"sosyal
" Kelimesi için arama sonuçları
SOSYAL SINIFLAR [İng. Social Classes]: (Sıfat)
(Sosyoloji Sözlüğü) :
Açık sınıf toplumları ve kapalı sınıf toplumlarına göre farklı değerlendirilebilen bir kavramdır. Bir toplumda kast değil de, statü tabakalaşması hâkimse,kişiler doğuştan değil (nurture); eğitim, öğretimve sosyalleşme sonunda kazandıkları statüye bağlı olarak tabakalama piramidinde yer alabiliyorlarsa, bu ti bir tabakalamada sınıflar arası hareketlilik de yoğunlaşır; aşağı ve yukarı doğru geçişler görülür. (Bkz. Sosyal Hareketlilik)Sınıf, fertler ve sosyal gruplar arasında hiyerarşik mesafeye dayalı olarak ortaya çıkan kalıplardır. (Jary D. and J., 1991)Birbirinden farklı olan fertlerin grup oluşturmalarını sağlayan ve farklılıkların harekete geçirdiği güce sınf denir. ( Marshall, F.H., 1950)Sınıf, sosyal statüye göre toplumun bir parçasının geri kalandan farkı bulunması ile gerçekleşir. Dil, konum, fonksiyon ve ihtisas sınırlamaları sınıfı doğurmaz. (maclver, R. M. 1937)Benzer değer hükümlerine, statüye ve sosyal şartlara sahip olmak sınıfları doğurur. (Dahrendorf, R., 1963)Sınıf ve sınıflar kavramlarının sosyal ilimler terminolojisine girişi, sosyal gerçekteki farklılama ile paralel olmuştur. XVIII. asrın sonlarına doğru Avrupa dillerine sınıf kavramı girer. Sınıf kavramını bu asırda Ferguson ve Miller kllanmışlardır. XIX. Asırda A. Smith çalıan sınıftan bahseder. Ricardo, Saint-Simon, Fourier, Sismondi, Schumpeter, Gurvitch vedaha sonra da F. G. engeles ve K. Marx sınflar üzerinde durmuşlardır. Hayat tarzı , eğitim ve kültür, iktisadî menfaat, iktisadî güç, sınıf şuuru sosyal sınıfları belirleyen faktörler arasında yer alırlar. Bu faktörlere ilâve olarak K. Marx, sadece sınıf şuurunu değil, ama diğer sınflara hasmane bir duygu içinde olmayı ileri sürmüştür. (Bkz. Çatışma, Proleterya) K. Marx, insanlık tarihini sınıf çatışmalarının tarihi olarak görmüş, proleterya ve burjuvazi ikileminin değişmez kavgasının süreceğini ileri sürmüştür. Oysa sanayi ihtilâlinden sonra, sanayileşme-şehirleşme sürecinde çok sınıflılık, çoğulcu tabakalaşma, artan ve genişleyen orta sınıflaşma, beyaz yakalılar dikkat çekmiştir. Ne sınıfsızlık gerçekleşmiş ne de ikili tabakalaşma zannedildiği gibi sürmüştür.
SOSYAL SİSTEM [İng. Social System]: (Sıfat)
(Sosyoloji Sözlüğü) :
Sosyal sistem,birbirleriyle karşılıklı fonksyonel ilişki içinde olan, çeşitli unsurlardan-kurumlardan,çalışma hayatı, siyasi yapı, aile, din, grup-meydana gelmiş, işleyen bir bütündür.Sosyol sistem kavramını ilk kullanan sosyolog T. Parsons'dır T. Parsons'a göre; genel olarak toplumla sosyal sistem birbirine eşittir. (Bkz. Parsons, T.)R.K. Merton ise, sosyal sistemi fonksiyonel-yapısal model açısından ele almıştır. (Bkz. Merton, R.K.)Sosyal sistemi işleten alt sistemler vardır. Hukuk, aile, din, ekonomi vb. bütünü ileten alt sistemlerdir.
