"mû
" Kelimesi için arama sonuçları
MUHLAS (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Devamlı ihlâs sâhibi olan. Her şeyi Allahü teâlânın rızâsıyla yapan. (Bkz. İhlâs)Âyet-i kerîmede meâlen buyruldu ki:İblis; "Senin mutlak kudretine and olsun ki, onlardan (Allahü teâlânın kullarından)muhlas olanlar hâriç, hepsini mutlaka azdıracağım" dedi. (Sâd sûresi: 82, 83)Uğraşmadan, zorlamadan, külfetsiz ele giren ihlâs, devamlıdır ve Hakk-ul-yakînmertebesinde ele geçer. Devamlı ihlâs sâhibi muhlastır. Muhlas olana, ibâdet yapmak, tatlı vekolay olur. Çünkü bunlarda, nefislerinin arzusu ve şeytanın vesvesesi kalmamı ştır. Böyle ihlâs,insanın kalbine ancak bir velînin kalbinden gelir. Muhlaslar ile ihlâsı çalışarak elde edenmuhlisler arasında çok fark vardır. Tasavvuf yolunda ilerleyenlerin, ilimde ve ameldeöğrenmekle, anlamakla, hâsıl olan bilgiler, bunlara keşf yolu ile hâsıl olur. Ameller, ibâdetlerkolayca, seve seve yapılıp, nefisten ve şeytandan hâsıl olan tembellik ve gevşeklik kalmaz.Günahlar, haram olan şeyler çirkin, iğrenç görünür. (İmâm-ı Rabbânî)
MUHLİS (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
İhlâs sâhibi. Niyetini ve ihlâsını düzeltmeye uğraşan kimse. (Bkz. İhlâs)Bütün mü'minler, ibâdet yaparken, Allahü teâlâ emrettiği ve beğendiği için yapmağa niyetediyorlar. Böylece ihlâs ile yapıyorlar. Fakat bütün işlerin, iyiliklerin hep ihlâs ile yapılması vebu ihlâsın kalbden gelmesi lâzımdır. İbâdetlere başlarken ya pılan niyet, ihlâs; zahmet çekerek,kendini zorlayarak hâsıl oluyor ve kısa bir zaman devâm ediyor.Sonra kalbe nefsin arzûlarıgeliyor. Muhlis, niyetini ve ihlâsını devamlı düzeltmeğe çalışır. (İmâm-ı Rabbânî)
MUHSAN (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Evli veya dul olan iffetli müslüman erkek. Evli olan iffetli kadına muhsana denir.Âyet-i kerîmede meâlen buyruldu ki:Bugün size temiz ve iyi şeyler helâl kılınmıştır. Kendilerine kitap verilenin (yahûdî,hıristiyan vb.) yiyeceği size helâldir, sizin yiyeceğiniz de onlara helâldir. Mü'minkadınlardan muhsan olanlar ile daha önce kendilerine kitap verilenlerden muhsankadınlar da, nâmuslu olmak, zinâ etmemek ve gizli dost tutmamak üzere mehirlerinivermeniz şartıyla size helâldir... (Mâide sûresi: 5)Zinâ haddi iki çeşittir. Birisi muhsan olan kişi içindir. Haddi (cezâsı) bir meydanda ölünceyekadar taşlanmaktır. İkincisi muhsan olmayan kimse içindir. Haddi (cezâsı) yüz sopadır. (MollaHüsrev, Alâüddîn-i Haskefî)Dünyâda yapılan işin karşılığının nasıl olacağını, Allahü teâlâdan başka kimse bilmez. İnsanbilgisi bunu anlıyamaz. Meselâ muhsan olan bir kimseyi kazf edene (zinâ lafı atana) seksensopa vurulmasını emreylemiştir. (Ahmed Fârûkî)İslâmiyet'te muhsan olan erkek veya kadına zinâ lafı atmak büyük günahtır. (Alâüddîn-iHaskefî)MUHSÎ (El-Muhsî): Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Bütünmahlûkâtın sayısını, miktârını bilen ve kendisine hiçbir şey gizli olmayan.Muhsî ism-i şerîfini söyliyen kimse, Allahü teâlânın izniyle başkalarını cezbeder, itâati altınaalır. (Yûsuf Nebhânî)
MUHSİN (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
İyilik ve ihsân eden.Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki:(O takvâ sâhipleri ki); bollukta ve darlıkta harcayıp yedirenler, öfkelerini yenenler,insanların kusurlarını bağışlayanlardır. Allah muhsinleri sever. (Âl-i İmrân sûresi: 134)Sana nasîhat şudur ki, dört huy ile huylan böylece muhsinler zümresinden (kısmından)olursun.1) Genişlikte (zenginlikte) zekât, darlıkta sadaka ver.2) Gazâb (öfke) zamânında gazâbını ve hırsını yen.3) Başkasının aybını görünce, onu açmayıp, kapatmaya çalış.4) Hizmetçiye, ehline (hanımına) evlâd ve akrabâya ihsân ederek onları hoş tut. (İmâm-ıGazâlî)
