefâtına kadar İslâmiyet'iyaymaya ve insanları iki cihân seâdetine (mutluluğuna) kavuşturmağa çalıştı. Hicrî on bir (M.632) senesinde Rebî-ul-evvel ayının on ikinci Pazartesi günü öğleden evvel vefât etti. Salı'yıÇarşamba'ya bağlayan gece yarısı, vefât ettiği odaya defn edildi. (İbn-ül-Esîr, İmâm-ı Süyûtî,Halebî, Abdülhak-ı Dehlevî, Zerkânî)Muhammed aleyhisselâm beyaz idi. İnsanların en güzeli idi. O her zaman dünyânın heryerinde olan ve gelecek bütün insanlardan her bakımdan üstündür. Aklı, fikri, güzel huyları,bütün organlarının kuvveti her insandan fazla idi. Ümmî idi yâni hiç mekt ebe gitmedi.Kimseden ders almadı, fakat Allahü teâlânın bildirmesi ile her şeyi bilirdi. (İmâm-ı Kastalânî)Allahü teâlâ Cebrâil aleyhisselâm adındaki bir melek ile Muhammed aleyhisselâma Kur'ân-ıkerîmi gönderdi. İnsanlara dünyâda ve âhirette lüzûmlu ve faydalı olan şeyleri emr etti. Zararlıolanları yasakladı. Bu emirlerin ve yasakların hepsine İslâm dîn i veya İslâmiyet denir.Muhammed aleyhisselâmın her sözü doğrudur, kıymetlidir, faydalıdır. Muhammedaleyhisselâmın sözlerinden birine inanmayan, beğenmeyen kimse kâfir (îmânsız) olur.Muhammed aleyhisselâmı sevmek; bütün seâdetlerin (mutlulukların), rahatlıkların, iyiliklerinbaşıdır. O'nun peygamber olduğuna inanmamak ise bütün sıkıntıların, kötülüklerin başıdır.(Tirmizî, Beyhekî, İmâm-ı Rabbânî,Seyyid Abdülhakîm Arvâsî)
Muhammed Sûresi (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kur'ân-ı kerîmin kırk yedinci sûresi.Muhammed sûresi, Medîne-i münevverede nâzil oldu (indi). Otuz sekiz âyet-i kerîmedir.İkinci âyetinde Resûl-i ekremin ism-i şerîfi geçtiğinden sûreye Sûret-ül-Muhammed denilmiştir.Ayrıca yirminci âyet-i kerîmede kıtale (adam öldürmeye) işâret olduğu için Sûret-ül-Kıtal dadenilmektedir. Sûrede Resûl-i ekreme inanan ve Hakk'a uyan mü'minlerin bağışlanacağı,bunların kavuşacakları Cennet nîmetleri, cihâddan kaçanların Allahü teâlânın gazâbınauğradığı, dünyâ hayâtının geçiciliği ve cimrilik yapanların kendilerine yazık ettiğibildirilmektedir. (İbn-i Abbâs, Taberî, Kurtubî, Râzî)Allahü teâlâ Muhammed sûresinde meâlen buyuruyor ki:Ey îmân edenler! Allahü teâlânın yoluna gider, O'nun dînine yardım ederseniz, O dasize yardım eder ve ayaklarınızı doğru yoldan ayırmaz. (Âyet: 7)Kim Muhammed sûresini okursa, Allahü teâlânın ona Cennet nehirlerinden içirmesihak olur. (Hadîs-i şerîf-Kâdı Beydâvî Tefsîri)
Muhammed-ül-Emîn (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