SOSYAL SİYASET [İng. SocialPolitics]: (Sıfat)
(Sosyoloji Sözlüğü) :
Ekonomik hayatta sınıflar arasındaki ortaya çıkışı itibariyle-sınıf tezatlarını ve mücadelelerini hafifletmeyi,mümkün olduğu takdirde bunları ortadan kaldırmayı, sistemi ve düzeni, istikrarı bozmadan daha da sağlamlaştırmayı hedef edilen bir siyasettir. (Tuna, O., yalçıntaş, N., 1994)Sosyal siyaset, sosyal sınıfların hareketleri, tezatları ve mücadeleleri karşısında devleti ve hukuk nizamını ayakta tutmaya ve idame ettirmeye matûf bir siyasettir. (Kessler, G., 1945) Sosyal adaleti temin,istismarı ortadan kaldırmak, üretim sürecini insanîleştirmek, sosyal dengeleri yeniden kurmak, uzlaşmacı siyaseti yerleştirmek ve reformculuk sosyal siyasetçilerin görevidir.Sosyal siyaset kavramı yerine zaman zaman "Sosyal Politika", "İçtimaî Politika", "İçtimaî Siyaset" kavramları da kullanılmıştır.O. Tuna'ya göre, kavram bizde ilk defa 1916-1917'de Ziya Gökalp'in başında bulunduğu "iktisadiyat" dergisinde yer almıştı. Dünyada ise ilk defa XIX. yüzyılın ikinci yarısında Almanya'da Prof. Riehl tarafından ele alınmıştır. Sosyal siyasetçiler önceleri ahlâkî, insanî amaçlarla hareket etmiler, daha sonra sosyal ve ekonomik politikalar meydana getirerek çalışa hayatına, çalışma şartlarına iyileştirici müdahalelerde bulunmuşlardır. K. Marx ve Marxist teori ise, müdahaleyi gerekli ve faydalı bulmamış, iki sınıf arasındaki çatışmayı sadece erteleyebileceğini ileri sürmüştür. Marxist diyalektiğin yürüyüşünde, iyileştirici müdahalelere yer yoktur ve de determinizme aykırıdır. (Bkz. Diyalektik, Determinizm) (Fındıkoğlu, Z. F., 1965)
Sosyal Şoven. (Sıfat)
(Felsefe Sözlüğü) :
bkz. Şovenizm.
SOSYAL STATİK [İng. Social Statics]: (Sıfat)
(Sosyoloji Sözlüğü) :
A. Comte'un medod anlayışı içinde yer alan bir kavramdır. A. Comte insanlık tarihini "Üç Hal kanunu" (Teolojik, Metafizik ve Pozitif) ile açıklamaya çalışmaya çalışmış; sosyal olayların sebep-sonuç ilişkilerinin birbirini takip eden bu üç dönemde farklı ele alındığını savunmuştur.A. Comte, yapı ve düzeni,sosyal statik olarak düşünmüş, değişmeyi ise sosyal dinamik olarak değerlendirmiştir. ( Bkz. Comte, A., Sosyal dinamik)
SOSYAL STATÜ [Social Status]: (Sıfat)
(Sosyoloji Sözlüğü) :
Fertlerin ve sosyal grupların toplum içindeki mevkileri ve yerleridir. Sosyal statü, doğuştan elde edilen (ascribed status) ve kazanılan statü (achieved status) olmak üzere ikiye ayrılır. Doğuştan kazanılan sosyal statü, kast ve benzeri toplumlarında görülür ve biyolojik olarak geçer. (Bkz. Kast Sistemi) Eğitim yoluyla sosyal hareketlilik ise, kazanılan statüyü sağlar. Eğitim yoluyla bir mesleğe kavuşulması ve meslekten statüye geçmek esastır.Fert toplum içnde bir takım statülere sahiptir. Meselâ, bir kişi hem baba, hem bir profesör hem de bir kooperatifin veya derneğin başkanı olabilir.XIX. yüzyılın en öneli sosyal değişmelerinden birisi, eğitim yoluyla yukarı doğru sosyal hareketlilik ve kazanılan satatüdür. Bir zamanlar ertlerin sosyal tabakaları bizzat mesleği tayin ederken ve fert bu tayin üzerinde etkili olmazken, günümüzde meslek, statü tayin eder, sosyal tabakalaşmayı etkileyen bir rol üstlenmiştir. (Bkz. Sosyal Hareketlilik, Sosyal Tabakalaşma) (Erkal, M. E., 1993, Bottomore, T.B., 1962)