MUHTÂC (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
İhtiyâc sâhibi. Akşam evinde yiyecek bulamayacak derecede fakîr kimse.Her kim ihtiyâcından fazla bir suyu, muhtac olanlardan esirgerse, kıyâmet günündeAllahü teâlânın kerem ve ihsânına kavuşamaz. (Hadîs-i şerîf-Nasb-ür-Râye)Ey falan! Dünyâdaki nasîbin ne ise ve nerede olursa gelip seni bulacaktır. Sen ise,dünyâdaki nasîbinden daha çok âhirettekine muhtâcsın. Âhiret nasîbini, dünyâ nasîbine tercihet! Dünyâ nîmetleri geçicidir. Âhiret için elde ettiklerin ise, nerede ol ursa olsun senindir.(Mu'âz bin Cebel)
MUHTÂR (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Null
Muhtâr Kavl (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Bir mes'elede, bir mezhebin âlimlerinin çoğu tarafından mezhebin içinde mevcûdictihâdlardan (büyük âlimlerin kitâb ve sünnetten çıkardıkları hükümlerden) seçilen ve buseçime göre üstün tutulan ve fetvâya esâs alınan kavl, söz.Kitaba ve sünnete yâni Kur'ân-ı kerîme ve hadîs-i şerîflere uygun îtikâd (îmân etmek) lâzımolduğu gibi, müctehidlerin (büyük din âlimlerinin) kitâb ve sünnetten çıkardıkları hükümlereuygun işleri yapmak da lâzımdır. Mukallidlerin (müctehid olmayanı n), bir müctehide uymasıyâni bir mezhebe bağlı olması lâzımdır. Bulunduğu mezhebin muhtâr olan kavline uymalıdır.(İmâm-ı Rabbânî)
MUHTÂRİYYE (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Şia fırkasının kollarından biri. Bu fırkaya Keysâniyye ve Bedâiyye de denir. KurucusuMuhtâr bin Ebî Ubeyd es-Sakafî'dir. (Bkz. Şia, Keysâniyye)Muhtâriyye fırkası, İmâm-ı Zeynelâbidîn'e inanmadı. İmâmiyye fırkası Zeyd-i Şehîd'e,İsmâiliyye fırkası da Mûsâ Kâzım'a inanmadı. (İmâm-ı Rabbânî)
MUHTEKİR (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
İnsan ve hayvan yiyecek maddelerini piyasadan toplayıp pahalanınca satan kimse.Karaborsacılık yapan. (Bkz. İhtikâr)Muhtekir ne fenâ bir kuldur. Allahü teâlâ fiyatları ucuzlatırsa adamın keyfi kaçar,yükseltirse o zaman ferahlar. (Hadîs-i şerîf-Taberânî)Muhtekir mel'ûndur. (Hadîs-i şerîf-İbn-i Mâce)Hazret-i Ali radıyallahü anh, bir muhtekirin sakladığı malların hepsini yaktırdı. (İmâm-ıGazâlî)
MUHTESİB (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Eskiden İslâm devletlerinde iyiliği emredip, kötülüğü yasaklayan, engel olan ve cemiyettegüzel ahlâk ve fazîletlerin korunmasına ve dînî hükümlerin uygulanmasına, çarşı ve pazarlarındüzenine bakmakla vazîfeli, ilim, fazîlet ve kuvvet sâhibi kimse. (Bkz. Hisbet)Hisbet; iyilikler yapılmaz olduğunda iyiliklerin yapılmasını emretmek, kötülükler yapılırolduğunda yapılmasını önlemek, nehyetmektir. Âyet-i kerîmede de meâlen; "Sizden, insanlarıiyiliğe çağıran bir cemâat olsun ki, ma'rûfu (yâni kitab ve sünnete uymayı) emreder vemünkeri (kötülükleri) yasak eder hâlde bulunsunlar" (Âl-i İmrân sûresi: 104) buyrulmuştur.Bu farz olan işleri yaptırmak muhtesibin görevidir. (İmâm-ı Mâverdî)Hadîs-i şerîfte; "Günâh işleyeni gören, eli ile mâni olsun. Buna gücü yetmezse, dili ilemâni olsun" buyruldu. Emr-i ma'rûf ve nehy-i münkeri el ile yapmak hükûmet adamlarına yânimuhtesib ve kâdılara, dil ile yapmak, din adamlarına, kalb ile yapmak da her müslümanafarzdır. (Abdülganî Nablüsî)