"Doğru sözlü ve güvenilir" mânâsına Peygamber efendimizin lakabı.Muhammed aleyhisselâmın peygamber olduğu kendisine bildirilmeden önce ve sonra hiçyalan söylemediği, bunun için de düşmanları arasında bile Muhammed-ül-emîn adıyla meşhûrolduğu güneş gibi meydandadır. İslâm düşmanlarının taşkınlıkları gözlerini kör etmiş ve okadar karartmıştır ki, bu açık hakîkati saklayacak kadar alçalmışlardır. (İmâm-ı Gazâlî)Mükemmel bir insan olduğunu bütün dünyânın tasdîk ettiği Muhammed aleyhisselâma sonderece dürüstlüğü ve sadâkati (doğruluğu) sebebi ile en büyük düşmanları dahiMuhammed-ül-emîn derlerdi. (Kürschner)Resûlullah efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem otuz beş yaşındayken yağan yağmur veseller Kâbe'nin duvarlarını yıpratmıştı. Mekkeliler, binâyı yeniden inşâ etmeye başladılar.Hacer-ül-esved taşını yerine koyma sırası gelince; her kabîle onu koyma şerefine kendisikavuşmak istediğinden aralarında tartışmalar büyüdü. Dört beş gün süren bu anlaşmazlıksebebiyle neredeyse kan dökülecekti. Sonunda orada bulunanlar, Benî Şeybe kapısı tarafındanilk gelen kimsenin hakemliğini kabûl etmeye karar verdiler. O kapıdan girecek kimseyibeklemeye başladılar. O sırada Muhammed-ül-emîn lakabıyla bilinen ve hep kendisine güvenilirdedikleri Muhammed aleyhisselâm kapıdan girdi. İşte Muhammed-ül-emîn O'nun hükmünerâzıyız dediler. Peygamber efendimiz bir örtü üzerine Hacer-ül-esvedi koyup her kabîleden birkişiye tutturarak taşı yerine yerleştirdi. Böylece büyük bir anlaşmazlık Muhammed-ül-emîninhakemliğiyle son buldu. (Molla Miskîn, İbn-i Hişâm, Abdülhak Dehlevî)
MUHANNES (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
İşlerini, sözlerini, hareketlerini ve şeklini kadınlara benzeten erkek.Muhanneslik yapanlar mel'ûndur. Bunlar için, hadîs-i şerîfte; "Kendilerini kadınlarabenzeten erkeklere ve erkeklere benzeten kadınlara, Allah lânet eylesin!" buyruldu.(Abdülhak-ı Dehlevî)İslâm hukûkuna göre bir erkeğe hakâret etmek kastıyla; "Ey Muhannes!" diyen, ta'zîrolunur (cezâlandırılır). (İbn-i Âbidîn)
MUHARREF (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Tahrif edilmiş, değiştirilmiş, bozulmuş.Allahü teâlâ peygamberleri aracılığıyla insanlara yüz adedi suhuf (forma), dördü büyükkitâb olmak üzere yüz dört kitâb gönderdi. Bu kitabların bir kısmının mevcûdu kalmadı, birkısmı ise tahrîf edildi. Mevcûdu bulunan kitablardan Tevrât ve İncîl muh arreftirler. Papazlartarafından değiştirilmiştir. Muharref olmayan tek ilâhî kitab Kur'ân-ı kerîmdir. (MevlânâHâlid-i Bağdâdî)Mûsâ ve Yûşâ aleyhimesselâmdan sonra, Buhtunnasar Bâbil'den gelip Kudüs'ü aldı.Süleymân aleyhisselâmın yapmış olduğu Mescid-i Aksâ'yı yıktı. Tevrâtları yaktı, iki yüz binkişiyi öldürdü, yetmiş bin din adamını esir alarak Bâbil'e götürdü. Daha sonra serbest bırakılanİsrâiloğulları, Üzeyr aleyhisselâmdan sonra bozuldular. Tevrât'ı değiştirerek muharref hâlegetirdiler. İncîl de ilk şeklinde olduğu gibi saklanamadı; hıristiyan din adamları tarafındandeğiştirildi. (Harputlu İshâk Efendi)Allahü teâlâ tarafından bildirilen ilâhî dinler, muharref dinler ve muharref olmayan dinlerdiye kısımlara ayrılır. Yahûdîlik ve hıristiyanlık muharref dinlerdir. Muharref olmayan tek dinise İslâmiyet'tir. (Harputlu İshâk Efendi)
