"

" Kelimesi için arama sonuçları
İslami Terimler Sözlüğü

MÜZÂREA ŞİRKETİ (İsim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Null
İslami Terimler Sözlüğü

MÜZDELİFE (İsim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Mekke-i mükerremede Minâ ile Arafât arasında bulunan, Âdem aleyhisselâmla hazret-iHavvâ'nın yeryüzünde ilk buluştukları yer.Hac esnâsında Arafât'tan dönüşte Müzdelife'de bir müddet durmak vâcibdir. (İbn-iNüceym)Arefe (Kurban bayramından önceki gün) gecesi Müzdelife'de yatmak sünnettir. Arafât'tanMüzdelife'ye gelip burada yatsı vakti olunca, akşam ve yatsının farzları birleştirilerek cemâat ilekılınır. Akşam namazını Arafât'ta veya yolda kılanların Müzdeli fe'de tekrar cemâat ile veyayalnız olarak yatsı ile birlikte kılması lâzımdır. Müzdelife'de fecr (tanyeri) ağardıktan sonravakfeye durmak da haccın sünnetlerindendir. Gece Müzdelife'de yatıp fecr açılırken sabahnamazını hemen kılıp sonra Meş'ar-il-haram denilen yerde ortalık aydınlanıncaya kadar vakfeyedurulur. Güneş doğmadan önce Minâ'ya hareket edilir. (Mevkûfâtî)Hac ve ömre için ihrâma girerken, Mekke'ye, Medîne'ye girerken, Müzdelife'de vakfeyedururken, cenâze yıkayacağı zaman, hacâmat (kan aldırma) olduktan sonra, Kadr, Arefe, Berâtgeceleri ve deli iyi olunca, çocuk bâliğ ve kâfir müslüman olunca gusl et meleri (boy abdestialmaları) müstehâbdır. (Ebû Bekr Ali)
İslami Terimler Sözlüğü

MÜZİLL (El-Müzill) (İsim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Bâzı kullarını aşağı ve zelîl eden mânâsına Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzelisimlerinden).El-Müzill ism-i şerîfini yetmiş beş kere söyliyen ve sonra duâ eden kimse, hased edeninhasedinden ve zâlimin zulmünden emin olur. (Yûsuf Nebhânî)
İslami Terimler Sözlüğü

MÜZZEMMİL SÛRESİ (İsim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kur'ân-ı kerîmin yetmiş üçüncü sûresi.Müzzemmil sûresi, Mekke-i mükerremede nâzil oldu (indi). Yirmi âyet-i kerîmedir. İlkâyet-i kerîmede geçen el-Müzzemmil kelimesinden dolayı Sûret-ül-Müzzemmil denilmiştir.Müzzemmil, örtünüp bürünen demektir. (İbn-i Abbâs, Râzî, Taberî)Allahü teâlâ Müzzemmil sûresinde meâlen buyuruyor ki:Ey örtüye bürünen (Muhammed!) Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen birazönce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kur'ân oku! Doğrusu biz sana taşıması güç birgörev vereceğiz. (Âyet: 1-5)Kim Müzzemmil sûresini okursa, Allahü teâlâ ondan dünyâda ve âhirette zorluğukaldırır. (Hadîs-i şerîf-Kâdı Beydâvî Tefsîrî)N
İslami Terimler Sözlüğü

MÜTEKAVVİM MAL

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kıymetli, kullanılması mubâh ve mümkün olan mal. Bir satışın sahîh (dîne uygun) olması için malın mütekavvim olması lâzımdır.Müslümünlar için şarap, domuz ve besmelesiz kesilen veya kesmeden öldürülen hayvan, mütekavvim mal değildir. Denizdeki henüz tutulmamış balık mütekavvim mal değildir. Çünkü tutulmadığı için kullanılması veya satılması mümkün değildir. (İbn-i Nüceym, Ali Haydar) MÜTEKEBBİR (El-Mütekebbir): 1.Allahü teâlânın ism-i şerîflerinden. Yaratılanların sıfatlarından uzak, vehim ve aklın anlamasından yüksek, azamet ve kibriyâ (büyüklük) sıfatıyla her şeyden ayrılmış olup, her şeyden yüce ve yüksek olan. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Allahü teâlânın ilâhlıkta şerîki, ortağı yoktur. Mülkü hiç yok olmayan bir meliktir. Noksanlık olan her şeyden münezzehtir. Ayıblardan ve kudretsizlikten uzaktır. Mü'minleri sonsuz azâbdan emîn kılmıştır. Her şey üzerine hâkim ve hâfızdır. Hükmünde gâlibdir.Mütekebbirdir. Allahü teâlâ müşriklerin şirklerinden ve iftirâlarından münezzehtir (uzaktır). (Haşr sûresi: 23) El-Mütekebbir ism-i şerîfini söylemeye devâm eden kimse, hayırlı rızık ve bereketlere kavuşur. Allahü teâlâ bu ism-i şerîfi okuyanlara hayırlı evlâd nasîb eder. (Yûsuf Nebhânî) 2. Kibirlenen, kendisini başkalarından üstün gören, kendini beğenen. (Bkz. Tekebbür) Mal ile, evlâd ile, mevkî ile ve rütbe ile mütekebbir olmak insana hiç yakışmaz. Çünkü bunlar, kendinde bulunan üstünlükler değildir. Gelip geçer, kendinde kalmayan, insandan çabuk ayrılan şeylerdir. (Hâdimî) MÜTEKELLİM (El-Mütekellim): 1. Söyleyici mânâsına Allahü teâlânın isimlerinden. Allahü teâlâ hayy (diri), âlim (bilici), kâdir (kudret sâhibi) ve mütekellim olarak ve sonsuz zamanlarda hep hâzır ve nâzırdır (görücüdür). Hayât, ilim, kudret ve kelâm sıfatları zamansız ve mekânsız olduğu gibi, hâzır ve nâzır olması da zaman ve mekâna bağlı değildir. Allahü teâlânın sıfatlarının hepsi böyledir. (İmâm-ı Rabbânî) Âlemlerin şaşılacak bir nizâm içinde olduklarını görüyoruz. Fen her sene bunların yenilerini bulmaktadır. Bu nizâmı yaratanın hayy (diri), âlim (bilici), kâdir (gücü yetici), mürîd (dileyici), semî' (işitici), basîr (görücü), mütekellim ve hâlık (yaratıcı) olması lâzımdır. Çünkü, ölmek ve câhil olmak ve gücü yetmemek ve zorla yapmak, sağırlık, körlük ve söyleyememek birer kusurdur, utanılacak şeylerdir. Bu kâinâtı, bu âlemi bu nizâm üzere yaratanda ve yok olmaktan koruyanda böyle kusurlu sıfatların bulunması olacak şey değildir. (Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî) 2.Kelâm âlimi. (Bkz. Mütekellimîn)
İslami Terimler Sözlüğü

