Results for "naşî
"
naşî (Verb)
(Kurdish - Turkish dictionary) :
tecrübesiz genç.
NASİ (Proper noun)
(Ottoman - Turkish Dictionary) :
Unutan, nisyan eden.
NAŞİ (Proper noun)
(Ottoman - Turkish Dictionary) :
Neş'et eden, yeniden vücuda gelen, yetişen, yetişmiş. * Delil, dolayı, ötürü, sebebiyle. * Geceleyin meydana gelip zâhir olan şey. * Yetişmiş oğlan veya kız.
naşı (Noun)
(Azerbaijani - Turkish Dictionary) :
ham,acemi,toy
NAŞİ (Proper noun)
(Meteorological Glossary) :
(NASHI) [i]Bora kadar kuvvetli olmasa da, Orta Asya Yüksek Basınç Merkezlerinin İran'a doğru uzanması sonucunda, özellikle İran Körfezinin girişinde, İran tarafındaki kıyılarda kışın esen kuzeydoğulu rüzgarlara verilen Arapça isim.
naşi (Adverb)
(Turkish - English dictionary) :
/dan/ 1. because of, owing to. 2. (something) which springs from, which is due to.
NASI' (Noun)
(Ottoman - Turkish Dictionary) :
Her nesnenin hâlisi. * şiddetli beyaz olan.
NASİB (Proper noun)
(Ottoman - Turkish Dictionary) :
Pay, hisse, kısmet. * Bir kimsenin elde edebildiği şey.
NAŞİB (Proper noun)
(Ottoman - Turkish Dictionary) :
Hâfız. * Ok sahibi. İçine girip yapışan nesne.
NASÎB (Proper noun)
(Islamic Glossary) :
1. Ele geçen, kavuşulan.İnsanların en akıllısı, ölümü çok hatırlayandır. Ölümü çok hatırlayan insana, dünyâdaşeref, âhirette yüksek dereceler nasîb olur. (Hadîs-i şerîf-Berîka)Ey Allah'ım! Seni sevmeyi ve seni seveni sevmeyi ve senin sevgine beni yaklaştıracakşeyi sevmeyi bana nasîb et ve senin sevgini (sıcak ve harâretli günde) soğuk suyu sevmektenbana daha sevimli kıl. (Hadîs-i şerîf-Mektûbât-ı Ma'sûmiyye)Allah'ım bana senin yolunda şehîd olmayı nasîb et. Peygamberin şehrinde ölmeyi kısmet et!(Hazret-i Ömer)Yâ Rabbî! Bizlere nihâyetsiz rahmet hazînenden nasîb eyle! Hepimizi doğru yoldan ayırma!(İmâm-ı Rabbânî)2. Allahü teâlânın ezelde takdir ettiği maddî ve mânevî rızık, kısmet.Nasîbindir gezdiren yer yer seni,Gâfil olma âkıbet yer, yer seni.Bana kahve sunulmadı deme sen,Nasîbin varsa gelir Yemen'den.(Nâbi)