MUHARREM AYI (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Hicrî kamerî yılın ilk ayı.Ramazan'dan sonra oruçların en fazîletlisi, Muharrem ayında tutulan oruçtur.Farzlardan sonra en fazîletli namaz da gece namazıdır. (Hadîs-i şerîf-Et-Tergîb vet-Terhîb)Kim arefe günü oruç tutarsa, iki senelik günâhına keffâret olur ve kim de, Muharremayında bir gün oruç tutarsa, her bir günü için otuz gün sevâbı yazılır. (Hadîs-işerîf-Taberânî)Muharrem ayı, Kur'ân-ı kerîmde kıymet verilen dört aydan biridir. Aşûre, bu ayın enkıymetli gecesidir. Allahü teâlâ, birçok duâları Aşûre günü kabûl buyurmuştur. (Bkz. AşûreGünü). (Muhammed Rebhâmî)İslâmiyet'in ilk zamanlarında ve İslâmiyet'ten evvel, Receb, Zilka'de, Zilhicce ve Muharremaylarında harb etmek haram idi. İslâmiyet'ten evvel Arablar, Receb veya Muharrem aylarındaharb edebilmek için, ayların yerini değiştirir, ileri veya geri alı rlardı. Resûlullah efendimiz,hicretin onuncu senesinde, doksan bin müslüman ile vedâ haccı yaptığı zaman; "Ey Eshâbım!Haccı tam zamânında yapıyoruz. Ayların sırası, Allahü teâlânın yarattığı zamandakigibidir" buyurdu. (Ali Cürcânî)
MUHARREM GECESİ (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Muharrem ayının birinci gecesi, müslümanların hicrî-kamerî yılbaşı gecesi.Muharrem ayı, hicrî kamerî senenin birinci ayıdır. Muharrem ayının birinci günümüslümanların kamerî senesinin, birinci günüdür. Müslümanlar, kendi sene başı gecelerinde vegünlerinde müsâfeha ederek, mektuplaşarak tebrikleşir. Birbirlerini ziyâret e der vehediyeleşirler. Sene başını mecmûa ve gazetelerde kutlarlar. Yeni senenin, birbirlerine ve bütünmüslümanlara hayırlı ve bereketli olması için duâ ederler. Büyükleri, akrabâyı, âlimleri evindeziyâret edip, duâlarını alırlar. O gün, bayram gibi temiz giyinirler. Fakirlere sadaka verirler. (M.Sıddîk Gümüş)
MUHARREMÂT (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
1.Yapılması dînen yasaklanmış, haram olan işler, haramlar.Muharremâttan bâzıları şunlardır:İnanmamak (küfür), kalp kırmak, büyüklenmek (kibir),yalan söylemek ve yalancı şâhidlik etmek, ayıplanmaktan korkmak, insanları çekiştirmek(gıybet), kıskançlık (haset), koğuculuk (nemmâmlık), söz taşımak, gösteriş, a lay etmek,kızmak, münâkaşa etmek, isrâf etmek, müstehcenlik ve fuhuş. (Hâdimî)2.Nikâhlanılması (evlenilmesi) dînen haram kimseler. Nikâh düşmeyenler.Yirmi beş kadın muharremâttan olup, bunlardan on sekizi ebedî mahremdir. Yâni ölünceyekadar kendileriyle evlenilmez. (Saidüddîn Fergânî)Erkeğin ve kadının nikâhlanıp hiç evlenemeyeceği muharremâttan olan kimselerin yedisinesepten (soydan), yedisi sütten, dördü de sıhriyyet (evlilik) ile olan akrabâlarıdır. (M.Mevkûfâtî, M. Zihnî Efendi)