"mû
" Kelimesi için arama sonuçları
MÜCÎB (El-Mücîb) (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kullarının duâlarını kabûl eden mânâsına Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından.Dert ve belâlar gelince, Allahü teâlâya sığınmalı, âfiyet vermesi, kurtarması için duâ etmeli,O'na yalvarmalıdır. Allahü teâlâ duâ edenleri, sıhhat ve selâmet isteyenleri sever. O mücîbdir.(İmâm-ı Rabbânî)
MÜCMEL (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Bir açıklayıcı tarafından, açıklanmadıkça mânâsı anlaşılmayan kapalı lafız (söz).Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: İnsan, hırslı ve sabrı az yaratıldı. (Meâric sûresi:19) Âyet-i kerîmede hırslı ve sabrı az mânâsına olan "helû" lafzı mücmel olup, ondan sonragelen; "Ona bir sıkıntı dokunursa, feryâd eder. Ona hayır (mal) isâbet ederse cimrilikeder" (Meâric sûresi: 20,21) âyet-i kerîmeleri ile açıklanmıştır. (Serahsî)Ahkâm (hükümlerle ilgili) âyetlerinin ekserisi, mücmeldir. Bunların çoğunu Peygamberimizsallallahü aleyhi ve sellem açıklamıştır. Meselâ, mücmel olan salât lafzını; "Ben nasıl salât(namaz) kılıyorsam, siz de öyle kılın" buyurarak îzâh etmişlerdir. (Serahsî)Resûlullah'tan (sallallahü aleyhi ve sellem) ve Eshâb-ı kirâmdan (radıyallahü anhüm) gelenhaberlere ve âlimlerin tefsîrlerine ve tefsîr ilminin usûlüne bakmadan ve Kureyş lügatınıbilmeden ve hakîkat (sözün hakîki, asıl mânâsı) ile mecâzî (hakîki ol mayan mânâsını)düşünmeden, mücmel, mufassal (geniş mânâsını), umûmî ve husûsî olanları birbirindenayırmadan ve âyet-i kerîmelerin indirilme sebebleri gibi daha pekçok şeyi araştırmadan verilenmânâyı, Allahü teâlânın murâdı, kasdettiği mânâ diye söylemek doğru değildir. (AbdülhakîmArvâsî)
MÜCRİM (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kâfir. Günâhkâr.Allahü teâlâ, âyet-i kerîmelerde meâlen buyuruyor ki:(Ey nîmetleri inkâr eden kâfirler!) Az bir zaman (ölünceye kadar) dünyâda, hayvanlargibi yiyin, için, zevk edinin. Şüphesiz ki siz mücrimlersiniz. (Mürselât sûresi: 46)Kıyâmet günü, yâni insanlar dirilip bir araya geldikleri gün, Allahü teâlânın emriyle,Resûlullah efendimiz, Kur'ân-ı kerîmi gâyet güzel ve tatlı bir şekilde okur, mü'minlerin (Allah'ave Resûlullah efendimize inanıp îmân edenlerin) yüzleri güler ve sevinirler. Kur'ânı kerîmeinanmayanların yüzleri gâyet çirkin olur. Bu anda bir nidâ (ses) gelir ki: "Ey mücrimler! Şimdisizler ayrılınız!" denir. O zaman, herkesi büyük bir korku alır... (İmâm-ı Gazâlî-Kıyâmet veÂhiret)Sırât yâni Cehennem'in üzerine kurulacak köprüden geçemeyip düşen mücrimler,Cehennem hazenesine yâni azâb meleklerine teslim olunurlar. Ağlayıp inlemeğe başlarlar.(İmâm-ı Gazâlî)
MÜCTEBÂ (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Seçilmiş mânâsına, Resûlullah efendimizin mübârek sıfatlarından.Eğer ümmet isen, ol müctebâya,Uymalısın sünnet-i Mustafâ-yı safâya.(M. Sıddîk Gümüş)
MÜCTEHİD (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
İctihâd makâmına yâni Kur'ân-ı kerîmden, hadîs-i şerîf ve diğer dînî delillerden hükümçıkarma derecesine yükselmiş büyük din âlimi. Bütün İslâm ilimleri ve zamânın fen bilgilerindesöz sâhibi âlim. (Bkz. İctihâd)Yanılan müctehide bir sevâb, doğruyu bulana iki veya on sevâb vardır. İki sevâbdanbirincisi, ictihâd etmek (Kur'ân-ı kerîm ve hadîs-i şerîflerden hüküm çıkarma) sevâbıdır.İkincisi, doğruyu bulmak sevâbıdır. (Hadîs-i şerîf-Hadîka)İctihâd makâmına varan âlimlerin kendi ictihâdlarına (Kur'ân-ı kerîm ve hadîs-i şerîflerdençıkardıkları hükümlere) göre hareket etmeleri lâzımdır.Başka müctehide uymaları câiz (uygun)değildir. İctihâd, ibâdet yâni Allahü teâlânın emri olduğundan, h içbir müctehid, diğermüctehidin ictihâdına yanlış dememiştir. (İbn-i Nüceym)
Müctehid Fil-Mes'ele (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Mezheb reîsinin (imâmının) bildirmediği mes'eleler için mezhebin usûl ve kâidelerine görehüküm çıkaran İslâm âlimi.Müctehid fil-mes'elenin, çıkan mes'elelere âit çıkardığı hükümlerin, mezheb reisininkoyduğu esaslara uygun olması şarttır. Hassâf, Tahâvî, Kerhî, Şems-ül-eimme Hulvânî,Şems-ül-eimme Serahsî, Pezdevî ve benzerleri olan derin âlimler, bu üçüncü tabak adan olanmüctehidlerdir. (Kemâl Paşazâde, Ahmed bin Süleymân)
