"mû
" Kelimesi için arama sonuçları
MÜŞTEBEH (Ünlem)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Şübheli olan şey.Helâl meydandadır. Haram meydandadır. Müştebeh olanlar ikisi arasındadır.Kıyâmetekadar böyledir. (Hadîs-i şerîf-Buhârî)Herkese önce lâzım olan şey, Ehl-i sünnet vel-cemâat âlimlerinin anladıklarına vebildirdiklerine uygun olarak îtikâdı düzeltmektir. Îmânı düzelttikten sonra farzları, vâcibleri,sünnetleri, müstehâbları, haramı, helâli, mekrûhu ve müştebehi öğrenmek ve fıkıh (ilmihâl)bilgilerine göre amel etmek lâzımdır. (İmâm-ı Rabbânî)
MÜŞTERÎ (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Satın alan.Bir malı satan ile müşteri arasında anlaşılan değere malın bedeli, fiyatı denir. (Ali HaydarEfendi)Satış sözleşmesi tamam olunca, mebî (satılan mal) müşterinin mülkü olur. (AlâüddînHaskefî)Müşteri, satın aldığı bir şeyin kusûrunu düzeltse, geri vermek hakkı kalmaz. Satın alınan birhayvana binmek, kabûl etmek demektir. (İbn-i Âbidîn)
MÜT'A NİKÂHI (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Şâhidsiz olarak bir kadına belli miktarda para verip, belli bir zaman için berâber yaşamağısözleşmek.Ey müslümanlar! Kadınlar ile müt'a nikâhı yapmanıza izin vermiştim. Fakat şimdibunu, Allahü teâlâ harâm etti. Kimin yanında böyle kadın varsa, onu salıversin ve onaverdiği malı geri almasın! (Hadîs-i şerîf-Müslim, İbn-i Mâce)Müt'a nikâhı, dört mezhebde (Hanefî, Şâfiî, Mâlikî, Hanbelî) de harâmdır. (Abdülvehhâb-ıŞa'rânî)
MÜTÂBE'AT (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Tâbi olmak, uymak.İki cihân seâdetine kavuşmak, ancak ve yalnız, dünyâ ve âhiretin efendisi olan Muhammedaleyhisselâma mütâbeat iledir. O'na mütâbeat için, îmân etmek ve ahkâm-ı İslâmiyyeyi(İslâmiyet'in emir ve yasaklarını) öğrenmek ve yapmak lâzımdır. (İmâm-ı Rabbânî)Resûlullah'a mütâbeat; dînimizin emir ve yasaklarına uymak ve kâfirlik âdetleriniterketmekle olur. (İmâm-ı Rabbânî)Resûlullah'a mütâbeat niyyetiyle gün ortasındaki uyku (kaylûle); mütâbeatla olmayan çetinriyâzet ve şiddetli mücâhedelerden üstündür. (İmâm-ı Rabbânî)Resûlullah'a mütâbeat olmadıkça kurtuluş muhâldir (imkânsızdır). (Sa'dî-i Şîrâzî)
MÜTASARRIFA (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
İnsandaki görünmeyen his organlarının beşincisi; his organları vâsıtası ile elde edilenduyuları ve mânâları karşılaştırıp, yeni mânâlar elde etmeye yarayan kuvvet.İnsandaki görünmeyen his organları beştir:Birincisi hiss-i müşterek; his organlarındanbeyindeki duygu merkezlerine gelen hâricî te'sirlerin hepsi, burada toplanır. İkincisi, hayâldir.Hiss-i müşterekte toplanıp anlaşılan, his edilen şeyler burada sa klanır. Üçüncüsü vâhimedir.Meselâ düşmanlık, korku gibi, hissedilenler burada saklanır. Dördüncü kuvvet hâfızadır.Vâhimenin anladığı mânâları saklar. Beşincisi mütasarrıfadır. (Ali bin Emrullah)