SOSYAL TABAKALAŞMA [İng. social Stratification]: (Sıfat)
(Sosyoloji Sözlüğü) :
Sosyal tabakalaşma, otorite, prestij, statü ve güce gre nüfusun farklılaşması ve hiyerarşik olarak sıralanmasıdır.Sosyal tabakalşa konusunda sosyal ilimciler, sujektif ve ovjektif değerlendirmeler yapmaktadırllar. Subjektif yaklaşım bizzat ferdin kendisini hangi tabaka ve sınnıfa sokabildiğidir. Başkalarının kendisi hakkındaki görüşleri ikinci phândadır. Objektif yaklaşımı ise, ferdin dışında dıştan gözleyerek bir hükme varmaktır. Tabakalamamış bir toplum efsanedir. sürekli bir arada yaşamaya ihtiyaç duyan, farklı teşkilâtlanma şekillerine sahip bütün topluluklarda, farklı kkriterlere göre tabakalaşma ortaya çıkmaktadır. İlkel topluluklarda cinsiyet ve yaş grupları, kabile önderleri ve nüfuz durumuna göre bir sıralanma sözkonusudur.Max Weber, tabakalaşmada üç temel kriteri ele almaktadır. Bunlar, ekonomik kıymetlere ve fırsatlara sahiplik, politik güç ve prestij durumudur. Weber'e göre; fert ekonomik, sosyal ve politik daireler içinde yeer alır ve zamanlabunlardan birinde diğerlerine göre daha yukarılarda veya aşağılarda bulunabilir.Sosyologlar tabakalaşmayı ik ana göstergeye göre ele almaktadır: Kast tabakalaşması ve statü tabakalaşaması.. Statü tabakalaşması doğuştan sonra eğitim, öğretim ve sosyalleşme sürecinden alınacak paya göre şekillenmektedir. (Bkz. sosyal Statü, Kast, Sosyal Sınıf) (Broom and Selnick, 1965, Goodman, N., 1992, ülken, H.Z., 1969, ınternational Encyclopedia of social Sciences, V.15, 1968)
SOSYAL TEMSİL [İng. Social Representation]: (Sıfat)
(Sosyoloji Sözlüğü) :
Genetik psikoloji ve E. Durkheim'in kollektif şuur kavramına bağlı olarak gileiştirilen sosyal temsiller, insanların sosyal dünya hakkında pallaştıkları enformasyon ve bilgi temsil örnekleri, yaşanan ve değişen kültürün parçaları olup, zihinsel olgu ya da süreçler olarak da tanımlanan tutumlar ve davranışlardır. düşünce Babası Serge Moscovici'dir. sosyal temsiller kollektif bir şekilde paylaşılan fikirler, düşünceler, imajlar ve içselleştirilmi bilgi yapılarıdır. (Moscovici, S., 1984).Sosyal Temsiller Teorisi, teorik olarak Kartezyen ve Hegelyen paradigmalara bağlı pozitivist bir yaklaşımın ürünüdür. Dil yapılarıyla ilgilenen teori metateorik olarak bilim ve sağduyunun farklı realiteleri tartıştığını öne sürer.
Sosyal Turizm (Sıfat)
(Turizm Sözlüğü) :
Ekonomik güçleri yetersiz olan kişileri, kurumları yardım ve desteği ile onların turizm olayı içine katılmalarının sağlanması ve bu durumun yarattığı ilişkilerin tümü.
SOSYAL UYUŞMA [İng. Consensus]: (Sıfat)
(Sosyoloji Sözlüğü) :
Belirli bir konuda toplum, sosyal grup veya fert seviyesinde dünce, duygu ve menfaaatler arasında meydana gelen, getirilen uyumdur.Sosyal uyuşma, belirli kurallar içinde rekabet eden, menfaatleri çatışan unsurlar arasında varılan bir mutabakattır. Karşılıklı menfaatlerin çatışmalı pazarlık yoluyla belirli bir noktada birleşebilmesi, fikir ve düşüncelerin bezı ortak eseslar etrafında toplanabilmesidir. Böyle bir birleşme ve toplanma, hoşgörü,demokrasi terbiyesi, karşılıklı saygı ve diğer gamlık ile mümkündür. Unsurlardan birinin, diğereni veya kendi dışındakilerin varlığını kabul etmediği hallerde, uyuşma gerçekleşemez. (Bkz. diğergamlık, Çatışma, Sosyal Denge)