MU'ACCEL

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Peşin olarak verilen. Acele ödenen şey. (Bkz. Mehr) Nikâh akd edilirken (yapılırken) tek mehr söylenip, ne kadar mu'accel olduğu bildirilmedi ise, âdete ve zevcinin emsâline (akranlarına) göre söylenilenin bir miktârı mu'accel olur. Mehrin hepsi mu'accel denildi ise mu'accel olur. (Fetavâ-yı Hindiyye)
İslami Terimler Sözlüğü

MUÂHEDE

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Andlaşma. (Bkz. Ahd) İslâm halîfeliğinin bir an evvel kaldırılması İngilizlerin birinci düşünceleridir. Kırım muhârebelerine sebeb olmaları ve burada Türklere yardım etmeleri hilâfeti mahv etmek için bir hîle idi. Pâris muâhedesi bu hîleyi açıkça ortaya koymaktadır. (Abdürreşîd İbrâhim Efendi)
İslami Terimler Sözlüğü

MUÂHEZE

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Azarlama, darılma, paylama, cezâlandırma. Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyurdu ki: Allahü teâlâ sizi yemîn-i lağv (geçmiş bir şey için zan ile yanlış yemin etmek) ile muâheze etmez. Fakat (kasıdla, bilerek) akd ettiğiniz yeminlerde (geçmişte bir şey için yalan söyleyerek veya ilerde yapacağım yâhut yapmayacağım diye yalan yere yemin etmekte) muâheze eder. Onun keffâreti, çoluk-çocuğunuza yedirdiğinizin orta hâli ile on fakiri doyurmaktır. Veya çoluk-çocuğunuza giydirdiğinizin orta hâliyle birer elbiseyi on fakire giydirmektir veya bir köle âzâd etmektir. Bu üçünden birini yapmaya gücü yetmiyenin üç gün müteâkiben (peşpeşe) oruç tutmasıdır. İşte bunlar sizlerin yeminlerinize keffârettir. Lisânlarınızı yemininizi bozmaktan hıfz ediniz (koruyunuz). (Mâide sûresi: 89) Allah hiç kimseye gücü yetmeyeceği bir şeyi teklif etmez. Herkesin kazandığı kendi lehine, yüklendiği vebâl de aleyhinedir. "Ey Rabbimiz! Eğer unuttuk veya hatâ ettikse, bizi muâheze etme. Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmiyeceği şeyleri de yükleme. Günâhlarımızı affet. Bizi bağışla. Bize merhâmet eyle. Sen bizim mevlâmızsın. Artık kâfirler gürûhu (topluluğu) üzerine bize yardım et (dediler)" (Bekara sûresi: 286) Bir ümmet içerisinde, her gün yirmi beş kişi; Allahü teâlâya yirmi beş defâ istiğfâr ederse (günahlarının bağışlanmalarını dilerse) Allahü teâlâ o ümmeti umûmî azâbla muâheze etmez. (Mekhûl eş-Şâmî)
İslami Terimler Sözlüğü

MUAHHİR (El-Muahhir)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Peygamberlerini, evliyâsını, sevdiklerini kendine yaklaştırıp, kâfirleri (inanmayanları), fâcirleri, düşmanlarını, sevmediklerini kendisinden uzaklaştıran, hor ve hakîr edip alçaltan. El-Muahhir ism-i şerîfini söyleyenin tövbe etmesi kolay olur. (Yûsuf Nebhânî)
İslami Terimler Sözlüğü

MU'ÂMELÂT

(İslami Terimler Sözlüğü) :
İnsanların birbirleri arasında olan işler. Alış-veriş, kirâ, şirketler, fâiz, mîrâs gibi insanlar arasında meydana gelen işler. Fıkıh ilminin dört kısmından biri. Mu'âmelâtta bir fâsıkın (açıkça günâh işleyenin) veyâ müslüman olmıyanın sözü de kabûl edilir. Akıllı olan çocuk ve kadın da mu'âmelâtta erkek gibidir. (Alâüddîn-i Haskefî)