MÜTE'ÂL (El-Müte'âl) (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (ism-i şerîflerinden). Düşünülebilen, akla gelen, hayâledilebilen her şeyden başka bunlardan pâk, temiz ve yüce olan.Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki:(Allahü teâlâ) görünmeyeni de görüneni de bilir. Büyüktür, Müte'âl'dir. (Ra'd sûresi: 9)El-Müte'âl ism-i şerîfini söyliyenin hâli düzelir, derecesi yükselir. (Yûsuf Nebhânî)
MÜTEAHHİRÎN (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Sonra gelenler. Kelâm ilminde İmâm-ı Gazâlî ile, diğer İslâmî ilimlerde Şems-ül-EimmeHulvânî ile başlayıp onlardan sonra gelen âlimler.Hanefî ve Hanbelî mezheblerinde, ücret ile ezân okutmak, imâm tutmak, Kur'ân-ı kerîmöğretmek, din dersi öğretmek câiz değildir. Müteahhirîn din âlimleri, Kur'ân-ı kerîm ve dindersi öğretmek ve ezân, imâmlık için para ile adam tutmak câiz olur dedi. Bunlara sözleşilenücretin verilmesi lâzım olur. Aslında ücret ile ibâdet yaptırmak câiz değildir. Ancak sonzamanlarda, dinde gevşeklik olduğundan, Kur'ân-ı kerîm ve din bilgilerinin unutulmaması,imâmlığın ve müezzinliğin yapılabilmesi için ücretle yaptırılması zarûret hâline gelmiştir. (İbn-iÂbidîn)
MÜTEASSIB (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Taassub eden; yanlış bir şeyi müdâfaada körü körüne inât ve ısrâr eden, haksız yeredüşmanlık eden.Müteassıb papazlar olmasaydı, hıristiyanların hepsi müslüman olurdu. (İmâm-ı Birgivî)Mektebde okurken, bize müslümanların vahşî, hele Türklerin büsbütün müteassıb vegaddar olduğu öğretilmişti. Hâlbuki hayâtımın en güzel günleri İstanbul'da geçti. Kendileri iletemas ettiğimiz müslümanlar, son derece nâzik, kibar ve medenî insanlardı . Ancak bizi asılşaşırtan; Türklerin Îsâ aleyhisselâmdan nefret etmemeleri ve ona da bir peygamber olarakinanmaları oldu. Bizim âyinlerimize müdâhale etmiyor, ibâdetlerimizle alay etmiyorlardı. Bizebir insan olarak hürmet ediyorlar, bizim müslümanları şeytana uymuş Allah'sızlar olarakgörmemize mukâbil, onlar dînimize karşı en ufak bir fenâ kelime bile kullanmıyorlardı. Evetmüteassıb olan bizdik. (Georgina Max Müller)
MÜTEAYYİN (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Teayyün eden. Belli, âşikâr ve meydanda olan. (Bkz. Teayyün)
MÜTEHASSIS (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
İhtisas sâhibi, uzman. Bir işin hakîkatini, iç yüzünü çok iyi bilen, bir ilim dalında veyameslekte mâhir olan.Evliyâ, kalb, rûh mütehassısları olup, herkesin bünyesine ve hastalığına ve zamânınınzulmetine ve fesâdına (bozukluğuna) uygun olarak rûhun ilâclarını hadîs-i şerîflerden seçereksöylemişler ve yazmışlardır. (Sarı Abdullah Efendi)İslâm bilgilerinin ve tasavvuf bilgilerinin mütehassısı Seyyid Abdülhakîm Efendi; "Kur'ân-ıkerîmden ve hadîs kitâblarından sonra İslâm kitâblarının en üstünü İmâm-ı Rabbânî'nin,Mektûbâtıdır" ve "İslâm âleminde İmâm-ı Rabbânî'nin Mektûbâtı kadar kıy metli bir kitab dahayazılmamıştır" buyurdu. (M. Sıddîk Gümüş)