Müctehid Fil-Mezheb (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Mezhebde müctehid; mezheb reisinin (imâmının) koyduğu usûl ve kâidelere uyarak, dörtdelîlden (Kitâb, yâni Kur'ân-ı kerîm, sünnet, icmâ', kıyâs, (Bkz. İlgili maddeler) hüküm çıkaranİslâm âlimi. Buna, müctehid-i mukayyed ve müctehid-i müntesib de den ir.Ebû Yûsuf, İmâm-ı Muhammed Şeybânî ve İmâm-ı a'zâm'ın bunların derecesindeki diğertalebeleri, müctehid fil-mezhebdir.Bunların çıkardıkları hükümlerden bâzıları, İmâm-ı a'zam'ınçıkarmış olduğu hükümlere uymayabilir. İctihâd derecesine yükseldikleri için, kendiçıkardıkları hükümlere uymaları şarttır. (Kemâl Paşazâde Ahmed bin Süleymân)Müctehid fil-mezheb olan İmâm-ı Muhammed Şeybânî, din bilgilerinde bin kadar kitâbyazmıştır.Talebesinden olan İmâm-ı Şâfiî'nin annesini nikâh ettiği için, vefât edince, kitâblarıİmâm-ı Şâfiî'ye kalarak, onun bilgisinin artmasına vesîle olmuştur. Bu nun için İmâm-ı Şâfiî;"Yemin ederim ki, fıkıh (dînî hükümler konusundaki) bilgim, İmâm-ı Muhammed'in kitablarınıokumakla arttı. Fıkıh bilgisini derinleştirmek isteyen, Ebû Hanîfe'nin talebesi ile berâberbulunsun" buyurdu. (Ahmed Zühdü)Müctehîd fil-mezheb olan âlim, kendi mezheb imâmına uymaz. Kendi re'yi ile fetvâ (dînîsuâllere cevâb) verir. Fakat delîlleri, mezheb imâmının usûl ve kâidelerine göre arar. Bukâidelerin dışına çıkmaz. (İmâm-ı Süyûtî)Müftî, mutlak müctehid değilse (Bkz. Müftî) , müctehid fil-mezheb olması lâzımdır. Böyleolmayana müftî denilmez, nâkil dînî hükümleri, fetvâları nakleden denir. (İbn-i Âbidîn)
Müctehid-i Fiş-Şer' (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Dînî hükümleri, Kur'ân-ı kerîm ve hadîs-i şerîflerden çıkarırken, kendine mahsûs kâide veusûl koyan mezheb sâhibi müctehid. Buna müctehid-i mutlak da denir. (Bkz. Müctehid-iMutlak)Dört mezhebdeki fukahâ (dînî hükümleri bildiren fıkıh âlimleri), yedi derecedir.Birincisi,müctehid-i fiş-şer' olan tabakadır. Dört mezhebin imâmları böyledir. (Ahmed Cevdet Paşa)
Müctehid-i Mukayyed (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Mezheb imâmının koyduğu usûl ve kâidelere uyarak, delîllerden yeni hükümler çıkaranİslâm âlimi. Mukayyed müctehid. (Bkz. Müctehid fil-Mezheb)Müslümanlar, ya müctehid (Kur'ân-ı kerîm ve hadîs-i şerîflerden mânâ, hüküm çıkaranİslâm âlimi) olur, yâhut ictihâd derecesine yükselmemiştir. Müctehid de, ya mutlak müctehid(Bkz. Müctehid-i Mutlak) olur, yâhut müctehid-i mukayyed olur. Mutlak müctehidin, başka birmüctehidi taklîd etmesi câiz değildir. Kendi ictihâdına uyması lâzımdır. Mukayyed müctehidinise, bir mutlak müctehidin mezhebinin usûllerine uyması vâcibdir (gereklidir). Bu usûllereuyarak yapacağı kendi ictihâdına (hükmüne) uyar. (Abdülganî Nablüsî)
Müctehid-i Mutlak (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Dînî hükümleri, Kur'ân-ı kerîmden ve hadîs-i şerîflerden ve diğer dînî delillerden(kaynaklardan) istinbât ederken, çıkarırken kendine mahsûs kâide ve usûl koyan müctehid.Buna, müctehid fiş-şer' ve müctehid-i müstekıl de denir.Dört mezhebin imâmları, müctehid-i mutlaktır. Bu dört imâmdan sonra müctehid-i mutlakyetişmedi. Hiçbir âlim müctehid-i mutlak olduğunu iddiâ etmedi. Yalnız,Muhammed Cerîr-iTaberî bu iddiâda bulundu ise de, hiçbir âlim bu sözünü kabûl etmedi. (İmâm-ı Şa'rânî)Hicretin dört yüz senesi geçtikten sonra müctehid-i mutlak yetişmediği için, bu târihtensonra gelen âlimleri taklîd etmek câiz değildir.Bu târihten evvel yetişmiş olan bir müctehidinmezhebini öğrenmek için, âlimlerin sözbirliği ile kabûl ettikleri İslâmî hükümleri bildiren fıkıhkitablarını okumak lâzımdır. (İmâm-ı Menâvî)Nisâ sûresinin, elli sekizinci âyetinde meâlen; "Uyuşamadığınız din işlerinde, Kitâba(Kur'ân-ı kerîme) ve Sünnete (Hadîs-i şerîflere) mürâcaat edin" buyrulmaktadır. Bu emir,müctehid-i mutlak olan âlime uymak için emirdir. (Mahmûd bin Abdülgayyûr Pişâvûrî)